• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

IŞIKLAR ALTINDA KARANLIK YALNIZLIK

01 Mart 2026, Pazar 13:05
IŞIKLAR ALTINDA KARANLIK YALNIZLIK

Dışarıdan bakıldığında her şey tamam gibidir. Işıklar üzerlerindedir, alkışlar hiç susmaz, hesaplar doludur, kapılar kolay açılır. İnsan sanar ki böyle bir hayatın içinde acıya yer yoktur. Oysa tam da orada, parıltının en yoğun olduğu yerde, karanlık en sessiz hâliyle bekler.

Ünlü olmak, kalabalıklar içinde görünür olmaktır ama çoğu zaman anlaşılmamaktır. Herkes yüzünü tanır, kimse kalbini bilmez. Gülüşler rol olur, mutluluk bir beklentiye dönüşür. İnsan alkışa alıştıkça, sessizlikle baş edemez hâle gelir. Işıklar sönünce geriye kalan boşluk, sıradan bir yalnızlıktan daha ağırdır.

Zenginlik, hayatı kolaylaştırır ama hayatı anlamlandırmaz. Para acıyı geciktirir, yok etmez. Rahat yaşam, soruları susturur ama cevap vermez. “Ben kimim?” “Bu kadar görünürken neden bu kadar eksiğim?” soruları, en pahalı evlerin duvarlarında daha yankılı çarpar.

Uyuşturucu, çoğu zaman zevk arayışı değil; kaçış kapısıdır. Yorulan zihnin, taşamayan duygunun, bastırılmış kırılganlığın sessiz çığlığıdır. Sahneye güçlü çıkan biri, kulise yorgun iner. Herkesin güçlü sandığı insan, en çok güçlü görünmek zorunda kalan kişidir.

Popülerlik, insanı çoğaltmaz; çoğu zaman parçalar. Herkes senden bir şey ister: gülmeni, üretmeni, susmanı, güçlü olmanı… Ama kimse “nasılsın?” diye gerçekten sormaz. Sorulsa bile cevap vermek zordur; çünkü zayıflık, bu dünyada pahalı bir lükstür.

Uyuşturucu bazen uyku olur, bazen unutma. Bazen bir anlığına durabilme isteğidir. Zamanın ve beklentilerin kamçıladığı ruh, kendine kısa bir sessizlik satın almak ister. Ama bedeli ağırdır. Çünkü o sessizlik, iyileştirmez; sadece erteleyerek büyütür yarayı.

Ünlüler uyuşturucuya “daha kolay” ulaşır denir. Belki doğrudur. Ama asıl mesele ulaşmak değil, dayanamamaktır. Herkesin gözü önünde yaşamak, insanın kendi içine sığınmasını zorlaştırır. İçine kaçamayan insan, başka şeylere kaçar.

Bu bir zayıflık hikâyesi değil; bir yalnızlık hikâyesidir. Güçlü görünenlerin de sarılmaya, durmaya, ağlamaya ihtiyacı vardır. Ama sistem, insanı üretirken tüketir. Alkış bittiğinde geriye kalan sesi duymak istemez.

Belki de bu yüzden bazıları, her şeye sahipken kendini kaybeder. Çünkü insan, anlam olmadan yaşayamaz. Anlam yoksa konfor yetmez, ün yetmez, para yetmez. Ruh açken, bedenin doyduğu her şey eksik kalır.

Uyuşturucu bir sebep değil, bir sonuçtur. Anlam yoksunluğunun, sevgi eksikliğinin, dinlenemeyen ruhun sonucu. Ve belki de asıl soru şudur:

Bu insanlar neden uyuşturucuya bulaşıyor değil, biz neden insanı alkışlarken ruhunu yalnız bırakıyoruz?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.