ÇEŞİTLİ KİMYASALLAR
01 Mart 2026, Pazar 14:46
Dopamin, serotonin ve kortizol üçlüsü, nefsimizin büyük bir kısmını şekillendirir: Arzularımızı ve endişelerimizi onlarla anlatırız. Fakat beyin kimyası elbette bu üçüyle sınırlı değil. Aynı anda hem bedenimize hem zihnimize tesir eden başka kimyasallar da var. Hepsi nefsin farklı köşelerinde sahneye çıkıyor. Nöroterbiyeyi onların üzerine inşa etmeyeceğiz ama onları da kısaca tanısak iyi olur.
Fiziksel temasla tetiklenen mutluluk hormonun ismi “Oksitosin”. Bağ hormonu veya kucaklaşma kimyasalı olarak da bilinen oksitosin memelilerin sürü halinde yaşamasını sağlayan hormondur.1 Sarılma, kucaklaşma, tokalaşma gibi fizikî temasla artar. İdeal miktarda salgılansa cemiyeti bir arada tutmaya yarayacak olan oksitosinin fazlası, mahlukâta bağlanma tehlikesi doğurur. Nefslerin birbirine bağlanmasını ve güvenmesini sağlayan bu hormon, mutluluk hormonları arasında en masumudur. Bu sebeple biz, nefsi terbiye etmek için diğer haz nörotransmitterleri yerine oksitosin ikame ederek ondan istifade etmeye çalışacağız.
Maalesef modern tıp, fiziksel temasın faydalarından mahrum. İnsanın sevdiği kişilere dokunmaya ve bu sayede oksitosin salgılatmaya ihtiyacı var. Oksitosin hem beyinde mutluluk sebebidir hem de antienflamatuar yani iltihap önleyicidir. Sevdiğin, güvendiğin insanlara sarılmak ilaç kadar faydalı olabilir. Hem de hiç yan etkisi olmadan.
Son mutluluk hormonumuz “Endorfin”dir. Vücudumuzda ağrıyı hafifletmek için beyinde üretilen bir iç morfindir (endo-morfin). Ağrı kesici tesiri morfinden 30 kat fazla olan bu hormon, sabah tek başına spor yapan kişilerin mutluluk sebebidir. Nefsin herhangi bir yarış olmadan ve saygı görmeden kendi kendine yaptığı sporu ödüllendirmesidir. Bazı insanların sosyal hayatlarındaki üzüntüsünü unutmak için kendisine fiziksel zarar vermesinin izahı da olabilir. Kendini jiletleyen kişi, aslında acı çekmek istemeyip, nefsinin başka sebeplerle duyduğu acıyı bastırmak ister. Bunun için endorfini salgılatarak bir miktar rahatlamak amacıyla kendine fiziksel zarar verebilir.
Erkeklik hormonu olarak bilinen “Testosteron”, en yanlış tanınan hormonlardan biridir. Erkeklerin kadınlara karşı hissettiği arzuların testosteronla doğrudan bir ilgisi yoktur. Her türlü arzu gibi, karşı cins için hissedilenler de dopaminle alakalıdır. Testosteron haz vermez. Sadece erkeği kadınla birleştirmek için gerekli biyolojik düzenlemeleri yapar. Aynısının kadın versiyonu olan “Östrojen” de böyledir. Kadınları fizikî olarak hazırlar lakin erkeklere karşı hissettikleri arzu dopamindendir. Bu iki hormon nefsin hevâ ve hevesini anlamamızda doğrudan rol oynamazlar; lakin beyinde mühim işler yaparlar. Kadın ve erkek nefislerinin aralarındaki temel farklılıklara tesir eden bu hormonlara, nefslerimiz arasındaki farklılıklara tekrar değineceğiz.
Yanlış bir şöhrete sahip olan ve bizi ilgilendiren son hormon “Adrenalin”. Bu hormon tek başına nefse bir haz vermez. Başka hormonlarla beraber salgılandığında onların beyne ilettiği mesajı kuvvetlendirir. Kortizolle birlikte salgılanırsa insanın daha fazla korkmasını sağlarken dopaminle beraber salgılanırsa da hazzı arttırır. Halk arasında adrenalin bağımlısı olarak bilinen insanlar aslında normal dozlarda dopaminle yetinemeyenlerdir. Heyecan miktarını arttırarak sonunda alınacak haz için adrenalin isterler. Gerçekten tehlikeli olan durumlarda işe yarayabilecek olan bu hormon, nefsin hep daha fazlasını istemesinin de bir temsilidir. Adrenalin salgılandığında kalp atışı hızlanır. Belki de bu sebeple İslamiyet’te kalbi hızlı çarptıran işler pek makbul görülmez.
Bu kimyasalları tanımak, nefsinin hem aydınlık hem de karanlık taraflarını daha net görmeni sağlar. Aynı kimyasal bazen seni iyi ve faydalı işlere yönlendirirken, bazen de yanlış yola sürükleyebilir. Vücudun fıtrî bir denge üzerine yaratılmış, ama bu dengeyi korumak senin elinde. İşte tam da bu yüzden, doğduğun andan itibaren ödül ve ceza mekanizmalarıyla şekillendiriliyorsun. Nefsi terbiye etmek de bir nevi bu dengenin kontrolünü eline almak demek.

1 Hung, L. W., Neuner, S., Polepalli, J. S., Beier, K. T., Wright, M., Walsh, J. J., ... & Malenka, R. C. (2017). Gating of social reward by oxytocin in the ventral tegmental area. Science, 357(6358), 1406-1411.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.