• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

BİTMEYEN DERT BAŞIBOŞ SOKAK KÖPEKLERİ

18 Ocak 2026, Pazar 00:20
BİTMEYEN DERT BAŞIBOŞ SOKAK KÖPEKLERİ

Bir sabah uyanıyorsun, pencerenin önünden geçen yalnız bir gölge görüyor gözlerin…

Bu gölge bir çocuk değil, bir köpek… Ama ne yazık ki artık bir sokak manzarası değil; sadece bir sorun olarak algılanıyor. Artık sürüyle geziyorlar…

Türkiye’de sokak köpekleri problemi sadece hayvanların kaderi değil, aynı zamanda insanın kendi toplumsal yaralarıyla yüzleşememesi demek. Yaklaşık 4 milyon köpek sokağa terk edilmiş olarak yaşam mücadelesi veriyor — ama bu sayı resmi rakamların ötesinde, kontrol edilemeyen bir nüfus artışının habercisi olarak her yıl artıyor.

 

Bu problem ne zamandır var? Bir günde ortaya çıkmadı.

Ne zaman şehirler büyüdü, kırsal nüfus kentlere göç etti; ne zaman insanlar hızla modernleşme sorumluluklarını unutup “iyi niyet” adıyla kontrolsüz besleme alışkanlığına daldı, o zaman sokak köpeklerinin nüfusu da katlandı.

Bu nüfus artışı sadece rakamlarda değil, insan hayatında da ciddi etkiler bırakıyor.

Resmi açıklamalara göre:

•     Sokak hayvanlarının riskli kuduz temasları, 2018–2022 aralığında ortalama 267.000 civarındayken, 2023’te yaklaşık 438.000’e yükseldi — bu da kişilerin sağlık ve yaşam kalitesi üzerinde doğrudan bir yük oluşturuyor.

•     Trafik kazalarında hayvanların karıştığı olaylarda 55 ölüm ve 5.000’in üzerinde yaralanma kaydedildi.

Bu veriler bir tablo çiziyor:

Sokak köpekleri meselesi artık sadece hayvanların kaderi değil, toplum sağlığını etkileyen geniş bir mesele haline geldi.

Ve hepimizin bildiği gibi, bu sayıların arkasında gerçek insanların gerçek kayıpları var. Bir çocuk sokağa çıkarken korkuyor, bir yaşlı kadın evine yürürken tereddüt ediyor, bir genç insan parkta yürümeye çekiniyor. Bu korkular, tek tek rakamlarla değil; toplumun içine sindiği için dile gelmeden ürkütücü bir suskunlukla dolaşıyor.

En acı yanı ise bu sorunun kolayca çözülebilecek yöntemlerle yıllardır sürdürülebilir biçimde yönetilememesi:

•     Kısırlaştırma ve aşılama programları evet uygulandı ama popülasyonun yalnızca küçük bir kısmını kapsadı.

•     Mevzuatta “barınak” zorunluluğu var ama ülke genelindeki mevcut kapasite toplam 105.000 köpeği bile barındıramıyor — yani milyonların %2’den bile azına hizmet verebiliyor.

•    

Bu durum neden çözülemiyor?

Çünkü mesele yalnızca hayvan sayısı değil, sorumluluk paylaşımının net olmaması, sürdürülebilir politikaların eksikliği, toplumsal farkındalık boşlukları ve vicdani çözümlerin siyasi ve teknik meydan okumalarla yer değiştirmesi.

Öncelikle herkesin kalbini yumuşatan duygularla çözülemez bu sorun.

Kalbin yumuşak olması güzel; ama sistemlerin, politikaların ve örgütlü uygulamaların da güçlü olması gerekiyor.

Bazen televizyonda görebildiğimiz tek şey dramatik başlıklar oluyor: “Bir saldırı daha,” “Trafik kazası,” “Vatandaş korkuyor…”

Ama ekranda görmediğimiz, sayıların ardındaki sessiz yüzler var:

•     Her kuduz temasında elleri titreyen aileler.

•     Evden çıkmaya korkan çocuklar.

•     Geceleri sokak ışıkları altında huzursuz adımlarla yürüyen insanlar.

•     Ve sürekli artan popülasyon karşısında çaresizlik hissi.

Bu problem bir köşe yazısı konusu olmaktan öte, toplumsal vicdan ve politika açığıdır.

Sadece “çözüm önerileri” değil; insanın insanla olan ilişkisini, sorumluluğu paylaşma biçimimizi de yeniden düşünmemiz gerekiyor.

Çünkü bu meselede en çok kaybeden bizleriz.

Toplum olarak bir arada yaşama becerimizi, dayanışmayı, sorumluluk alma kültürünü…

Ve en çok da vicdanımızı…

 

Merhametin Ticareti

 

Türkiye’de sokak köpekleri meselesi artık bir “hayvan sevgisi” tartışması değildir. Bu mesele, ihmalin, popülizmin, korkak siyasetin ve en acısı da merhamet istismarının konusudur. Yıllardır çözülmeyen bu problem, çözülemediği için değil; çözülmesi istenmediği için kangrene dönmüştür.

 

Bugün sokaklarda milyonlarca başıboş köpek varsa, bu sadece devletin değil; toplumun ve bu alandan beslenen yapıların ortak sorumluluğudur. Çünkü ortada artık bir gerçek vardır:

Sokak köpekleri sorunu, bazı vakıf ve dernekler için duygusal bir gelir kapısına dönüşmüştür.

 

Her trajediden sonra aynı döngü yaşanır.

Bir saldırı, bir ölüm, bir yaralanma… Ardından sosyal medya paylaşımları, ağlatan görseller, sert sloganlar: “Onlar da can!”

Evet, canlar. Ama insan hayatı ne zaman bu kadar değersizleşti?

 

Bazı dernekler ve sözde hayvan hakları oluşumları, bu sorunun çözülmesini istemez. Çünkü çözüm demek;

– Bağışların azalması,

– Kampanyaların bitmesi,

– Sürekli kriz üzerinden kurulan görünürlüğün sona ermesi demektir.

 

Bu yüzden bilimsel, kalıcı ve devlet denetimli çözümler her seferinde “katliam” yaftasıyla bastırılır. Kısırlaştırma yıllarca sloganlaştırılır ama sahada gerçekçi bir plan yoktur. Barınak denir ama barınakların ne hâlde olduğu konuşulmaz. Sorumluluk derneklerin değil, hep “devletin” olur; ama devlet adım atınca yine aynı çevreler karşısına dikilir.

 

Ortada korkunç bir çelişki vardır:

Sokakta açlıktan, hastalıktan, birbirini parçalayan köpekler “özgür”;

Ama aynı sokakta yürüyen çocuk korku içinde.

 

Bu mudur merhamet?

Her yıl yüz binlerce insan kuduz şüphesiyle hastanelere başvuruyor. Binlerce insan yaralanıyor. Yaşlılar evlerinden çıkmaya çekiniyor. Çocuklar okula giderken tedirgin. Ama bazı çevreler için bunların hiçbirinin önemi yok. Çünkü onların gündeminde insan yok, yalnızca slogan var.

 

Ve işin en kirli tarafı şudur:

Bu mesele üzerinden duygu sömürüsüyle para toplayan, denetlenmeyen, şeffaf olmayan yapılar vardır. Bağışların nereye gittiği belli değildir. Sahiplenme yoktur, sorumluluk yoktur, sonuç yoktur. Ama dram hiç bitmez. Çünkü dram biterse rant biter.

Bu yüzden sokak köpekleri sorunu, çözülmeyen bir problem değil; bilerek sürdürülen bir kaostur.

 

Ne köpekler mutlu, ne insanlar güvende.

Kazanan yalnızca bu kaostan beslenenlerdir.

 

Bir ülkede merhamet, aklın önüne geçerse;

Bir ülkede duygu, bilimin yerine konursa;

Bir ülkede insan hayatı, ideolojik sloganlara feda edilirse…

İşte orada ne hayvan korunur, ne insan yaşar.

 

Gerçek hayvan sevgisi;

– Kontrolsüz çoğalmayı durdurmaktır.

– Bilimsel nüfus yönetimidir.

– Devlet denetimidir.

– Şeffaflıktır.

– Ve her şeyden önce insan hayatını merkeze almaktır.

 

Artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Bu problem neden çözülmüyor değil…

Kimler çözülsün istemiyor?

Yorumlar

  • yorum avatar
    Osman Bey
    20-01-2026 19:56

    Sokak köpekleri sorunu, çözülemeyen bir problem değil; bilerek sürdürülen bir kaostur. Bu problem neden çözülmüyor değil… Kimler çözülsün istemiyor? *** Tam isabetli tespitler ve cesurca sorular... İnşallah etkili ve yetkili kişiler de okur ve mucebince amel ederler... Kaleminize sağlık efendim...

  • yorum avatar
    Alaaddin Erdoğan
    19-01-2026 22:39

    Harika bir yazı.. konusu toplumun Hayati meselesi.. Ortaya dökülen sahte hayvan sevgisi ve getirdiği problemler.. Problemin sebep olduğu sıkıntılar.. Hayvanı ve insanı unutan, problemin çözülmemesini rant kapısı olarak gören yapılar.. Ve en önemlisi: Problem çözerken insanın Merkeze alınmaması.. Gönlüne ve kalbine sağlık üstadım...

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.