• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

KÜÇÜK EV BÜYÜK TUZAK

10 Ocak 2026, Cumartesi 00:25
KÜÇÜK EV BÜYÜK TUZAK

Amerikan ve batılı bebekler doğunca, onların çocuklarının sayısı arttıkça çok kıymetli oluyordu da; bizler, yani Türk ve Müslüman çocuklar neden dünyaya fazla geliyorduk?

——- 

(2026-2035 Aile ve Nüfus On Yılı’dır.)

 

Yetmişli yılların ortalarıydı. Tek kanalı olan televizyonlarımızda “Küçük Ev” isimli bir dizi yayınlanıyordu. Çocuklar ve büyükler hepimiz ekran karşısında toplanıp bunu izliyorduk. 

O zamanlar memlekette sağ sol kavgaları da vardı. Bu dizinin böyle sevilmesinin sebeplerinden biri de belki içinde kavga dövüş, fitne fesat ve entrika olmamasıydı. Her bölümde gayet sade, duru, basit ama sıcak ve insanî mevzular işleniyordu.

❤️❤️❤️

Konu aslında, 1870‘lerden itibaren Amerika’da yaşayan Ingalls’ların hayatıdır. Kıtaya yerleşen “öncü” denen ailelerden birinin kızı olan Laura Ingalls Wilder, yazdığı kitaplarda kendi çocukluk hikayelerini anlatmaktadır. 

Dizi filmin orijinal adı ise “Little House on the Prairie.” Yani kırdaki, yerleşim alanının uzağındaki küçük ev. Hani bizde “dışarlak” denir ya, öyle…

Zaten dizi de öyleydi. 

İki beygirini pulluğa koşup toprakla boğuşan baba ve sair işlerle, hayatî ihtiyaç ve sıkıntılarla mücadele eden ailesi…

İşte bizler de her hafta, bir saate yakın gösterilen bölümü izlerken, bu insanların hayatlarından kendimizden bir şeyler buluyorduk.

❤️❤️❤️

Hikayeyi anlatan Laura, bizim sınıftakilerden bazılarına yakın geliyordu ama çocukların en az yarısı o sarı saçlı mavi gözlü Mary’ye aşıktı. Hele o güzel kız kör olunca herkes kahrolmuştu, “nazarlara geldiğini” söyleyenler bile olmuştu!

Ben de “Merici”lerdendim. Diziyi izleyenlerin Meri’yi hiç görmemesini dilerdim! Bütün sahnelerde gözümle hep onu takip ederdim ama, kafamı kurcalayan bambaşka bir şey vardı…

Onu az sonra anlatacağım.

❤️❤️❤️

Herkes üç kızları olan bu Amerikan ailesini konuşurken, bazı gazete ve dergilerimiz ise önemli bir konuya dikkat çekiyordu.

Türk milletinin çok sevdiği, dizideki Ingalls’lar; baba Charles, anne Caroline, kızları Laura, büyük kızları Mary ve ufaklık Carrie her pazar günü hiç aksatmadan temiz kıyafetlerini giyiyor ve atların çektiği arabalarına binerek heyecan içinde kiliseye gidiyorlardı.

İşte dikkat çekilen ve tepki gösterilen burasıydı:

“Dizideki oyuncularla beraber sık sık kiliseye giden Türk milleti ve çocuklarımız, dolaylı olarak Hristiyanlığa sempati duyabilirler” deniyordu!..

.

Sonunda bölüm bitiyor ve biz televizyonun başından kalkmadan, ekrandan geçen ve artık ezberlediğimiz o isimleri okuyorduk:

Michael Landon – Charles Ingalls 

Karen Grassle – Caroline Ingalls 

Melissa Gilbert – Laura Ingalls

Melissa Sue Anderson – Mary Ingalls

Lindsay Greenbush – Carrie Ingalls

Adı da Bendit olan köpekten sonra diziye Caspır isimli yenisi dahil olmuştu.

❤️❤️❤️

Ingallslar büyüyen ve daha çok büyümek isteyen bir aileydi. Üçüncü sezonda anne Caroline dördüncü çocuğuna hamile kaldığında hepsi sevinçten çılgına dönmüştü. Ve kadının gebeliği boyunca bu olay hep gündemde tutulmuş, sonunda ise bir oğlan çocuk dünyaya gelmişti.

İyi de…

Anlamadığım yer tam burasıydı;

Benim de annem babam ve üç ablam vardı. Ekrana konan yabancı filmlerde gördüğümüz her yeni çocuk, mutluluk ve zenginlik ve güzellik manasına gelirken bizler neden başkaydık?

Amerikan ve batılı bebekler doğunca, onların çocuklarının sayısı arttıkça çok kıymetli oluyordu da; bizler, yani Türk ve Müslüman çocuklar neden dünyaya fazla geliyorduk?

❤️❤️❤️

Aynı yıllarda gazete, dergi, televizyon ve radyolarda doğum kontrolü hakkında o kadar çok yayın yapılıyordu ki… Ben ve birçok arkadaşım “kaç kardeşsiniz” sorusuna cevap verirken utanıyorduk!

Karikatürlerde, göbekleri abartılmış gebe kadınlar olurdu. Bunların sırtına bağlanmış bir bebek daha vardı. Ayrıca bu kadının beşikte, eşikte, etekte ve çevresinde boy boy çocukları olur ve bunca çocuk arasında, perişan vaziyette ev işleri yaparken, çizilirdi.

Özellikle zengin ve okumuş tipler, ikiden fazla çocuğu olanları; eğitimsiz, cahil, geri kafalı, bu yüzden de fakir kalmış görür ve öyle gösterirdi. 

Bunun alternatifi yoktu. 

Ya iki çocuklusun veya ikinci sınıf insansın!..

❤️❤️❤️

Yeni bir apartman dairesine taşınmıştık. O yıl evde “bu eve bir bebek ne kadar yakışır” gibi bir cümle geçmişti de hepimiz “ne o kedi yavruları gibi” diyerek büyük muhalefet etmiştik!..

Çünkü doktorlar, öğretmenler, üniversiteliler, yazarlar, sanatçılar, gazeteciler hep bir ağızdan nüfus planlaması, doğum kontrolü hakkında konuşuyordu. Sokaklarda mütemadiyen “bakacağın kadar doğursaydın”, “bu kadar çocuk yapmasaydın geçinebilirdin”, “doğurup doğurup sokağa salarsan böyle olur” tarzı aşağılama cümleleri duyuyorduk. 

Bizler de; “okumuş yazmış geçinen ve cahillerden görünmemeye hevesli” yeni kuşaklar olarak, daha çok kardeşimiz olmasını ve annelerimizin tekrar doğum yapmasını elbette istemiyorduk!..

❤️❤️❤️

Yıllar geçti… Küçük Ev’in kafamda çıkardığı karışıklık büyüdü durdu!

.

Bizler o günlerde, 1870’lerde yani tam bir asır önce geçen hikayeleri anlatan sahneleri izliyormuşuz. Şimdi ise, izlediğimiz günlerden sonra yarım asır daha geçti.

Fakat millet olarak, o günlerde meğer ne büyük goller yemişiz de bunun farkına bile ancak bu yıllarda varmaya başladık.

Bu nasıl oluyordu?

.

Yani şu nasıl oluyordu ki; geri kaldığı söylenen ülkemizde çok çok ayıp olan şey, gayet medeni olduğu söylenen Amerika’da övünülecek ve sevinilecek bir şey olabiliyordu?

Köylülükse onlar da tarla sürüyor çiftçilik yapıyorlardı. Cahillikse onların bulunduğu yerde doğru düzgün okul, incilden başka da kitap yoktu. Fakirlikse Ingells ailesi bizden daha fakirdi, bazen bir dilim ekmeği bölüşüyorlardı.

Onlarda da üç kız vardı bizde de. Onların da dördüncü sırada bir küçük oğulları doğmuştu.

Neden biz bu duruma üzgündük ve aşağılanıyorduk da onlar, haftalar hatta aylar boyunca seviniyordu anneleri hamile kaldığı için, bir bebek doğduğu için, yeni kardeşleri olduğu için?

.

Bizde bunun adı cahillik, kıroluk, doğululuk, fakirlik, köylülük olduğu halde Avrupalı devletlerde ve Amerika’da nasıl oluyor da gurur, sevinç, mutluluk, zenginlik oluyordu?..

İşte benim anlamadığım ve kafamı kurcalayan soru buydu.

❤️❤️❤️

Özeti şuymuş işin:

1960 darbesini yapan zihniyet bu memleketin başbakanını ve bakanlarını idam ederken, aynı ilmeği milletin ve ümmetin istikbalinin de boynuna geçirmişler.

O güne kadar %6 olan doğurganlık hızımız asrın sonunda yani 30-40 yılda %3’ün altına düşmüş.

Sonraki darbelerde de hep bu konunun üzerine gidilmiş, kasıtlı kanunlar çıkarılmış. “Aile Planlaması” başlığı altında tam ifadesiyle “milletin yatak odalarına” karışmışlar ve bu kampanyaların öncülüğünü meşhur Rockefeller Vakfı yapmış, finansını ise ona bağlı holdingler sağlamış…

Bu nüfus dayatması ise dünyada sadece Güney Kore, Tunus ve Türkiye’mize uygulanmış!..

❤️❤️❤️

Nüfus güç demektir…

Nüfus milletin ve devletin her şeyi demektir.

Malum sözdür, Osmanlı “Milleti yaşat ki devlet yaşasın” parolasıyla Devlet-i Âliyye olmuştur.

.

Ben bu yazıyı 2026’nın ocak ayında yazıyorum. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız bu hafta dedi ki;

“Kendini yenilemede kritik eşik 2,1’dir. Bu yüzyılın başında 2,38 olan doğum hızımız bugün maalesef 1,48’e kadar gerilemiştir…

Bu düşüş ekonomiden millî güvenliğe kadar her alanı etkileyen bir gelecek meselesidir.

Bu böyle devam edemez! Ederse, nüfusumuz yüzyılın sonuna kadar 25 ila 50 milyon arasında bir yere kadar gerileyecek.”

❤️❤️❤️

Kısa ve net gidelim.

Doğurganlık hızı 2,8 demek; bir nesil kendini 1,4 kat büyüterek yeniliyor demektir çünkü nüfusu sabit tutan seviye yaklaşık 2,1’dir.

Bir nesil yaklaşık 25 yıl kabul edilir. Yüz yıl 4 nesil olarak hesaplanır.

2000’lerin başında 65 milyon olan nüfusumuz 2,8 doğurganlıkla bir yüzyılda yaklaşık 4 katına yani yaklaşık 250 milyona çıkacaktı. Bu ise Avrupa, Japonya, Kore gibi yaşlılardan oluşan insan kalabalığının tam aksi olarak genç, büyüyen, taşan bir nüfus olacaktı.

.

Nüfus; devlet için millet için ümmet için “her şey” demektir…

2026-2035 Aile ve Nüfus On Yılı ilan ettiklerini açıklayan Bakanımız ne diyor?

“Doğurganlık hızımız 1,4’e kadar geriledi.”

Bu ise asrın sonunda, nüfusumuzun 25 milyona kadar gerilemesi demektir!..

❤️❤️❤️

Şimdi size bir soru soruyorum:

Bu milletin 200 milyondan fazla insanını, bu kadar Müslüman ve Türk evladını, henüz doğmadan önce, başka hangi bombalarla yok edebilirlerdi?

.

Bu işin bir varlık-yokluk yani beka meselesi olduğunu ne zaman anlayacağız?

Yorumlar

  • yorum avatar
    Ali
    12-01-2026 14:41

    Özellikle dünya jandarması Amerika,nüfusunu hem icerde doğumu hem de mülteci ile artırırken bizin ülkemizde rokéfeller para destekli Vehbi Koc ve Kızı suna kıraç (Vehbi Koç un Kızı) in kurduğu aile planlaması vakfı eli ile. Doğum kontrol mekanizması işletilerek 40 yıldır nüfus planlaması yapılarak nüfus artışı yavaslatildi ve bugüne geldik. Bugun nüfus artışı 1.43 Bugun ise milli egitim bakanlığımızın eli ile gelecegin analarını güya eğitimli nesiller yetiştirmek amacı ile 12 yıl zorunlu eğitimle hem kendi yetiştiği ortamdan hem de öz kültür, örf ve annelerinden koparıp boşlukta bir nesil olarak yetiştirerek genc nesli geleceği düşünemez hale getiriyor. Sn aileden sorumlu hanım bakan sanayide çalışacak mühendislerin %37 sinin bayanlardan oluşması için çalışmalar yaptıklarını açıkladı. Bir taraftan rokefeller para destekli Vehbi Koç ve Kızı suna kirac in aile planlaması vakfı, bir tarafran Milli eğitimin zorunlu eğitim dayatması birde sn bakanın %37 mühendis planı bizim nüfusumuzun azalmasına büyük hizmet eden çalışmalar. Tabi nufusu azaltmak bir hizmet mi yoksa bir emperyalist plan mı onu allah da kılları da biliyor. Allah bu millet aleyhine planlar yapanların planlarını kendi başlarına geçirsin. Bizlere de farkındalık versin. Bir ülkede faiz, içki, zina resmen serbest oluyorsa sonu hayr olsun.

  • yorum avatar
    Adem ödübek
    12-01-2026 12:47

    O. Diziyi izledik yazarın dediği gibi beğenerek ,her dizide olduğu gibi bu dizide de amaç ın farklı olduğunu şimdi daha iyi anlıyoruz

  • yorum avatar
    Meletonin
    11-01-2026 08:18

    Aile eğitimi zorunlu olup, günün belli saatinde de bütün kanallar aile eğitimi yayını vermeli. Evlada, yaşlıya merhametli türk aile yapısı tekrar kazanılmalı.

  • yorum avatar
    Şevki Turgut
    10-01-2026 23:25

    İsteyen istediği kadar çocuk yapabiliyor. Ayrıca varlık yokluk meselesini saylarla belirlemek geçti artık bilim / teknoloji belirliyor. Bu gün dünya nüfusu 9 milyarı zorluyor. Çok yakın gelecekte 30 milyar olacak. Afrika ülkeleri yoksul insanları denizlerde boğulma dahil ölümü göze alıp kaçıyor. Bunlar size bir kurgu gibi mi geliyor? (2)

  • yorum avatar
    Zehra
    10-01-2026 23:00

    Çok önemli bir konuya parmak basmışsınız Ama maalesef amaçlarına ulaşmış gibiler?

  • yorum avatar
    Şevki Turgut
    10-01-2026 22:42

    Bu yazıyı1923'lerde okusam imza atardım. O günlerde ve ilerleyen 60 ve 70. yıllarda dünya nüfusu patladı. Yoksul ülkelerdeki nüfus izinli izinsiz batı ülkelerine aktı. Savaşlarla nüfus kıtlığı yaşayan o ülkeler buna fazla ses çıkarmadı ama bir süre sonra kaldıramadığı noktaya gelince vize koydular. Bu günlerde bırakın yerleşmeyi turist olarak bile izin vermiyorlar. Sebebi gayet açık. Artık iş gücü olarak insana değil teknolojiye(artificially interligent/yapay zeka) ihtiyaç var. Bu itibarla teknolojilerini geliştiren ülkeler de bi le mevcut nüfus doğurganlık az olmasına rağmen din ile ilgisi olmamasına rağmen fazla gelmeye başladı. Henüz teknolojilerini yeterli seviyeye getiremeyen ülkelerde fazla nüfus sorun olmaya başladı. Ülkelerin devamı önemli ama bunu yalnızca nüfus artışına bağlamak yanıltıcı olur. Özellikle yoksul ülkelerde yeterli teknolojik donanım olmadığı için savaşlar ve iç terör durmuyor ve barışı hatta dünya barışını tehdit ediyor. Hiç bir ülkenin toprağı nüfusa bağlı artırma şansı artık yok, o zaman mevcut nüfusu beslemek ve yarınlara hazırlamak için var olan nüfusa yatırım yapmak gerekir...

  • yorum avatar
    Kazım Kürşat
    10-01-2026 21:29

    Harika bir yazı. Herkesin okuması ve okutması lazım.

  • yorum avatar
    Akın
    10-01-2026 21:27

    Doğru söylüyorsunuz devletin bir an önce el atması lazım.çocuk teşvik edilmelidir.Destek olunması lazım

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.