ARZULARIMIZ (Şehvet-Dopamin)
08 Şubat 2026, Pazar 00:30
Şehvet denilince akla genelde karşı cinse olan arzu gel se de nefsin bütün fizyolojik arzularına şehvet denilebilir. Yeme, içme, karşı cinsle ilgili istekler, para ve mal biriktir me, bedenî haramlar gibi çeşitli nefsanî arzulara şehvet diyebiliriz. Bu farklı görünen istekleri yönlendiren, beyinde bulunan bir kimyasal vardır. Önce bir şeyleri arzulamamızı sağlayan1 kavuştuğumuzda da bize haz veren kimyasalın ismi “Dopamin”2.
Bu kimyasal, tahmin edemeyeceğimiz kadar çok yerde karşımıza çıkıyor ve nefisle yakından ilişkili gibi görünüyor. Çekirdek çıtlatmakta da dopamin buluyoruz, müzik dinlemekte de. Para kazanmak da dopaminle alakalı oyun oynamak da. Kitap okumakta da dopamin var zina yapmakta da. Bu kadar farklı arzu beynimizde aynı kimyasalı kullandığı için hâliyle artıları da var eksileri de.
Dopamin aynı zamanda vücuttaki enerji ile de ilişkili bir kimyasal. Beyindeki dopamin seviyesi yüksek olduğunda, bedende de daha fazla enerji açığa çıkıyor. İşte bu yüzden, zevkle yaptığımız işlerde kendimizi daha enerjik hissediyoruz.
Dopamin seviyesinin yükselmesi haz kaynağı olurken, düşmesi de hüzne yol açar. Burada biyolojik sınırlarımız devreye girer. Beyinde dopamin salgılandıktan sonra, yeni den salgılanabilmesi için geri toplanması ve hazırlanması gerekir. Bu biyolojik gerçek de yaşanan haz ne kadar büyükse, ardından yaşanan boşluğun o kadar derin olacağı anlamına gelir. Bu sebeple sağlıklı bir hayat için hayati öneme sahip olan dopamini, dengeli bir şekilde salgılatmak çok önemlidir. Beyindeki kimyasal dengeyi sağlamak, nöroterbiye’nin en önemli adımlarından biri olacaktır.
Beynimizi mahveden ve nefsimizi esir alan amelleri iki kategoriye ayırabiliriz: Doğrudan zarar verenler ve dolaylı yoldan etkileyenler. Fiziksel değişikliklere yol açtığı için kimyasal tepkimeleri ve mekanizmaları takip etmenin daha kolay olduğu davranışlara “doğrudan zarar verenler” diyelim. Alkol, uyuşturucu, sigara ve ilaçlar bu kategoridedir. Vücuda bir şey girmeden zarar veren ve bu zararın takip edilmesi ve anlaşılması daha zor olan davranışları “dolaylı etkileyenler” olarak adlandıralım. Pornografi, kumar ve kötü ahlak bu kategoridedir. Masum görünen hileler için de bu kural geçerlidir. Yemek ve içmek doğrudan; ekranlar, oyunlar, para ve müzik dolaylı olarak nefsi ifsat eden unsurlardır.
Dopaminle alakalı bir diğer önemli kural da onu en çok harekete geçiren faktörün, ödülün kendisi değil beklentisi olmasıdır. Kavuşulan arzular değil de kavuşma ihtimali, insanı harekete geçiriyor. Bu sebeple nöroterbiye’nin temelinde, ödülün kendisinden çok yanlış yerden beklenmesiyle mücadele vardır.
Yani, cebinde para olması nefsinin en büyük oyunu değil. Cebinde olmayan, ancak hayalini kurduğun para, nefsinin en büyük oyunudur. Sahip olduğun nimetler zaten senindir. Bu yüzden, zaten sahip olduğun şeyler arzularını kamçılamaz. Sahip olmadığın, ancak sahip olabileceğini düşündüğün şeyler, arzularını harekete geçirir. Dopamin salgılanır ve nefsinin en büyük oyunu burada gerçekleşir.
Beynimizin normalde günlük işlerimizi zevkle yapabilelim diye salgıladığı dopamine olan düşkünlüğü nefsimizi alkole, zinaya, para kazanma hırsına, oyunla ömür geçirme ye, müzik bağımlılığına, çok yemek yemeye sürükler. Nefsin hilelerinde dopaminin oynadığı rolü, ilerleyen zamanlarda ayrı başlıklar altında inceleyeceğiz.

Normalden biraz fazla dopamin salgılandığında, bu seviye kısa süre sonra azalır ve beyin hızla eski haline döner. Mesela bir şeyler yemek.

Eğer bir faaliyet sebebiyle beyinde dopamin seviyesi, normal den daha fazla artarsa, bu seviye sonrasında daha hızlı bir düşüş yaşanır. Mesela aşırı tatlı tüketimi.

Bazı faaliyetler, beyinde dopamin seviyesini normalden çok daha fazla artırabilir. Bu tür bir artışın ardından dopamin seviyesi hızla düşer ve bu düşüş sonrası insanın eski dengesine dönmesi çok daha uzun zaman alabilir. Aşırı alkol, uyuşturucu madde kullanımı veya pornografi burada sayılabilir.
1 Berridge, K. C. (2007). The debate over dopamine’s role in reward: the case for incentive salience. Psychopharmacology, 191(3), 391-431.
2 Wise, R. A. (2004). Dopamine, learning and motivation. Nature reviews neuroscience, 5(6), 483-494.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.