EY KOCA SULTAN
06 Temmuz 2026, Pazartesi 17:32
Osmanlı vatandaşı gayr-i müslim ırklardan Ortodoks Slavların ve Ortodoks Rumların Rusya tarafından tahrîki hiç de zor olmadı. Müslüman Arapları Orta Doğu’da ayaklandıranlar ise müstemlekeci Batı cuntası olmuştur. Orta Doğu’nun zor coğrafyası, bitki örtüsü hiç câzip olmasa da bu bölgenin petrolü, kan emici Batı’yı çöp sinekleri gibi oraya çekmiştir. Belki tuhaf gelir ama bağımsız bir İsrâîl devleti kurmak ve Filistin’den toprak almak asıl hedefti. Bugünkü serveti aile gelirleri bazında 240 milyon dolar olan John Rothchild, aslen Yahûdi olup, servetinin bir kısmını Yahûdî devleti kurmak için harcarken gözünü bile kırpmamıştır.
Orta Doğu’da bu hâin istekleri çok önceden sezen Sultan II. Abdülhamîd, sinsi ve dost görünen Yahûdî sempatizanı tâifeye yiğitçe direnmiş, ama iç senaryolara maalesef yenik düşmüştür.
Abdülhamîd Han devrilmeyip Cihan Harbi’ne girmeseydik, Musul ve Kerkük petrolleri hâlâ bizim olacaktı. Musul ve Kerkük petrol rezervi 55 milyar metreküp, geliri ise 2 trilyon 350 milyar dolar olup Türkiye’nin 300 senelik ihtiyâcını karşılayacak bir servettir. Şimdi anladık mı neden Koca Sultân’a düşman olduklarını? Şimdi anladık mı, PKK’yı neden bize musallat ettiklerini ve Amerika ve Avrupa’nın sefil Orta Doğu iştihâsını?
21. yüzyılda zâten bağımlı devlet kalmayıp bunların bağımsız devlet kuracaklarına inananlardanım. Gerçi artık bu eski müstemleke ülkeleri sınırlarını çizmiş olsalar bile, Batı’nın boyunlarına taktıkları zincir ve bukağıların izleri kabuk bağlamamıştır. Batı, hâlâ onları baskı ve siyâsî hipnoz ile idâre etmektedir.
Bu dönemde saltanatın başında II. Abdülhamîd Han değil de V. Murâd veyâ Sultan Reşâd olsaydı, belki İTC bile kurulmaz, iç isyanlar çıkmazdı. İç muhâlefet zâten dediğini yaptırırdı, fakat muhakkak ki devleti yine yıkarlardı. Abdülhamîd Han çok dirençli ve çok şuurlu olduğu için İTC’liler kuruluş sebebini kendileri te’yîd ediyordu.
Olayların bidâyetinde bir de Midhat Paşa unsuru vardı ki o, zâten bir şehîd-i azîz (?!) idi. Çünkü o “hürriyet şehîdi” (!) idi. O, artık ihtilâlciler için bir mitti.
Demokrasi, san’at, devrim vs. şeylerin şehîdi olmaz. Midhat Paşa’dan kalan bu kötü mîrâs zamanımıza kadar gelmiştir. Hâlbuki o zamanki gençler Midhat Paşa’nın bir “İngiliz ajanı” olduğunu dahi bilmiyorlardı. Ama bilseler ne fark ederdi ki. Tıbbiyeli gençler mekteplerinin gönderine İngiliz bayrağını toka etmediler mi? (Bayrak çekmek)
Abdülhamîd bir taraftan reformistlerle, bir taraftan mason locaları destekli İTC ile, bir taraftan kışkırtılan azınlıklarla ve en önemlisi de gövdesi Batı’da, başı Filistin’de olan Yahûdi ile uğraştı. Ve Batı onu, Müslüman ve Türk’üm diyenlerin maşasıyla yıktı.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.