GÖNÜLLER NEDEN ÇİÇEK AÇMIYOR?
22 Şubat 2026, Pazar 00:25
Günümüzün en çok sorulan ama en az durup düşünülen sorularından biri:
Neden artık Mevlânâlar, Yunuslar, Hacı Bektaş Velîler yetişmiyor?
Soru basit görünür; cevabı ise insanın kalbine ağır gelir.
Çünkü biz, insanı büyütmeyi bıraktık.
Bilgiyi çoğalttık ama hikmeti azalttık.
Sesleri yükselttik ama gönülleri susturduk.
Kalabalıklar içinde yalnız, ekranlar arasında kayıp bir çağ inşa ettik.
Mevlânâ, çağının en gürültülü zamanında bile iç dünyasına doğru yürüyebilen bir insandı.
Yunus, sözü az ama manası derin bir gönül sultanıydı...
Hacı Bektaş, insanı merkeze alan bir adalet ve merhamet dili kurmuştu.
Onları büyüten şey imkân değil, irfandı, mana deniziydi…
Onları çağının üstüne çıkaran şey hız değil, sükûnetti.
Bugün ise her şey hızlı.
Düşünce bile nefes alamadan geçiyor zihnimizden.
Okuyoruz ama anlamıyoruz, konuşuyoruz ama duymuyoruz, görüyoruz ama fark etmiyoruz.
Kalp, aceleye dayanmaz; irfan, gürültüde yeşermez.
Biz toprağı kuruttuk, sonra çiçeğin neden açmadığını sorduk.
Manevi yoksunluk, sessiz bir yıkımdır.
Gürültü koparmaz ama insanı içten içe eksiltir.
Vicdan körelir, merhamet yorulur, edep eskir.
İnsan kalitesi dediğimiz şey; diploma sayısıyla değil, gönül derinliğiyle ölçülür.
Ama biz ölçüyü değiştirdik, sonra sonucu beğenmedik.
Artık çocuklara “başarılı ol” diyoruz,
“iyi insan ol” demeyi ihmal ederek.
Kazanmaya öğretiyoruz, paylaşmayı unutturuyoruz.
Hak aramayı biliyorlar ama hakka razı olmayı bilmiyorlar.
Kalpler dolu ama yönsüz; zihinler keskin ama köksüz.
Mevlânâlar yetişmez, eğer tahammül küçümsenirse.
Yunuslar doğmaz eğer sade sözler değersiz görülürse.
Hacı Bektaşlar gelmez, eğer adalet sadece slogana indirgenirse.
Bu çağın en büyük fakirliği para değil, manadır.
En büyük açlığı ekmek değil, merhamettir.
Ve en büyük çöküşü binaların değil, insanın içinin yıkılmasıdır.
İnsan içten yıkıldığında, şehir ayakta kalsa ne fayda?
Belki yeni Mevlânâlar gelmeyecek.
Ama her insan, kendi payına düşen kadar Mevlânâ olabilir.
Bir susuşta, bir affedişte, bir anlayışta…
Yunus, bir şiir değil; bir hâl meselesidir.
Hacı Bektaş, bir isim değil; bir duruş meselesidir.
Toprak hâlâ burada.
Tohum hâlâ mümkün.
Ama önce kalbi sulamak gerekiyor.
Çünkü manevi yoksulluk giderilmeden insan kalitesi yükselmez.
Ve belki de asıl can yakıcı soru şudur:
Yeni Mevlânâlar neden yetişmiyor değil, biz neden Yunus olmayı istemiyoruz?
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Refik Karaman
16-03-2026 01:10Rabbim celle celalühü kullarından samimiyet ister arz ederiz efendim
Alaaddin erdoğan
24-02-2026 04:56Nasıl yorum yapılır böyle derin yazıya Hakikatı çıkarmış hem kazıya kazıya Kalplere dokunarak onu sulamak gerek Mevlana'ya Yunus'a gidelim biz maziye