KASTAMONU DOSYASI; ŞÂBÂN-I VELÎ
13 Aralık 2025, Cumartesi 00:30
(Çünkü bizim inancımızda devlete isyan etmek, hele silahlı çatışmaya girmek yoktur. ..)
———
Kastamonu, gözlerden ırak… Ancak, “kendisini” ziyarete gitmek isteyenlerin kavuşabildiği, fakat dünyalar güzeli de bir şehir,,, miş!
Benim bunu görüp öğrenmem mümkün değildi; eğer bir arkadaşımızın, öğretmen olarak Şenpazar ilçesine tayini çıkmasaydı.
.
Yıllar önceydi.
Bana dedi ki;
“Sadece yola düşen kayaları, önünüze çıkan ayıları ve iri cüsseli hamalları ile zikredilen Kastamonu’yu gördüğümde, ben de inanmamıştım…
Osmanlı şehirlerinden Bursa’yı biliyorsun, Edirne‘yi biliyorsun… İşte Kastamonu da tarih, kültür, mimarî ve coğrafî olarak onlardan hiç aşağı kalmaz.
Biz buradayken mutlaka görmen lazım!”
.
Sözünü dinledim.
Nihayet bir gece yarısı, arabamın farlarının aydınlığında gördüm “Kastamonu” levhasını.
❤️❤️❤️
Kastamonu, hiçbir yolun üzerinde değildir; ona ulaşmak için önce Ilgaz Dağı’na tırmanmak gerekir. Denizden ortalama bin metre yükseklikte, yayla gibi genişleyen bu dağlık saha, “Anadolu boğasının” sanki omzu gibidir.
.
Burası gerçekten de manevî aslanlar diyarıdır: Benli Sultan, Aşıklı Sultan, Hepkebirler, Nasrullah Kadı, Seyyid Ahmed Siyahi hazretleri ve daha niceleri…
Ve elbette; Kastamonu’da doğup Anadolu’ya ve Balkanlar’a yayılmış olan Halvetiyye–Şâbâniyye kolunun pîri Şeyh Şabân-ı Velî Hazretleri, buradadır.
O mübarek zat Kastamonu için yalnızca bir mutasavvıf değildir. Bu güzel memleket, onunla birlikte bir şehirden çok “irfan menziline” dönüşmüştür.
Şeyh Şabân-ı Velî Hazretleri, Kastamonu’nun kalbidir.
.
976/1569 senesinde vefat eden bu gönüller sultanı hacca gitmediği halde kendisine “Hacı” denmesinin sebebi ise; hayatının son yedi yılını dergahındaki çilehanede geçirdiği halde, tayy-i mekân ederek namazlarını Kâbe’de kıldığının meşhur olmasıdır.
❤️❤️❤️
Evliya Çelebi’den bu yana gelen kayıtlarda, Kastamonu insanının; misafir ağırlamayı bir ahlâk ölçüsü sayan, dindarlığı gündelik hayatına sindirmiş, ilme ve irfana yakın duran, kanaatkâr ve güven telkin eden bir insan tipini temsil ettiği vurgulanmaktadır.
Oğuz–Türkmen yerleşimiyle şekillenmiş bu bölge halkının devlete ve vatana bağlılığı, sadakati ve güvenilirliği de edebî ve akademik kaynaklarda zikredilir.
İşte böyle nadide bir şehrin, kendi özünden bu kadar farklı anılmasının sebebi acaba nedir?
İyi insanlarıyla meşhur Kastamonu neden korkutucu ayılarıyla ve ormandaki ağaçlar arasından yuvarlanıp duran kayalarıyla söylenip durur?..
Saygılı ve ağırbaşlı Kastamonululara neden ısrarla hamal iması yapılır?
Neden bazı eski filmlerde, yüz kızartıcı kimi meslekler Kastamonu bölgesiyle bilinsin istenmiştir?..
Buradaki niyet acaba bir itibar suikastı olabilir mi?
❤️❤️❤️
Şapka müzesi, dünyada kaç tane var bilmiyorum ama Türkiye’deki ilk ve tek “Şapka Müzesi”nin Kastamonu’da olduğu kayıtlıdır.
Daha önce duymamış olanlara bu zıtlık garip gelse de, sebebi şudur:
Ağustos 1925’te Kastamonu ve İnebolu’ya resmî bir gezi düzenlenmiş ve “batılı başlık” fikri, halka bizzat gösterilmiştir.
Üç ay sonra, yani 25 Kasım’da ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Şapka Giyilmesine Dair Kanun” kabul edilerek şapka giyilmesi mecburî hâle getirilmiştir.
❤️❤️❤️
Sivas, Giresun, Erzurum gibi bir çok şehirde ciddi tepkiler olduğu, pek çok idamlar gerçekleştiği halde…
Rize’deki tepkiler sebebiyle, zırhlı savaş gemimiz Hamidiye Kruvazörü’nün bölgeye gönderildiği, ve yeni çıkan kanunun henüz yirminci gününde top atışlarıyla halk üzerinde ciddi bir baskı ve sindirme oluşturulduğu; ardından Ankara İstiklâl Mahkemesi tarafından yerinde yargılamalar yapıldığı, hapis ve idam cezaları verildiği halde…
Neden, Kastamonu gibi dindar insanların yaşadığı bir şehirde isyanlar, ayaklanmalar olmadı ve meşhur darağaçları meydanlara kurulmadı?
Bunun cevabını gene şehrin fıtratında arayıp bulmak lazım.
❤️❤️❤️
Kastamonu, merkezle uyumlu ve isyan geleneği zayıf bir vilayetti.
“Devlete rağmen” denilebilecek bir refleksi gelişmemişti.
Zaten bölge, Şeyh Şaban-ı Veli çizgisinden geliyordu.
Ehlisünnet çizgide esas olan; fitneyi büyütmemek, meşru zemini terk etmemek ve devlete karşı silahlı çatışmadan özellikle kaçınmaktır.
Belki de işte bu yüzden (yani bütün bunlar hesaplandığı için) şapka gibi keskin bir inkilabın başlangıç noktası olarak Kastamonu seçildi.
❤️❤️❤️
Bizim inancımızda devlete isyan etmek, hele silahlı çatışmaya girmek yoktur.
Zulüm görülse bile sabra sığınılır, nasihate sarılınır, fitneden kaçınmaya çalışılır…
Bu anlayış medreselerde, tekke geleneğinde yani Anadolu’daki yerleşik Sünnî tasavvufta çok güçlüdür.
Kastamonu hattı da Şeyh Şa‘bân-ı Velî silsilesi dâhil tam da bu çizgidedir.
Bu yüzden direnmek yerine susmayı, zamana bırakmayı, uyumlu görünmeyi
tercih etmişlerdir ki zaten o gün Kastamonu’dan beklenen de bu değil miydi?
.
Not:
Kastamonu ve Kastamonu’nun kalbi olan şeyh Şâbân-ı Velî hazretlerini biraz hatırladık.
Peki bu güzelliklere edilen taarruzu ve “Şaban” ismi üzerinden kurulan oyunu da biraz konuşalım mı?
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
SAPMAZ
25-01-2026 09:37Rabbim bu millete hak hakikat nedir bilmeyi gerçekleri görmeyi değerlerine sahip çıkmayı nasip etsin bu milletin ilim ve bilim adamlarına basiret feraset devlet adamlarına da bunlarla beraber cesaret nasip etsin Yuregine sağlık dostum
Fatma
17-12-2025 16:27"İtibar suikastı"... O günlerde de, bu günlerde de bu milleti hep işte bu ifade ile yıkmışlar ve hâlâ yıkmaya çalışıyorlar! Ve bizim milletimiz bu konuda çok zayıf/latılmış maalesef... Elinize yüreğinize sağlık hocam?
ahmet sırrı arvas
13-12-2025 10:31çok güzel tesbitler üstad.. kaleminize sağlık...