AŞK, DELİLİKTİR
30 Haziran 2026, Salı 10:54
“Bela budur ki alıştı belalarınla gönül”
Aşk, kavuşma arzusunun bütün sınırları aşmasıdır. Aşk, bir cünun hali, tam bir delilik. “Ya aşıksınız, aklınız yoktur; ya da çok akıllısınız aşkınız yoktur.” Biri varsa, diğeri yoktur. İnsanı aşık edip, aşkından deli divane eden hicrandan başkası değildir. Bütün güzellikler, sanatlar hep aşkın eseridir. “Eğer aşk olmayaydı/Aşk derdi olmayaydı/Bu kadar güzel sözleri/ Kim söyler kim duyardı.” Hicran, önce aşkı var etti, sonra da aşıkı bi karar etti. Aşk için bir can, bir de canan gerek. Ölüler, aşık olmaz. Ölü kalpler, ürpermez. Yapma çiçekler, kokmaz.
“Akıl sevgiliye, coşku aşığa gerektir.” Aşk bir beladır ki, aşıklar bu belayla sınanır. Kim gerçek aşıktır, kim yalancıdır sevgilinin eziyetlerine gösterdiği sabırla ölçülür. Diri diri Nemrut’un ateşine atılıp, eteği bile tutuşmadan gül bahçesinde gözlerini açandır aşık. Aşığın içindeki ateş, nar-ı Cehennem’e misaldir. “Aşık, acılar karşısındaki metanetiyle mümeyyiz olur(sahtesinden ayrılır).” Her şeyin bir ispatı, sağlaması vardır. Aşkın sağlaması, gözünü kırpmadan ölüme gitmektir. “Canını canana vermektir kemali aşıkın” Aklı olan, bu acıları elbette göze almaz. Şair bu babda: “Bir demir dağı delip sırtına almak gibidir./ Her kişi aşık olurdu eğer kolay olsa” diye buyurur.
Aşıklık, vuslat hayali kurmadan sevgilinin gönlüne girme mücadelesidir. Zira, sevgili aşığını sevmezse, aşığın uğraşması boşunadır. Aşık, bir gölgenin peşinde koşan biçaredir. Bütün mesele, maşukun gönlüne girebilmektir. Aşık çekilmezse, feryat ve figanı arşı tutar. Vuslat, aşığın Cennet’idir. Cennet, sevgilinin sevgisidir. Sevgiliye kavuşan, her şeye kavuşur. O’ndan mahrum olan, her şeyden mahrum olur. “Bana seni gerek seni.” diyen Yunus Emre aşıkların piri olur bu babda.
Karşılıksız sevgi, devası olmayan bir derttir. Azab-ı Cehennem’dir bu alemde. Vuslat, iki can bir beden olmaktır. Bedensiz tek can olmaktır hatta. Evet evet beden, sevdanın zindanıdır. Aşkın tutsak edildiği kafestir beden. Bu engel aradan kalkmadan, kavuşmak hayal-i muhaldir. Bu yüzden, “aşk ölmekle başlar.” canlar. Ölüm, aşıkların vuslatıdır. Zira hicran, ölümden beterdir.
Ayrılık, muhabbeti; muhabbet, acıları, elemi davet eder. Ancak elemler, acılar, gerçek aşık için baldan daha tatlıdır; zira vuslatın habercisidir. Ham olan, olmak; çiğ kişi, pişmek zorundadır. İnsanın olması, pişmesi için pek yüksek ısıya ihtiyaç vardır. O da ayrılık ve aşk ateşinin hararetinden başkası değildir. “Muhabbet bağı ortaya çıkınca, sevgili de seven gibi çaresiz bağlanır.” Bülbülün feryadı, boşuna değildir.
Âdem ve adem. Sen yoktun, sevgili hep vardı. Senin varlığın, O’ndan yadigar. Adem(yokluk), geldiğin o uzak diyar. Birbirine çok benzeyen iki zıt kelime. Her şeyin başı sevgili, hub, sevda, seni var eden var. Sonra,‘Kün fe yekün.’ Bir şimşek çakar, her şey ortaya çıkar. Bir zerre doğar, hiçbir yere sığmayan, her şey ona sığar. Bir damla kan, bin keder taşır. Gün gelir serini sevdaya salar, bi-nişan olur. Bir yok, bir var. Vardan geldin, yâre gittin. Hub’dan geldin, Hub’a düştün. Nerden gelip, nereye gittiğini bilmek gerek. Gün geldi dondun, gün geldi yandın.
Yâri arzulayan ar etmeyecek. Ya zar edip sırrını izhar etmeyecek, nasıl olacaksa artık; ya da aleme rüsva olmayı göze alıp ahu vah edecek. Çare yok. Rüzgar ve kuru yaprak misali. Ya savrulacaksın oradan oraya, ya da elinden tutacak sıcak bir el. Bütün mesele de bu. Sevgili istemezse, yanmak mukadder. Yağmurlar, çaylar, ırmaklar hatta deryalar dökseniz gözlerinizden bir faydası olur mu? Ümit her zaman vardır. Sevgili ağlatmayı sever. Sevdiğini ağlatır, derler. Hoş aşığın başka da çaresi yoktur. Feryat figan sahraları çölleri gezer, gözünden âb-ı zülal döker. Ola ki insafa gelir dildar, merhamet eder.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.