BABAMIN ZAMANI HER ŞEY UCUZ MUYDU?
09 Temmuz 2026, Perşembe 10:49
Geçen gün gaz almak için girdiğim yerde pompacı;
“Abi babam dedi ki, biz belki az kazanıyorduk ama her şeye yetiyordu paramız, şimdi hayat çok pahalı, geçinemiyoruz “dedi.
“Haklısın, ben babamın zamanıyla benim zamanı anlatayım sana” dedim.
Babam senin yaşındayken köydeydi. Ayağında bir kara lastik sabah akşam yetiyordu. Düğünde bayramda ya da kırk yılda bir şehre inerken giydiği, arastadaki en ucuz manifaturacıdan aldığı takım elbiseyle bir çift kundurası vardı. Muhtemelen ebemin tezgahta dokuduğu bezden iki göyneği, yine annemin eliyle diktiği içi pamuklu kışın onu soğuktan korusun diye gocuk niyetine giydiği kaba kumaştan Köpen’i vardı. (Köpeni izah etmek zorunda kaldım)
Köyde elektrik yoktu elektrik faturası da yoktu haliyle.
Evlerde su yoktu, köyün suyu Çatak’tan köy çeşmesine, (sokudaşı’na) geliyordu oradan evlere bakraklarla taşınıyordu, su faturası diye bir şey de yoktu haliyle.
Televizyonda yoktu.
Ha Halil Çavuş’un kahveye akülü bir televizyon aldılar lakin köy az çukurda kaldığı için yayını çekmiyordu. Köyün gençleri elbirliği edip, Ormancı’nın da göz yummasıyla birkaç cereği ekleye ekleye uzuuun bir anten direği yaptıydılar. Onu da yayın kekeme biri gibi kesik kesikti.
Köyde o zamanlar 3 harfli marketlerde yoktu. Kasapta. Manavda.
Karaağazların Mehmet Ya da Gıldık’ın dükkanda satılan en lüks tüketim maddesi “Garuklu” ve “Gıstuma” ydı. Şimdi sen bunları da ne diye sorarsın bana. Üzüm leblebi karışımına Garuklu, İki Bisküvi arasına bir lokum yerleştirirek yapılan yiyeceğe de Gıstuma denir.
Tabi bunlar parayla alınmazdı köy yerinde, anneler görmeden holluktan çalınan yumurtayla takas edilirdi.
Öyle çeşit çeşit atıştırmalıklar, gofretler, tatlılar, çikolatalar ne gezer.
Oyuncakları da yoktu babamın. Akülü arabayı bırak plastik kamyonu bile ne gezer.
Çam ağacının guz tarafından alınan kalın kabuğu oyarak kayık yapılır, ona bir defter yaprağından yelken, ırmakta yüzdürmek en büyük zevk. Ya da aşağı arpalıkta çelik çomak. Topaç. Gerçi düşünüyorum da maliyetsiz ama güzel oyunlardı ha.
Biz yine şanslı köylerdendik, her şey yetişirdi Irmağın kıyısındaki köyümüzde. Irmak kenarında verimli bir köydü. Lakin kış gelip dayandı mı ambardakiler biter, Mart ayı dert ayı denir, gücükte ihtiyarların beli bükülürdü.
Bir koşu gidip alayım diyeceğin 3 harfli market yoktu, hoş olsa da alacak para ne gezer!
Bulguru, patatesi olanlar şanslıydı.
Anne ben onu yemem deyip yemek sepetinden söyleyebileceğin bir durum yoktu. Yemek sepeti daha icat edilmemişti.
Ya da her tür tropikal meyveye varana kadar satılan manavlarımız da yoktu.
Ambarda buğday üstünde tek tük kalmışsa kara elma, şanslıydın. Ya da güzün kadınların sakılık ağaçlarından toplayıp kuruttukları çetemük varsa eğlencelik ancak…
Yemek sepeti deyince onu sipariş edecek telefonda yoktu.
Köy de sadece Ormancı’nın şefliğe ihbar için kullandığı bir telefon vardı. Ne internet, ne ev telefonu ne de cep telefonu.
Haliyle faturaları da yoktu.
Sinema, tiyatro da yoktu.
Ayda yılda şehre gidince bin bir heves gençlerden giden olursa giderdi.
Haydi hanım bugün bir şey yapmana gerek yok gidelim manzarası güzel bir yerde ailecek bir yemek yiyelim diyeceğin restoran da yoktu.
Tek lüksleri yılda bir kez Hıdırellez de, yufka ekmeği arasına yeşil soğanla yumurta sarmaktı.
Çocuklar içinde farklı değildi hayat.
Kat kat elbiseleri, yok hamile kaldın partisi, yok cinsiyet belirleme partisi, yok doğum mevlidi, yok yaş günü cart curt yoktu.
Bir de bugün çocuğun varsa aç dolabına bak. Kaç çeşit elbisesi var.
Babamın elbise dolabı yoktu!
Benim dolaplara sığmayacak kadar elbisem, gömleğim var.
Evdeki yemeği beğenmeyince gidip yediğim mangalcı ya da sipariş verdiğim kebapçı var.
Kola içmeden duramam, kahvesiz yapamam, dondurma yemesem olmaz diyen, tatile gitmezsem o hayat mı diyen bir nesil var.
Evet babam zamanında az kazanıyordu.
Evet parası yetiyordu.
Biz onlardan çok kazanıyoruz, yetmiyor.
Neden acaba?
Babamın zamanında Mecidiyeköy dutlukmuş. Dönümü 100 liraya gidiyormuş.
Ama babamda hiç 100 lira olmamış.
Şimdi metrekaresi 50 bin tl ama bende hiç 100 m’ alacak para olmadı.
Anlatabildim mi :)
Daha kadınların ve çocukların harcamalarını saymadım…
Valla ne alırsak alalım yetmeyecek gibi :))
Not: Türkiye’de yüzde onluk bir kesim her şeyi yaşıyordu. Burada örnekleme olan nüfusun ekseriyetidir…
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Cüneyd Emiroğlu
10-07-2026 00:54Kaleminize sağlık hocam. Babamın çocukluğu aklıma geldi yazdıklarınızdan. Maalesef bu kadar yakın geçmişte yaşanmış gerçeklerden bihaberiz ve elimizdeki konfor şartlarına rağmen her halimize müştekiyiz. Allah bizi ıslah etsin.