KİMLİĞİNİ TAŞIMAN NEDEN YASAK?
31 Ocak 2026, Cumartesi 00:25
Hiçbirinizde olmayan bir şeye sahibim.
Fakat, bu gizli bir hazine mi, derin bir acı mı… Yoksa, örtülmüş tarihimizin içindeki bir ayıbımız mı?
Bir şey söylemek istemiyorum!..
———
Elimde tuttuğum, kayıp ve karanlık bir dönemin evrakı.
Bir asır… Yani yüz yıl boyunca; sormayı bir kenara bırakın; sorabileceğini, yani sorup soramayacağını düşünmek bile hatırına gelmedi bu insanların!..
Ne çamlar kesildi, ne camlar kırıldı, ne canlar gömüldü toprağa.
Toprak elbette herşeyi örteer, kapatır.
Uzun zaman da kapalı kalır çoğu şey.
Ama o karanlıkta kalmış can tohumlarından bir kaçı canlanır ve gün ışığına kavuşur.
İşte o zaman sorular ve sorular ve sorular üşüşür başımıza. “Ne olmuş, nerede olmuş, ne zaman olmuş, nasıl olmuş, niçin böyle olmuş, kim veya kimler varmış bu işin içinde?” soruları dolaşmaya başlar beynimizin içinde.
❤️❤️❤️
Evet, ben…
Hiçbirinizde olmayan bir şeye sahibim.
Fakat, bu gizli bir hazine mi, derin bir acı mı… Yoksa, örtülmüş tarihimizin içindeki bir ayıbımız mı?
Bir şey söylemek istemiyorum!..
Fakat inanın şu elimdeki evrakı hepinize, herkese tek tek göstermek istiyorum.
Çünkü hiçbiriniz bir benzerini görmediniz, göremezsiniz de yani.
❤️❤️❤️
Benim babam 8.1.18’de 88 yaşında vefat etti. Babamın babasının adı İsmail’di.
İsmail dedem, dört çocuk bırakıp vefat ediyor. Hani o Üsküdar’da büyüdüğünü anlattığım babaannem dört çocukla dul kalıyor.
1908 doğumlu olan İsmail dedem 1938 yılında 30 yaşında vefat etmiş, otuz. Onun babası Davut dedemiz kayınbiraderi yani büyük dayımızla birlikte Balkan Savaşı’nda kalmış. Onun babası olan büyük dedemizin de adı Davut. Yani babam ve iki büyük dedemizin ismi Davut bir dedemin adı ise İsmail.
İşte o, savaştan dönemeyen dedemiz hariç bunların hepsi Velimeşe’de yatıyorlar. Rabbim bütün ehl-i imana rahmet eylesin.
❤️❤️❤️
“Kimsede olmayan” diye bahsettiğim şey ise, İsmail dedemin nüfus cüzdanı.
Bu evrak, Osmanlı Türkçesi ile yani İslam harfleriyle yazılmış ama “Türkçe” bir nüfus cüzdanı. Bazıları maalesef bu gün bile şu derin cehaletten kurtulamadı; “elif” harfiyle karşılaşsa Arap yazdı sanıyor, besbelli ki dertleri Arap görmek filan değil, Müslüman görmek!
Peki bu cüzdan Türkçe ise ve dedelerimize verilmişse ve bunu devlet vermişse, şimdi neden kimsede yok?..
Çünkü bunu, elinde tutması bile yasaktı insanların!
Lütfen anlayın beni!
Bakın hayalden filan bahsetmiyorum. Bu bir gerçek, somut bir şey, işte elimde tutuyorum, dokunabiliyorsunuz yani.
Yasak olan işi yapıyorum; bu cüzdanı cebimde veya çantamda gezdiriyorum yasak, elimde tutuyorum yasak, sayfalarını açıyorum yasak, size gösteriyorum yasak, dedemin adı İsmail Erkul, dedemin ismini okuyorum yasak, yasak, yasak!..
❤️❤️❤️
Bu bir nüfus cüzdanı.
Gri kapağın üstünde kırmızı renkli İslam harfleriyle “Türkiye Cumhuriyeti” altta ise “Hüviyet Cüzüdani” yazıyor.
İçinde dedemin vesikalığı da var. Bu fotoğraf kim bilir hangi şartlarda çekildi ki, herkesin “karıncayı bile incitmez, kimseyle didişmez” diye söz birliği ettiği şu genç adamın yüz ifadesi böylesine bezgin, endişeli ve sıkıntılı…
Halamın oğlu İsmail abim henüz küçükken, fotoğrafının hemen yanına dedemizin adını yazmış, silmedim öyle kalsın…
❤️❤️❤️
Cumhuriyetten sonraki ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapılıyor. O zamana kadar "Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye Tezkiresi" denen ve çizgili kağıda Osmanlı Türkçesiyle basılmış olan tek yaprak şeklindeki nüfus belgeleri kullanılıyormuş.
Sayımdan hemen sonra yani 1928 yılında Osmanlıca ve 32 sayfalık, üzerinde "Hüviyet Cüzdanı" yazan kimlikler veriliyor.
Davut oğlu İsmail dedem burada yirmi yaşında görülüyor.
Cüzdanın devamındaki sayfalarda ise tabiiyeti, vilayeti, kazası, nahiyesi, mesken numarası, dini mezhebi, pederi, validesi, boyu, teni, saçı sakalı bıyığı, kaşı gözü burnunun şekli ve belirli noksanı arızası işareti var mı gibi akla gelen bütün soruların cevabı var.
❤️❤️❤️
Bu adamcağızın yani Allah rahmet eylesin dedemin nüfus cüzdanının elimizde kalmasının nedeni, nüfus cüzdanı çıktıktan sonra ve yeni nüfus cüzdanları verilmeden evvel ölmüş olması!..
Geri alınmadı.
Öldüğü için alınmadı.
Dedem biraz daha yaşasaydı, yani yeni nüfus cüzdanı vermiş olsalardı bunu alıp yakacaklardı! Çünkü kanun çıktı, “eski” denen yazılarla yazılmış ne varsa yasaklandı, bu nüfus cüzdanını taşımak da suç oldu…
Bunu elinde tutman, üzerinde taşıman yasak!..
Evinde de saklayamazdın.
Bu cüzdan, dedem artık olmadığı için gözden kaçmış bir evrak, dedem ölmeseydi bu da elde olmayacaktı…
❤️❤️❤️
Benim öbür dedem, yani Harun isimli büyük dedemizin oğlu ve ayrıca İstiklal Harbi gazisi de olan Hüseyin dedem mushaf saklıyor, çocuklara Kur’an okutuyor diye…Yani elif cüzünü hem de ahırda gizli okutuyor diye, gece karanlığında evinin bahçesinde gizlice ezan okudu diye defalarca alınıp götürülmüştü. Büyüklerimizin hepsi de şahitti buna, her birinden defalarca dinledim.
Götürüldü, defalarca sorgulandı. Vatan hainiymiş gibi dipçik yiyen, nezaretlerde tutulan insandır benim İstiklal Harbi (Kurtuluş Savaşı) gazisi Çavuş dedem. Buna benzer de yüzlerce örnekler var.
❤️❤️❤️
Osmanlı Türkçesi ile basılmış Hüviyet Cüzdanı görebiliyor musunuz sosyal medyada, hiçbir yerde yok. Google ortamında şunun gibi beş tane daha bulamazsınız
Nüfus cüzdanı, hüviyet te denir bu kimliğe hatta kafa kâğıdı derler.
Yani aklınız alıyor mu, insanlar kendi nüfus cüzdanını yanında taşımaktan men edilebilir mi üzerinde İslam harfi var diye?
Hem de bu, devletin verdiği bir nüfus cüzdanı, üzerinde dedemin fotoğrafı var. Bu nüfus cüzdanının yok edilmekten kurtulmuş olmasının nedeni ise, dedemin ölmüş olması!
…
Dedem öldü…
Ve belki, sizler de o günlere şahit olasınız diye, bana Hüviyet Cüzdanını bıraktı.

Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Fatma
01-02-2026 15:50Amin dualarınıza hocam. Çok acı zamanlar?
Ahmet Sezgin
31-01-2026 19:52Ne yazikki gerici dedikleri osmanlidaki kaydat kuydat dedikleri ne kadar tertipli ve düzenli imiş ayrıca 300 çadırdan başlayan Osmanlı kuruluş dönemi dedikleri zamandaki yükselişi büyümesi ile koskoca imparatorluktan geriye kalan bizler 100 yıldır 300 cadirili Osmanlı'nın yaptığının başardığını neresindeyiz şartlar ve imkanlara göre yazık kayıp yillarimiza:(
Zekeriya AYAZ
31-01-2026 13:25Günümüzde düşününce insanlar “Hadi canım sen de! Bu dediklerin hikayedir ancak. “ diyordur belki de ama bunların ve daha vahimlerinin yaşandığı topraklar üzerinde yaşıyoruz.