Büyük Projelerin Uygulama Sahası ve Hala Aynı Delikten Sokulan - İSLAM ÜLKELERİ VE MÜSLÜMANLAR
03 Mart 2026, Salı 05:43
Müslümanların yüzyıllara damgasını vuran başarılarının altında dinlerine ve değerlerine olan saygısı vardır. Bu uğurda canlarını verip davalarından zerre geri adım atmamışlardır. Dinleri ve davaları için her şeylerini feda eden ecdadın torunlarının taşıdıkları mesuliyet gereği bu davayı canları pahasına da olsa gelecek nesillere pak haliyle devretmeleri de bir borçtur.
Dinlerini öğrenmemelerinin/öğrenememelerinin bedelini son yüzyılda çok acı biçimde ödeyen ve bunun neticesi olarak da evlatlarını, genleri bozuk fikir akımlarına kaptıran tarihe şan veren Müslümanlar ise bugün kartopu gibi büyüyen dejenerasyona karşı herhangi bir strateji geliştirememektedir… Analar ve babalar ise demagojide usta, niyeti bozuk, kökü de bedeni de bu toprakların harcıyla yoğrulmayan sinsi ve hain mihrakların kıskacına düşen evlatlarının arkasından sadece ağıtlar yakarak gönüllerindeki ateşi söndürmeye çalışmaktadırlar. Bunu da çok sinsi ve bizden olmayan art niyetlileri satın alarak yapmaktadırlar. Geçmişte Müslüman Türk milletinin kurduğu birçok devletin yıkılışında da bunların faal rol oynadıkları herkesin malumudur.
Müslümanların en büyük düşmanı Yahudiler ve İngilizlerdir. Müslümanların inançlarını asli halinden uzaklaştırmak için de her şeylerini feda etmekten geri kalmamışlar, bu konuda içeriden satın aldıkları taşeronlar vasıtasıyla da emellerine ulaşmakta çok zorlanmamışlardır. Tarih boyunca İngilizlerin en büyük maksadı, bir tek Müslüman da olsa onu dininden ve değerlerinden çok uzaklara savurarak onun, günün birinde de olsa tekrar yolunu bulmasına fırsat vermemektir. Bu hedef, her İngiliz misyoneri için hayalleri süsleyen bir davadır. Bu uğurda canlarını da ortaya koymaktan bir an olsun tereddüt göstermemişlerdir. Yıllar süren çalışmalar neticesinde Müslümanların güçlü ve zayıf yönlerini araştıran İngilizler, hedeflerinden zerre miktarı da olsa şaşmamak adına her şeyi eksiksiz ve tam bir disiplinle hayata geçirmişlerdir. Bunların hemen büyük çoğunluğu bugünün toplumunun dönüştürülmesinde de kullanılmış bütün faaliyetler eksiksiz tatbik edilmiştir.
Bu konuda ortaya konmuş ve itiraf niteliği taşıyan çok önemli çalışmalar bulunmaktadır. İngilizlerin Müslümanların kuvvetli noktalarını tahrip etmek için geliştirdikleri bazı çalışmaları sizlerle paylaşalım. Sizce bunlardan hangisi ve hangileri hala yürürlükte veya hangilerinde başarılı olmuşlardır?
İngiltere Sömürgeler Bakanlığı (Müstemlekeler Nezareti)’nın bir elemanı olarak İstanbul’a gelen Hempher’in, İslâm dünyasını ve Müslümanları parçalamak için yaptığı casusluk faaliyetlerini ve Vehhâbîği nasıl kurduğunu anlattığı hatıratının tercümesinde (İngiliz Casusunun İtirafları, Hüseyin Hilmi Işık) dikkat çeken şu ifadelerle karşılaşılmaktadır;
“İslam coğrafyasında şunları gizli ve açık olarak yaymak lazımdır: İçki, kumar, zina ve domuz eti (ve spor kulüplerinin birbirleri ile kavgaları).
Bu işi yapmak için, İslam ülkelerinde yaşayan Hristiyan, Yahudi, Mecusi ve diğer gayrimüslimlerden azami derecede istifade etmek ve bu iş için çalışanlara Sömürgeler Bakanlığı’nın bütçesinden bol maaş bağlamak lazımdır. Bunun için, siyasi fırkaların ve spor kulüplerinin çoğalmasını sağlayacağız. Partileri ve kulüpleri birbirlerine düşman yapacağız. Birbirleri ile uğraşacaklar, din kitabı okumaya, dinlerini öğrenmeye vakit bulamayacaklardır.
Avladığımız kimselere günlük gazete, dergi çıkartacağız. Gazetelerini, dergilerini, bol para ile menfaatler ile besleyeceğiz.
Satın aldığımız kimseleri, kurtarıcı, kahraman gibi isimlerle methettireceğiz. İslam dinini ve ahkâm-ı İslamiye’ye bağlı olan idarecileri kötületeceğiz.
Din terbiyesinin kaynağı olan aile yuvalarını yok edeceğiz. Bunun için, spor, güreş ismi altında gençleri fuhşa, eşcinselliğe, cinsi sapıklığa sürükleyeceğiz. İslam ahlakını bozunca, İslamiyet’i yok etmek kolay olur.
Çok cami yapacağız fakat camilerde, hocaları değil, misyonerleri ve mezhepsizleri konuşturacağız. “İslam müziği” ismi altında, çalgıları, şarkıları, radyoları camilere sokacağız. Camileri birer tuzak olarak kullanacağız. (Çalgılı ilahi söylemenin ve dinlemenin maazallah imanı bile tehlikeye sokacağı en muteber din kitaplarında yazmasına rağmen, bugün dini alt yapısı bile olmayan bir soytarıyı fenomen olarak milletin çocuklarının önünün koyanların da huzur-u ilahide vereceği yaman hesaplar olacağı da unutulmamalıdır. Unutulmamalıdır ki herkes ateşini dünyadan kendisi götürür buyuruluyor).
Camilere giden ve kadınları örtünen devlet memurlarını ve subayları, casuslarımız tespit edecek, bunlar, vazifelerinden uzaklaştırılacaklardır. Ahkâm-ı İslamiye’ye uyan gençler, üniversitelere alınmayacak, girmiş olanların diploma almaları engellenecektir.
Çocukları babalarından uzaklaştırıp, büyüklerinin dini terbiyelerinden mahrum kalmalarını sağlayacaksınız. Onları, biz yetiştireceğiz. Binaenaleyh, çocuklar babalarının terbiyelerinden koptukları an, akideden, dinden ve âlimlerden kopmaya mahkûm olacaklardır.
İslam’ın bünyesinde, tahrif edilmiş din ve mezhepler ihdas etmek lazımdır ve ihdas edeceğimiz bu dinlerin her birinin bir memleketin insanlarının heva ve hevesine uygun olması için, çok ince bir plan yapmalıyız.”
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki; “İslam’ın en büyük düşmanı İngilizlerdir. İslamiyet’i bir ağaca benzetirsek, başka kâfirler, fırsat bulunca, bu ağacı dibinden keser. Müslümanlar da, bunlara düşman olur. Fakat bu ağaç bir gün filiz verebilir. İngiliz böyle değildir. Bu ağaca hizmet eder ve besler. Müslümanlar da, onu sever. Fakat gece kimse anlamadan köküne zehir sıkar. Ağaç öyle kurur ki, bir daha süremez. Vah vah çok üzüldüm, diyerek Müslümanları aldatır. İngiliz’in, İslam’a böyle zehir salması demek, para, mevki ve kadın gibi, nefsani arzular karşılığında satın aldığı yerli münafıkların, soysuzların elleri ile İslam âlimlerini, İslam kitaplarını, bilgilerini ortadan kaldırmasıdır.”
Bu sebeple; nesillerini dinin temel metotlarına ve kurallarına göre yetiştiremeyenlerin sadece geçici zevklerle onlara faydalı olabileceklerini zannetmeleri beyhude bir çabadan başka bir şey değildir. Yıllardır din eğitimi veren okullar elimizdeyken, bu konuda her değişikliği yapma yetki ve salahiyetine sahipken bunları beceremeyip sadece günü kurtarmak adına süfli arzuları besleyen tatbikatları hayata geçirmek sadece vicdanları rahatlatmaktan başka bir şey değildir. Belki bunlar da geçmişin kötü uygulamaları karşısında önemli kazanımlar olarak görülebilir ama bundan sonra kalıcılık adına yapılacak her hareketin alkışlanacağı, arkasında durulacağı ve baş tacı edileceği de unutulmamalıdır. Bunu da yakından takip edip her türlü desteğin verilmesi millete ve gelecek nesillere karşı hem vebal hem de bir borçtur. Yıllarca birçok eğitim reformlarıyla başarıya ulaşamayan “nesillerin ihyası projesi” de bundan sonra ancak kararlı bir duruş, ayağı yere basan samimi çalışmalar ve bu konuda işin ehli kadrolarla mümkün olacaktır. Şu an bu konuda hedefine kilitlenmiş bir ekibin varlığı da gelecek adına hepimizi ümitlendirmektedir. Bekleyip bundan sonra hangi adımlarla nelerin yaşanacağını hep beraber göreceğiz inşallah…
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Bahri ARSLAN
03-03-2026 10:46Allahüteala Razı olsun Hocam Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretletinin Haram işlerin İbadet niyetiyle yapıldığı zamana bizi bırakma diye dua ettiği zamanda yaşıyoruz sanki Rabbim bizleri ve bizlerden sonra gelecek neslimizi bunların şerlerinden muhafaza eylesin Siz değerli Hocalarımızın gayretiyle inşaallah gençliğimizi bu bataklıktan kurtarırız Rabbim sıhhat ve afiyet versin Yar ve yardımcınız olsun inşaallah
Nafiz BUĞDAYLI
03-03-2026 10:16Allahü teala razı, yar ve yardımcınız olsun, iki cihan saadeti ihsan eylesin efendim. Yüreğinize, ilminize, bilginize, ellerinize emeğinize sağlık hocam.. Teşekkürler..