• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

İTİKADİ AYRILIKLAR

10 Ekim 2025, Cuma 00:15
İTİKADİ AYRILIKLAR

İslam dininde, iman edilecek hususlarda ayrılık yoktur.

Eshâb-ı kirâmın hepsi, Peygamber efendimizin bildirdiği gibi inanmış, itikadda yani inançta hiçbir ayrılıkları olmamıştır.

Onların, Peygamberimizden naklederek bildirdikleri bu imana “Ehl-i sünnet itikâdı” denilmiştir.

Sonraki asırlarda ise zamanla itikadi ayrılıklar ortaya çıkarılarak bid’at ve dalalet fırkalarının sayısı çoğalmıştır.

Allahü teala Nisâ sûresinin 115. âyet-i kerîmesinde:

“Kurtuluş yolunu öğrendikten sonra, Peygambere uymayıp müminlerin yolundan ayrılanı, saptığı yola sürükleriz ve çok fena olan Cehenneme atarız.” buyurarak,

imanda parçalanmanın, fırkalara ve mezheplere ayrılmanın kötü olduğunu haber vermektedir.

Nitekim Peygamber efendimiz de:

Tirmizî’nin rivâyet ettiği meşhur bir hadîs-i şerîfinde:

“Benî-İsrâil (Yahûdîler), yetmiş bir fırkaya ayrılmıştı. Bunlardan yetmişi Cehenneme gidip, ancak bir fırkası kurtulmuştur.

Nasârâ (Hıristiyanlar) da, yetmiş iki fırkaya ayrılmıştı. Yetmiş biri Cehenneme gitmiştir.

Bir zaman sonra benim ümmetim de yetmiş üç fırkaya ayrılır.

Bunlardan yetmiş ikisi Cehenneme gidip, yalnız bir fırka kurtulur.” Buyurur;

Orada bulunan Eshâb-ı kirâm efendilerimiz bu kurtulacak fırkanın kimler olduğunu sorunca;

“Cehennemden kurtulan fırka, benim ve eshâbımın gittiği yolda gidenlerdir.” buyurdu.

Bu yolun adı “Ehl-i sünnet vel cemâat” olup;

Bu yoldan ayrılan sapık fırkalar, Kur’ân-ı kerîm’deki muhkem ve bilhassa müteşâbih âyet-i kerîmeleri kendi akıllarına göre tefsir ederek yanlış yorumlamışlardır.

Kur’ân-ı kerîmin doğru manası olan murâd-ı ilâhîyi anlayamamışlar, doğrusunu anlatan Ehl-i sünnet vel cemaat alimlerinin açıklamalarını da kabul etmeyerek onlara fikren ve fiilen saldırmışlardır.

İslamiyette ilk itikadi ayrılıklar, hazret-i Osman’ın şehit edilmesinden sonra,

Abdullah ibni Sebe adında münâfık bir Yahudinin ortaya çıkması ile başlamıştır.

Kendisine taraftar toplamak ve onlara görüşlerini kabul ettirmek için;

“Hazret-i Ali’nin Peygamber olduğundan, Allahü tealanın ona hulûl ettiğine” varıncaya kadar pek çok şeyler uydurup insanları aldattı.

Zamanla “Hilâfet, Ali’nin hakkıdır.“ diyen ve bu inanca sahip olanlara “Şîa” denildi.

Şiiler, zamanla başka konularda da Ehl-i sünnetten ayrılıp, kendi içlerinde çeşitli kollara bölündüler.

Hazret-i Ali’nin hilâfeti, hakem tayini yoluyla Hazret-i Muâviye’ye bırakmasını beğenmeyerek;

Hem Hazret-i Ali’ye hem de Hazret-i Muâviye’ye karşı çıkıp ayrılanlara ise “Hâricî” ismi verildi.

Haricilerden bir kısmı Kur’ân-ı kerîm’in bazı bölümlerini kabul etmezler.

Bir kısmı da yeni bir peygamber geleceğine inanacak kadar sapıklıkta ileri gitmişlerdir.

Bozuk fırkalardan biri olan Mu’tezile ise,

Daha önce Hasan-ı Basrî (ö.728) hazretlerinin derslerinde bulunup, doğru yoldan sapan Vâsıl bin Atâ (ö.748) tarafından ortaya çıkarılmıştır.

Sonraki yıllarda bilhassa felsefe eğitimi yapmış kişiler, Vâsıl bin Atâ’nın yolundan yürüdüler.

Ayrıca Mürcie, Kaderiyye, İbâhiyye, Mücessime, Cebriyye gibi birçok bozuk fırka;

İslam tarihi boyunca çeşitli yerlerde ortaya çıkmış, kendi içlerinde de sayılamayacak kadar çok kollara ayrılarak bir müddet yaşayıp sonra unutulup gitmişlerdir.

Ancak son asırlarda zuhur eden Vehhâbîlik, bilhassa Arabistan’da yayılmış ve bugün de, çeşitli İslam ülkelerindeki Müslümanlar arasında yayılması için çalışılmaktadır.

Peygamber efendimizin ve eshab-ı kiramın yolu olan Ehl-i sünnet vel cemâat yolu ise;

Mezhep imamlarımız ve  ehl-i sünnet vel cemaat alimleri tarafından aslı üzere müdafaa ve muhafaza edilerek,

bugüne kadar ulaştırılmış ve inşallah kıyamete kadar da devam edecektir.

Yorumlar

  • yorum avatar
    MUSTAFA KÖROĞLU
    29-08-2026 11:32

    Çok abi faydalı bilgiler veriyor teşekkürler saygılar selamlar abi

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.