ABİMİZ
14 Şubat 2026, Cumartesi 00:23
Babasını eliyle toprağa koyarken göz yaşı dökmemiş biri, nasıl olur da “abi” dediği patronu için ağlar, nasıl olur da onu her aradığında içinde bulur, yapacağı her işinde önünde görür ve kalbinde hisseder?
Onu anlatmaya çalışmak tam bir kekemeliktir, kelimelerin teklemesidir.
———
Bazı insanlar anlatılamaz, çünkü buna kelimeler yetmez. Israrla denersin ve her seferinde; gene olmadı dersin. Her ifaden hep noksan kalır da; bir dahaki sefere daha iyi anlatmaya çalışacağım, dersin.
Babasını eliyle toprağa koyarken göz yaşı dökmemiş biri, nasıl olur da “abi” dediği patronu için ağlar, nasıl olur da her gün onu hep içinde bulur, her işte önünde görür ve kalbinde hisseder?
Onu anlatmaya çalışmak tam bir kekemeliktir, kelimelerin teklemesidir.
❤️❤️❤️
“Babıali” de denen basın yayın dünyasına adım attığımda, ben daha çocuktum.
Gazeteler kurşun harflerle diziliyor ve resimler klişelerle basılıyordu. Çoğu ofset tekniğiyle hiç tanışmamıştı. Hatta renkli fotoğraf basan yayın organlarına “boyalı basın” deniliyor ve bunlar “fikirsizlik” imasıyla aşağılanıyordu.
Fakat yıllar geçtikçe her şey hızla değişti.
Ergen yaşlarımdaydım.
Topkapı’daki otogarda bir otobüse binip oturmuştum. Simitçilerin ve “yazıyor yazıyor” diye dolaşan gazetecilerin, yolcuların arasından geçmesi âdettendi. Anadolu’dan geldiği belli bir fukara adam “Türkiye” satıyordu. Parama kıyıp bir tane aldım. Haberler hiç önemli değildi, hemen gazetenin içini açtım. Benim de yapabileceğim şeyleri arıyordum.
O da ne?
Orta sayfalarda bir sürü şiir, fıkra, resim, karikatür, vinyet…
Sayfa çok kalabalık ve karmakarışıktı. Bundan hem rahatsız oldum hem de çok sevindim. Bu sayfalar aşırı amatör gelmişti bana ama birden cesaretim geldi, hâlâ unutmadığım ve net olarak hatırladığım şu cümle belirdi içimde:
“Bu gazetede ben bile çizebilirim” dedim.
Haberim yoktu ama meğer Rabbim kabul eylemiş.
❤️❤️❤️
Altı yedi sene sonra.
Gürbüz Azak ustamız “Deli Balta” çizgi romanını çizmeye başlamış, ben de onun yanında işe başlamıştım.
“Bu sayfaları Türkiye Çocuk dergisine götür. Yerini biliyor musun?” dedi. Bilmiyordum.
“Üretmen Han’ın köşesinden dön, Çatalçeşme sokağındaki camiye kadar yürü. Sağına bak, Türkiye yazısını göreceksin. Dergi en üst katta” dedi.
Türkiye gazetesine ilk adımımı böyle attım.
Bir seneye kalmadan da çiçek çikolata gelip beni Gürbüz ağabeyden istediler. Çocuk dergisi Yeşilay binasına taşındığı gün ben de orada işe başladım.
❤️❤️❤️
İlk günden beri hissedeceğim ama ne olduğu pek anlaşılamayan farklı bir şeyler vardı burada.
Aslında hep dinini, milletini, tarihini seven insanlarla beraber olmuştum. Burada ise buna ilave olarak çok net bir saygı havası vardı. Had safhada fedakarlık ve en çok da sevgi vardı.
İnsanlar akşamları iş çıkışında sanki evlerine gitmek istemiyordu. Ya koltuk altlarına elli-yüz gazete alıp satış yapıyor veya gönüllü olarak matbaadaki işlere yardım etmeye gidiyorlardı. Gördüğüm herkes sanki, burada çalışıp hizmet etmek için dünyaya gelmiş olduğuna inanıyor gibiydi.
❤️❤️❤️
İnsanlar kademeli olarak kendi amirlerinden itibaren yukarıya doğru bağlı, hatta mıknatıslanmış gibiydiler.
Sonra net olarak gördüm ki; bu işin sırrı, işin sahibindeydi.
Fakat bu patron hiç patrona benzemiyordu.
Bunca insanın arasında dolaşıyor, onlara heyecan veriyor, yön gösteriyor, teşvik ediyordu. Bazen hesap da soruyor, yaramazlık yapanların çocuk gibi kulağını da çekiyordu. Bunlar ise maddiyat, menfaat değil genellikle insanî ilişkiler ve hizmetin aksamaması içindi.
Bana garip gelen ise, herkesin her şeyini ona sormasıydı.
Ben rahatsızlık vermek istemezdim.
Fakat öğrendim ki; ona sormak, onu görmek, ona yaklaşmak buradaki herkese iyi geliyordu.
❤️❤️❤️
Hani sana bir bakar da içine dolar ya bazı insanlar…
Hani adını bir kere söyler de bir daha söylesin istersin.
Hani bir kere karşılaşsan, her köşe başında tekrar karşılaşacakmışsın gibi aklından çıkmaz.
İçinde yaşayan bir sıcaklık gibi, sanki artık hep seninle gezer.
Bir daha onun üzüleceğini tahmin ettiğin hiç bir işi yapmamaya, onu sevindirmek için de var gücünle çalışmaya gayret edersin.
❤️❤️❤️
Emin olduğun şu vardır ki; onu seviyorsun ve o da seni seviyor. Şuna ise çok şaşarsın ki; o, onu hiç sevmeyecek kimseleri bile seviyor!..
Bazen de onun en çok seni sevdiğini düşünürsün. Çünkü adını bir kere duysa unutmaz, aylar hatta yıllar sonra seni isminle çağırır, onunla konuştuğunuz şeyler hakkında başka bir şey daha söyler.
Bakarsın ki, gene bir beyaz bulut gibi içini dolduruvermiş. Gene en çok onu sevdiğin geçer aklından ve galiba o da en çok beni seviyor, dersin. Sonra bir bakarsın ki; herkes ve tek tek, tam da bunları hissediyor!
Bu nasıl iş, dersin.
Hatta; niye onu da seviyor ki, diyerek kıskanırsın ama bakarsın ki sen sevdikçe sana onun daha çok sevgisi geliyor!..
Gerçekten de, bu nasıl oluyor?
Bunu kimse bilemiyordu.
Ama hepimizin bazen baba, bazen patron ama hep “abi” bildiğimiz Enver Abi, kimin hayatına girdiyse bir daha çıkmıyor…
Ona bakan bir göz onu eğer gördü ise bir daha unutamıyordu.
❤️❤️❤️
Enver abimizin el attığı, başardığı işler saymakla bitmez.
Babıali çevresinde insan yerine konmayan temiz Anadolu insanlarını gazeteci, yayıncı, radyocu, televizyoncu, sinemacı, iş adamı olarak yetiştirdi.
Ardında tam manasıyla bir “kendini sevenler ordusu” bıraktı.
22 Şubat 2013 günü vefatından bu yana 13 sene geçti.
Geride ise acı tatlı o hatıralar kaldı.
—-
Yarın, Yeni Dünya Vakfı’nın Eyüp Sultan’daki merkez binasında saat 16’da bir anma toplantısı düzenlenecek. Sevenleri Enver abiyi anlatacak, Enver abiyi sevenler dinleyecek.
Katılabilirsiniz.
—-
Dedik ya; bazı insanlar anlatılamaz, çünkü buna kelimeler yetmez.
Enver Abi’yi anlatmaya çalışmak tam bir kekemeliktir, kelimelerin teklemesidir.
Biz gene de burada, devam edeceğiz inşallah.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
zehraozlemkartal@gmail.com
28-02-2026 15:12"Eğitim gönüllere dokunmaktir." Sözüne sarılmış yolumu aydinlatmasinin huzurundayim. Elhamdülillah. Yüreğine sağlık kıymetli Muammer abiciğim .
Hicran Seçkin
16-02-2026 14:01Ne kadar güzel ifade etmişsiniz, ne güzel anlatmışsınız efendim?? Elleriniz yüreğiniz dert görmesin ❤️