• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

BİLGİYE ERİŞİM KOLAY AMA CEHALET DİZ BOYU

01 Şubat 2026, Pazar 01:25
BİLGİYE ERİŞİM KOLAY AMA CEHALET DİZ BOYU

Bilgi artık bir tık uzağımızda. Bir sorunun cevabı için kütüphanelere gitmeye, ansiklopedilerin sayfalarını çevirmeye gerek yok. Telefonu eline alan herkes, dünyanın en büyük bilgi denizine açılabiliyor. Ama bütün bu kolaylığa rağmen içimizi acıtan bir gerçek var: Bilgi çoğaldıkça gençlerin cehaleti de derinleşiyor gibi…

Bu bir akıl meselesi değil, bir yön meselesi. Gençler zeki, hızlı, pratik. Ama dikkatleri dağınık, kalpleri yorgun. Bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça, bilgiyi arama zahmeti ortadan kalktı. Zahmet olmayınca kıymet de azaldı. Okunan şeyler sindirilmeden geçiliyor, izlenen videolar düşünülmeden unutuluyor. Bilgi dokunmuyor artık; sadece kaydırılıp geçiliyor.

Eskiden öğrenmek bir yolculuktu. Merakla başlanır, sabırla devam edilirdi. Şimdi her şey anlık. Bir dakikadan uzun videolar sıkıcı, birkaç sayfalık yazılar ağır geliyor. Gençler çok şey biliyor gibi görünüyor ama az şey anlıyor. Çünkü anlamak durmayı, düşünmeyi, yalnız kalmayı ister. Oysa onların dünyası gürültülü, kalabalık ve sürekli meşgul.

Asıl sorun cehalet değil belki de; yüzeysellik. Gençler bilgiyle değil, bilgi kırıntılarıyla besleniyor…. Başlıkları okuyor ama metni değil. Yorum yapıyor ama araştırmıyor. Kanaat sahibi oluyor ama emek harcamıyor…. Bilgiye ulaşmak bu kadar kolayken, bilgiyle derinleşmek bu kadar zor hiç olmamıştı.

Bir de rol modeller meselesi var. Bilgili olan değil, çok konuşan; derin olan değil, çok görünen değerli sayılıyor. Gençler okumaktan çok izlemeye, düşünmekten çok tüketmeye teşvik ediliyor. Böyle bir dünyada kitap sabır ister, düşünce emek ister. Ama hızlı tüketilen içerikler, emeksiz alkışlar daha cazip geliyor.

Yine de umut var. Çünkü bu gençler kötü değil, kayıp da değil. Sadece yönsüzler. Doğru bir cümle, samimi bir örnek, içten bir rehberlik kalplerine dokunabilir. Gençler öğüt değil, şahitlik istiyor. Söyleneni değil, yaşananı örnek alıyor. Bilgiyi anlatmaktan çok, bilginin insana ne kattığını göstermek gerekiyor.

Bilgiye erişim kolay ama bilgelik hâlâ emek istiyor… Okumak, düşünmek, anlamak hâlâ sabır istiyor. Belki de gençlerin ihtiyacı olan şey daha fazla bilgi değil; daha az gürültü, daha çok rehberlik ve daha samimi bir yön bulma çabası.

Ve belki de önce biz durup şunu sormalıyız: Onlara bilgiyi mi sunduk, yoksa bilgeliği mi? Çünkü gençler ekranda gördüklerini değil, kalpte hissettiklerini öğreniyor….

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.