FABER CASTELL KALEMİNİZ OLDU MU?
08 Ocak 2026, Perşembe 00:24
Geçenlerde sosyal medyada şu günlerde ister istemez önümüze düşen reelslerden biri geldi. Muhalif hatunun biri canlı yayın esnasında yapay zekaya “belli yaşın üstündeki ve alt gelir grubundaki insanlar neden hayatlarından daha memnun yaşıyor, yani pahalılıktan falan şikayet etmiyor” diye sordu.
“Onlar yokluğu ve azla yetinmeyi öğrendikleri için, bugünlerde her şeyin bol oluşu sebebiyle hayattan şikayet etmiyorlar” gibi bir cevap verdi yapay zeka.
“Tüh, kendi kendime gol attım” diye de gülümsedi.
Evet gerçekten benim yaşım olanlar bilhassa azla yetinmeyi, yokluğu iyi bilir.
Bizden öncekilerde zaten harp sonrası bir ülkenin vatandaşları olarak daha beterini yaşamış yokluğun.
İzmir’den bir dostumla muhabbet ederken konu nereden geldi bilmem okul yıllarımızda Faber Castell kurşun kalemin var mıydı bahsine geldi.
Faber Castell markası kurşun kalem yumuşak uçlu, yazısı da çok belirgin olan bir kalemdi. Ama fiyatı bizim gibi yatılı okuyan birileri için lükstü.
Ben köyden okumak için büyükşehire gelen bir çocuk olarak ilk olarak takım elbise, nevresim ve pike, hatta battaniye, çizgili pijama ile tanışmış biriydim.
Okul yıllarımızda ucu sık sık kırılan yazısı silik kalemlerimiz vardı. Hele bir silgiler vardı, silmez defteri yırtardı resmen.
Ortaokul yıllarımda geçen yıl rahmetli olan bir sınıf hatta sıra arkadaşım vardı. Onun dedesi Ünye müftülüğü yapmış babası adliye katibi yani o dönem bir Karadeniz şehrinin orta gelirli hatta o şehre göre üst tabaka ailesindendi.
Beraber Samsun’un alışveriş merkezi Mecidiye Caddesi’ne gider vitrin bakardık.
O vitrindeki kösele ayakkabıları gösterir “anneme şundan alacağım “derdi.
Benim annemin o zaman giyebildiği en lüks ayakkabı kara lastiğin içi astarlı olanıydı.
Şimdiki çocukların çeşitli ebatlarda uçları olan değişik markalı kurşun ve tükenmez kalemleri, kokulu kokusuz ve çeşitli görseller şeklinde silgileri, en ala kağıttan yapılmış süslü defterleri var.
O dönemde de arkadaşımın ailesi ve ondan daha üst gelir sahibi nice aileler vardı.
İstanbul Fener, Etiler, Beşiktaş, Bakırköy gibi semtlerinde oturan, çocuklarının her istediğini emir telakki eden ne zengin aileler vardı.
Ama şimdi bundan 50-60 sene ülkenin %10’nun sahip olabildiklerine şu an %80-90’ı sahip olabiliyor.
Şimdiki yetişmeyen sadece artan masraflarımız.
Eskiden bir memur çalışır çabalar ev sahibi olabilirdi.
Harcamalarını bir düşünün.
Bugün sadece bir evdeki internet harcamaları ailenin giderinin %10.
Dışarda yemek yeme ya da sipariş etme, giyim kuşam harcamaları, tatil ve akla gelmeyen bir sürü gider.
Bu bize kapitalizmin kakalaması. “Tatile gitmezsen olmaz, aynı elbiseyi kaç kere giyebilirsin, makyaj yapmadan sokağa adım mı atılır, parfüm olamadan leş gibi kokarsın vs. “
Aslında bizim gelirlerimiz azalmadı sadece lüksümüz arttı.
Kanaat denilen o güzel hasleti yitirdik.
Ayrıca Batı ülkeleri refah seviyeleriyle kıyaslandığındaki nal toplamamız bizim halkımızın tembelliği ya da geri kafalılığından değil, Osmanlı’nın son yüzyılında isyanlar ve savaşlardan başını kaldırıp hamle yapmaya fırsat bulamayışından. Osmanlı sonrası Cumhuriyet dönemi Batı’nın kötü bir taklidini tercih etmemizdendir.
Yoksa gerçekten memleketini düşünen ve halkını iyiye, güzele, üretmeye teşvik eden yöneticiler geldiğinde bu ülkede de güzel şeyler olabildiğini görüyoruz.
1930’larda üretilen uçakları, füzeleri, silah sanayi sahiplerini doğduğuna pişman eden yöneticiler bu ülkenin 80 sene geri kalmasının, Batı ile makasın açılmasının mesulüdür.
Daha dün yani 2010 senesine kadar Türkiye Savunma Sanayiine en çok yatırım yapan (ithal) 10 ülkeden biriydi. Tamamını ithal ediyordu.
15 yılda geldiğimiz seviye ne peki?
Bugün Türkiye en çok savunma sanayi ürünü ihraç eden 10 ülkeden biri!
Faber Castell üretmeyebiliriz, iyi ürünü taklit etmek yerine niş ürün ortaya çıkarmak, o yönde üretimi yönlendirmek en akıllıca yol olabilir.
Nitekim savunma sanayii bunun en güzel örneklerinden biridir…
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Akif
08-01-2026 20:53Katılıyorum.