• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

HEDONİK AÇLIK

19 Nisan 2026, Pazar 00:45
HEDONİK AÇLIK

Artık hayatımızda ‘hedonik açlık’1 adında bir kavram bulunuyor. Yani sadece vücudumuzun enerji ihtiyacını karşılamak için değil, tamamen zevk amacıyla da yemek yiyoruz. Protein, vitamin ya da mineral sağlama amacı gütmeksizin, beyinde dopamin salgılanmasını tetiklemek için yemek tüketiyoruz. Fizyolojik tatmini değil, psikolojik tatmini hedefliyoruz. Maalesef günümüzde yemek yemek, çoğu zaman nefsi beslemekten ibaret oluyor.

Bu ‘hedonik açlık’, yani zevk için yemek yeme durumu, bir yandan bize dopamin yoluyla keyif verirken, diğer yandan sürdürülebilir bir hayat oluşturmamızı engeller. Her şeyin aşırısının zararlı olduğu bu dünyada, yemek de aşırıya kaçıldığında bir zehir haline dönüşür. Zevk amacıyla sürekli yemek, bizi kısa vadede mutlu etse de uzun vadede zarar verir. Kendi kendimize üreteceğimiz tatminle yetinmemek, yerli malı üretimine güvenmeyip her şeyi ithal etmek gibidir; ilk başta cazip görünse de uzun vadede sürdürülemez ve tehlikelidir.

Dopamini kendi iç dengemizle salgılatmak, ülkede yerli malı kullanmak kadar stratejik ve önemlidir. İlk başlarda içeriden üretilen bu tatmin belki zor olabilir, fakat daha sonra çok daha sürdürülebilir ve sağlıklı bir yol haline gelir. Tıpkı yerli üretimin kısa zamanda daha yorucu ve masraflı olması, fakat uzun vadede daha sürdürülebilir ve kârlı olması gibi. Dışarıdan elde edilen tatminler ise uzun vadede sürdürülebilir olmaktan uzaktır, tıpkı her şeyi ithal etmeye alışmış ülkelerin durumu gibi.

Hiç karnın tok olduğu halde kendini buzdolabının önünde buldun mu? Veya yemek yiyeli henüz bir saat olmuşken elinde koca bir paket cips ortaya çıktı mı? Midenin genişleyecek bir yeri kalmadığı halde abur cubur yemeye seni kim ikna etti? Bütün bunlar nefsinin enteresan bir oyunundan ibaret. Sanki nefsin şöyle diyor “Evet, biliyorum midede yerin yok. Ama beynindeki dopamin seviyeleri düştü. Canın sıkkın. Şu anda da en hızlı dopamin kaynağı şu bol yağlı ve tuzlu cips. Sen bir paket göm. Gerisini boş ver sindirim sistemi düşünsün! Canını sıktığına değmez be kardeşim(!)” Günümüz dünyası da her tarafını hızlı ulaşılabilir paketli ürünlerle doldurarak, nefsine her türlü imkânı sağlıyor.

Modern dünyanın getirdiği bu kolaylık, aslında bize zorluklar da sunuyor. Mağazaların reyonları, market rafları rengarenk çeşit çeşit abur cuburla dolu. Her biri bizi çekiyor ve ‘Beni ye!’ diyor. Aç olup olmadığımıza bakmaksızın, bu ürünlerin cazibesine kapılmak kaçınılmaz gibi. Aslında bu, içimizdeki bir boşluğu doldurma çabasıdır. Maalesef stres, sıkıntı, yorgunluk ya da üzüntü gibi duygusal hallerimizi gıda ile dengelemeye çalışıyoruz.

Evet, paketli gıdalarla imtihanın zor; ancak asıl imtihan, bu cazibeye verdiğin tepki ile başlıyor. Bir adım geri çekilip ‘Gerçekten aç mıyım?’ diye kendine sorman bile nefs terbiyesi için güzel bir başlangıç. Unutma ki, gerçekte doyması gereken yer miden değil, nefsindir.

Bir de bir işe dalmışken açlığı hissetmeme meselesi var. Eğer arkadaşlarınızla sohbet etmek, heyecanlı bir oyun oynamak veya çok sevdiğiniz bir kitabı okumak gibi bol dopaminli bir faaliyetteyseniz aklınıza yemek gelmeyebilir. Bu da aynı biyolojinin neticesi. Beyinde yeteri kadar dopamin varken başka dopamin kaynaklarına ihtiyaç yok. Yani bir faaliyette yoğun bir şekilde konsantre olduğumuzda, mesela bir kitap okurken ya da bir oyunda, beynimiz bu faaliyetten ötürü dopamin salgılayarak bize ‘bu anın tadını çıkar’ mesajını veriyor. Bu noktada, midemizdeki gıda ihtiyacı ikinci plana atılıyor.

Bağırsaklara ikinci beyin denildiğini belki duymuşsundur. Dopaminin %50’si ve serotoninin %90’ı bağırsaklarda üretiliyor; dolayısıyla düşünce sistemimizden ziyade yediklerimiz daha mühim diyenler var. Lakin son araştırmalar, bağırsaklarda üretilen serotoninin kan-beyin bariyerini geçemediği için beyne doğrudan faydalı olmadığını gösteriyor.2 Üretilen bütün dopamini beyne gönderip insanı mutlu edemese de sindirim sistemimizin beynimiz üzerinde çok büyük tesiri var.

Bağırsaklardan emilen maddeler, hormonların yapı taşlarını barındırdığı için çok önemlidir. Eğer vücudumuz için gerekli olan protein, yağ, vitamin ve mineral gibi maddeleri temin etmezsek sağlıklı bir beyne de sahip olamayız. Dolayısıyla ne yediğimiz önemlidir, fakat niye yediğimiz de önemlidir.

Çeşitli yemekler dopamin kaynağı olduğu gibi yemek yedirmek serotonin, birlikte yemek oksitosin, acılı yemek de endorfin kaynağıdır. Hayatta bu kadar çok mutluluk hormonunu bir arada görebileceğiniz çok fazla şey bulamazsınız. Allahü Teala ömür boyu keyifle yemek yiyerek hayatta kalmamızı garanti etmiş. Biz de bu işin, önce tadını sonra da suyunu çıkartmayı başarmışız. Mesela kolayı üretmişiz.

 

1 GÜNDÜZ, N., AKHALİL, M., & SEVGİ, E. N. (2020). HEDONİK AÇ LIK. Izmir Democracy University Health Sciences Journal, 3(1), 80-96.

2 El-Merahbi, R., Löffler, M., Mayer, A., & Sumara, G. (2015). The roles of pe ripheral serotonin in metabolic homeostasis. FEBS letters, 589(15), 1728–1734.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.