• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

İBN-İ TEYMİYYE VE SELEFÎLİK

06 Şubat 2026, Cuma 00:30
İBN-İ TEYMİYYE VE SELEFÎLİK

İbn-i Teymiyye,

önceleri Hanbeli mezhebinde fıkıh ve hadis alimi olarak yetişti. Yani Ehl-i sünnet idi.

Fakat ilmi çoğalıp, fetva makamına yükselince, kendi fikirlerini beğenip, kendini Ehl-i sünnet alimlerinden üstün görmeye başladı.

Nitekim İmam-ı Süyûti (Ö.1505) hazretleri Kam’ul-muârıd adlı eserinde:

İbn-i Teymiye kibirliydi. Kendini beğenirdi. Herkesten üstün görünmek, karşısındakini küçümsemek, büyüklerle alay etmek âdeti idi. diyor.

İlminin çoğalması, dalaletine, sapıtmasına sebep oldu.

Hanbeli olarak yetişmesinin bir önemi kalmadı. Çünkü, dört mezhebden birinde olabilmek için, Ehl-i sünnet itikadında olmak lazımdır.

Ehl-i sünnet itikadında olmayan kimse için Hanbeli mezhebindedir denilemez.

Onun sapık sözleri haddi aşınca, Kâhirede Kal’a-i Cebelde, Kadilkudât Zeynüddîn-i Mâlikî başkanlığında, derin alimler toplandı. İbn-i Teymiyye bunlara cevap veremeyince hapsedilmesine karar verildi.

Hapiste iken tevbe edince serbest bırakıldı ise de, sözünde durmayıp sapık görüşlerini yaymaya devam ettiği için tekrar hapsedildi.

Nihayet 1328’de Şam’daki kalede hapiste iken vefat etti.

Aradan yaklaşık 7 asır geçmiş, ancak Ehl-i sünnet itikadıyla bağdaşmayan bozuk görüşleri hala devam etmekte…

İslam aleminin baş belası Selefilik veya Vehhabilik akımının fikir babası diyebiliriz.

Nitekim tescilli mason M.Abduh’un çömezlerinden, Abdürrazık Paşa (Ö.1946):

Vehhabilik, bir bakımdan ibni Teymiyye’ye bağlı olduğu gibi, son asrın müceddidi denilen Abduh’daki dinde reform fikirleri de, ibni Teymiyye’ye bağlıdır.” diyerek;

kendisi gibi bütün mezhepsizlerin de ilham kaynağı olduğunu itiraf etmektedir.

İbn-i Teymiyye hakkında; onların veya bizim değil,

Ehl-i sünnet vel-cemaat alimlerinin ne dediği önemlidir.

Üstad Necip Fazıl, Türkiye’nin Manzarası isimli kitabında,

14. asrın kutbu irşadı Esseyyid Abdülhakim Arvasi hazretlerinin, 

İbni Teymiyye dini içinden zedeleyen mülhiddir” buyurduğunu yazmaktadır.

İbni Hacer-i Askalani (Ö.1449) hazretleri Ed-Dürer-ül-Kâmine’de:

“İbni Teymiyye;

(Peygamber efendimizin kabrini ziyaret hakkında) “Kabri Nebeviyi ziyaret için sefere çıkmak haramdır.”,

(Hazret-i Ali efendimiz hakkında) “Ali iman ettiği zaman çocuk olduğu için Müslümanlığı sahih olmadı.”  ve

(Hazret-i Osman efendimiz hakkında) “Osman malı çok severdi” diyerek eshab-ı kiramın büyüklerine dil uzattı.” diyor.

Kâtib Çelebi (ö. 1657) de Keşfüzzunun’da:

“İbni Teymiyye’nin kendi yazdığı Essıratu’l-müstekîm kitabında, İbni Abbas gibi büyük sahabilere kafir dediğini” haber veriyor.

İmam-ı Şarani (Ö.1565) hazretleri Tabakatü’l-kübra’sında:

“İbn-i Teymiyye, tasavvufu inkar eder, evliyaya, ariflere dil uzatırdı. Kitaplarını okumaktan, yırtıcı hayvandan kaçar gibi kaçmalıdır.” diyor.

Muhammed Emîn İbni Âbidîn (Ö.1836) hazretleri de Reddü’l-muhtâr (c.5/s.524) kitabında;

“Resulullahı vesile kılarak Allahü tealaya dua etmek güzel olur. Önce ve sonra gelen alimlerden hiçbiri buna karşı bir şey demedi. Yalnız İbn-i Teymiyye bunu kabul etmedi. Hiç kimsenin söylemediğini söyleyerek ortaya bir bid’at çıkarmış oldu. Böyle olduğunu, İmâm-ı Sübkî güzel açıklamaktadır.” diyor.

İbn-i Teymiyye; Sadreddin-i Konevi, Muhyidin-i Arabi ve İmam-ı Gazali gibi alim ve velilere saldırdığı için;

Abdülganî bin İsmâil en-Nablusi (ö.1731) hazretleri El-hadîkatü’n-nediyye kitabının 363 ve 373. sayfalarında:

Ona reddiyeler yazmakta ve bu büyüklerin birer Velî olduklarını ve bunlara dil uzatanların cahil ve gafil olduklarını bildirmektedir.

İbni Teymiyye, kendi yazdığı El-ubudiyyet kitabında ise, Allahü tealanın ismini zikretmenin bid’at ve dalalet olduğunu bildirmekte ve tasavvuf alimlerine çirkin iftiralar yapmaktadır.

Celâlüddîn-i Devânî (ö.1731) de Şerhu’l- Akâidi’l- Adûdiyye adlı eserinde: “İbni Teymiyyenin ba’zı kitaplarında, “Arş kadîmdir. (Arş sonradan yaratılmış değildir)” dediğini gördüm.” diyor.

Yine İbn-i Teymiyye, Kitab-ül Arş isimli eserinde,

Allah Arş'ın üzerinde oturur, kendisi ile beraber oturması için Resulullaha da yer bırakır” demektedir. 

Onun bu tür çirkin sözlerinden dolayı, Kitab-ül Arş onun en çirkin kitaplarındandır. Ona Şeyhu’l-İslam diyenin kâfir olacağını söyleyen alimler vardır.” diyen,  

Kâdî Yusuf bin İsmail Nebhani (ö.1935) hazretleri, İbn-i Teymiyye’nin bozuk görüşlerine reddiye olarak Şevâhidü’l-hak fi’l-istigâs̱eti bi-seyyidi’l-halk kitabını yazmıştır.

İmam-ı  Takıyyüddin Sübkî (Ö.1355) hazretleri de,

“İbni Teymiyye, ilmi aklından çok olan bir kimsedir. Ona Şeyhu’l-İslâm diyenin kâfir olacağını söyleyen alimler vardır.” demekte ve  

Er-reddü li-İbni Teymiyye ve

Şifâü’s-sikâm fî ziyâreti Seyyidi’l-enâm kitaplarını yazarak onun sapık sözlerini kuvvetli delillerle çürütmektedir.

İbn-i Hacer-i Mekkî el-Heytemî (Ö.1567) hazretleri El-cevherü’l-munzam kitabında, 

“İbni Teymiye öyle bir kimsedir ki, bozuk sözlerine ve çürük vesikalarına, büyük alimler cevap vermişler ve düşüncelerinin çirkinliğini ortaya koymuşlardır.

Şafi fıkıh ve hadis alimlerinden İzzeddin bin Cemâ'a (ö.1366) da, onun için, Allahü tealanın dalalete sürüklediği, azdırdığı ve zillet gömleği giydirdiği kimsedir. İslam alimlerine ve bilhassa Hulefa-i raşidine karşı ahmakça itirazlarda bulunmuştur.” demekte,

Fetâvâ-i hadîsiyye adlı eserinde ise:

“İbni Teymiyye, Allahü tealanın, sapıtmasına ilmini sebep ettiği kimsedir. Allahü teala, onu dalalete, felakete düşürdü. Gözlerini kör, kulaklarını sağır etti. Birçok alim, bunun işlerinin bozuk, sözlerinin yalan olduğunu bildirmişler ve vesikalarla ispat etmişlerdir.

Başta Peygamber efendimizin kabri şerifleri olmak üzere eshab-ı kiramın, velilerin, alimlerin ve salih müslümanların kabirlerinin ziyaret edilmesine karşı çıkmış, bunları şefaate vesile kılmayı da haram saymıştır.” diyor. 

İbni Battuta (Ö.1369) Tuhfetü’n-nüzzar isimli seyahatnamesinde:

“İbni Teymiyye, Şam camiinin minberinden inerken “Allah gökten yere, benim indiğim gibi iner” dediğini haber vermektedir.

İbni Teymiyye, kendi yazdığı Beyan Telbisü’l-Cehmiyye kitabında:

Hâşâ Allahü tealanın Arş’ın üstünde olduğunu ispat etmek için,

“Allah dilerse, bir sivrisineğin sırtına yerleşir de, sivrisinek O’nun kudreti ve rububiyetinin lutfü ile O’nu yüklenip kaldırır. Böyleyken Allah Arş’ın üzerine nasıl yerleşmez?” (c.1/s.568) diyor.

Son devir Osmanlı alimlerinden Zâhid Kevserî (Ö.1952), Makâlâtü’l-Kevserî adlı eserinin 301. sayfasında, onun bu sapkın sözü hakkında:

İbni Teymiyye’nin Allahü teala hakkındaki sözü işte budur.

Sanki ma’bûdunun (yaratıcısının) sineğin sırtına oturması, gerçek bir işmiş gibi, bunu, Allahü tealanın, sineğin sırtından daha geniş olan Arş’ın üzerinde karar kılmasına delil olarak ileri sürüyor! Allahü teala, bundan münezzehtir.

İbni Teymiyye ve yandaşlarından önce, böylesi akılsızca bir söz söyleyen bir kimseyi bilmiyorum. Bu öyle bir cinnettir ki, daha fenası düşünülemez. Allah, onların vasfettiklerinden münezzehtir.

Sineğin taşıdığı bir ma’bûd (yaratıcı)  tasavvur eden biri, muhatap bile alınmaz.” diyor.

Ahmed bin Muhammed es-Savî (Ö.1825) de Hâşiyetü’s-Sâvî alâ Tefsîri’l-Celâleyn adlı tefsirinin 107. sayfasında:

İbn-i Teymiyye’nin dâl ve mudıl (sapık ve başkalarını saptıran) bir kimse olduğunu haber vermektedir.

 Camiu’l-Ezher’deki hanefi alimlerinden Muhammed Bahit’in (ö.1935) yazdığı;

Tathîru’l-füâd min-denisi’l-i’tikâd,

Et-tevessülü bin-nebi ve bi’s-salihîn,

Şevâhidü’l-hak ve

Cevâhiru’l-bihâr isimli kitapları da, İbn-i Teymiyye’nin dalalete düştüğünü vesikalarıyla ispat etmektedir.

Yine Mekke’nin reîs-ül-ulemâsı Ahmed bin Seyyid Zeynî Dahlân (ö. 1886),

Fir-reddi ale’l-vehhâbiyyeti etbâ-ı mezheb-i İbni Teymiyye,

Hulâsatü’l-kelâm fî beyân-i umerâ-i beledi’l-harâm ve

Ed-dürerü’s-seniyye fir-reddi ale’l-vehhâbiyye

isimli kitaplarında İbn-i Teymiyye’ye reddiyeler yazmakta ve vehhabilerin, yanlış yolda olduklarını ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerle göstermektedir.

Günümüzde ise kendilerinin Selefi olduğunu söyleyen mezhebsizler, İbn-i Teymiyye’yi ehl-i sünnet alimlerinin üstünde tutmakta ve onun bozuk görüşlerini referans almaktadırlar.

Ehl-i sünnet alimlerinin ittifakla reddettiği bir kimseyi senet kabul edenler için, ancak şu söylenebilir:

Ey, insan adını taşıyan varlık,
Kendine gel, uyan gafletten artık!
Saadet yolun, göremezsen nâdân,
Niye vermiş sana, bu aklı Yezdân?

 

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.