• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

TATİL GÜNLERİ BOŞ ZAMAN GEÇİRME GÜNLERİ MİDİR?

20 Ocak 2026, Salı 08:40
TATİL GÜNLERİ BOŞ ZAMAN GEÇİRME GÜNLERİ MİDİR?

İnsanların hayatında en sık karşılaştığı mefhumlardan biri “tatil” kavramıdır. Büyük medeniyetler kuran insanlık dinlenmeyi bir üretim süreci olarak görmüş, sakin ve hareketsiz kaldığı zamanlarda bile sürekli bir şeyler üretmenin derdine düşmüştür. Sanayi inkılabı ile yoğun çalışma ortamı yeni hakları da beraberinde getirmiş, haftada bir defa da olsa çalışmadan uzak kalmayı bir ihtiyaç olarak görmüştür. Zira Afrika’dan ve Uzak Doğudan getirdikleri işçileri ve köleleri boğaz tokluğuna çalıştıran Batı, bugünkü sefahat ve zenginliğini bu garibanların omuzlarında yükselterek atmışlardır. İnsanların yoğun ve fasılasız çalıştırılması, onlara etten kemikten değil de makine muamelesi gösterilmesi, bugün hayatımızın bir parçası olan yeni kavramların da ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bunlardan biri de “tatil” mefhumudur.

Atalet mefhumu ile aynı kökten gelen tatil kavramı TDK lügatinde eğlenmek, dinlenmek amacıyla çalışmadan geçirilen süre” olarak tanımlanmaktadır. Atalet ise “tembellik, işsiz olma, işsiz kalma” şeklinde tarif edilmiştir.

İsmet Emre “Atalet” adlı denemesinde şunları belirtir; “

“Atalet, var oluşun eylemsel donukluğudur. Var olanın; işlevini bir süreliğine askıya alması, durdurması, içinde bulunduğu ortama kendini kapatması, kendi kapısına kilit vurmasıdır. Pasif bir geri çekilmedir atalet… Aktif geri çekilme gerilemeyi, bulunduğu yerin gerisine düşmeyi; pasif geri çekilme ise olduğu yere çakılmayı, hareket etmemeyi, kımıltısızlığı, donukluğu işaret eder.  Eğer atalet aktif geri çekilmeyi işaret etse tatil kelimesi oradan türeyip özellikle modern zamanların sorumluluktan azade eğlence sığınaklarına dönüşemezdi. Var olanı, var oluşu garantiye alan bir duraklama anlamına geldiği için atalet vahametle birleşmesine rağmen kendine mevhum bir sığınak inşa eder ve ‘dinlenme’ ile akrabalık ilişkisi peyda olur. Kelimenin merkezinde, omurgasında yer alan ‘donukluk’, böylece ‘dinlenme’ elbisesi giyerek kendini sempatik görüş alanıyla sunar.”

Burada da belirtildiği gibi atalet; meşru görünen bir hususun arkasına saklanıp aslında olması gereken ve varoluş maksadının kendine biçtiği mesuliyeti ıskalamak da denilebilir. Zira insan, duruşu olan ve yaratılışında mesuliyet altına sokulan bir varlık olarak yaratılış gayesinin dışına çıkma lüksüne sahip değildir. Çıktığında ise hem kendi dünyasında hem de içtimai dünyada çatışmalar yaşaması kaçınılmazdır.

İki günü eşit olanın zararda olduğunu temel düstur edinen dinimizde insanın tembel tembel ve boş oturması da tasvip edilmemiş, İnşirah sure-i celilesinde bir iş bittiğinde hemen başka bir işe başlanması ifade buyurulmuştur.

Hareketsiz hayat paslanmak demektir. Durgun su kokar ve mikrop barındırır. İnsanın da durgun ve hareketsiz kalması, meşguliyetten uzak bir hayat tarzını benimsemesi sıkıntıların da sebebi olarak görülmektedir. Zira İslam alimleri ve evliya-ı kiram, “meşguliyet nimettir” buyurmuşlardır.

Abbasi halifelerinden biri, meclisindeki âlimlerle fıkhi meseleleri konuşurken, yaşlı amcası içeriye girer. Halife ona sorar:
- Amca, bu âlimlerin söyledikleri hakkında sen ne dersin?
- Ey müminlerin emiri! Çocukluğumuzda bizi, birtakım şeylerle meşgul ettiler. İhtiyarlığımızda da biz kendimizi meşgul ettik... Böylece ilimden mahrum kaldık.
- Şimdi okumanızda ne mâni vardır?
- Bizim gibi ihtiyarlara okumak yakışır mı?
- Evet, vallahi ilim talebesi olarak ölmen, cehalete kanaat ederek yaşamandan hayırlıdır.
- Ne zamana kadar, ilim öğrenmek yakışır bana?
- Hayat sana yakıştığı müddetçe, yani ölene kadar…

 

İnsanın yaratılış maksadı, boş beklemeyi, işe yaramayan işlerle uğraşmayı, dünyasına ve ahiretine fayda vermeyen faaliyetlerle zaman geçirmeyi uygun görmez…

Bugün tatil veya boş zamanları, boş boş oturulan zaman dilimleri olarak görüyoruz maalesef. Bu zaman dilimlerini, yine doldurmak adına, boş işlerle, sosyal medya ve benzeri unsurlarla geçiriyoruz… Geçenlerde eğitimci olarak tanıdığım birini birkaç kez aramak mecburiyetinde kaldım. Her aradığımda boş zamanını çocuğuyla dijital oyun oynayarak geçirdiği söyleyince çok üzülmüştüm. Ona farklı bir faaliyet yapıp yapmadığını sorduğumda, “hocam, oyuna bir başlıyoruz. Neredeyse 2 saat geçmiş… Sonra geçirdiğim zamana üzülüyorum. Böyle yapmamalıyız aslında diye kendimi mesul tutuyorum. İşin kötüsü çocuğum da benimle beraber oynuyor ve onu da ihmal ediyorum. Çünkü bağımlılık derecesinde olmasa da oyun sizi esir aldığında saatlerin geçtiğini anlayamıyorsunuz. Ama işin kötüsü bir gün sonra canım sıkılınca yine oynuyoruz”. Bu sözleri bir eğitimci söyledi, dehşete kapıldım. Bu arkadaş bu mevzunun aleyhine konuşmalar da yapan biri… Ama nefis insanı yakaladı mı yakasını bırakmıyor artık. Bu sebeple eve bu oyun türü konsülleri hiç sokmamak en doğrusu… Çocuk, benim kontrolümde oynuyor diyen baba ve anneler de maalesef yakasını bir müddet sonra bu tuzağa kaptırabiliyor. Evde oyun aracı varsa mutlaka onun alıcıları da var demektir. Kontrollü oynuyoruz deyip de bağımlı hale gelen çok kişi tanıyorum… Hatta gece zihnimizi bile bu oyunlar meşgul ediyor diyen, sabahları yorgun ve verimsiz uyanan çok kişi var…Bu konudan büyükler de mustarip! Ufak bir ara olsa hemen konsol veya tablet başına geçip çocuğunun hayatını heba eden, ona doğrudan veya dolaylı zarar veren hatta zarar verdiğinin farkında olmayan çok kişi var. Bu sebeple tatil günleri, boş, işe yaramaz ve malayani işlerle vakit geçirme zamanları olarak düşünmemeli, insanın kendini yenilemesi, bazı konular hakkında farkındalık kazanması için fırsat günleri olarak görülmelidir. Gerekiyorsa bir deniz kenarına gidip üşümek veya bir ormana gidip çamura bulanmak da çocuğun zihninde gelecekte anlatacağı şeylerin olmasına vesiledir.

Malayani, ömrü faydasız oyunlarla, boş işlerle geçirmek demektir. Oyunlardan bazıları faydalıdır. Mesela hadis-i şerifte, (Ok atmayı öğrenmek, atını terbiye etmek ve ailesi ile oynamak hariç, faydalı oyun olmaz) buyuruldu. Diğer oyunlar ise malayanidir. Malayani ile meşgul olmak iyi değildir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Malayaniyi terk etmek, kişinin Müslümanlığının güzelliğindendir.) [Tirmizi]
(Malayani ile meşgul olanın hatası, günahı çok olur.) [El-Askeri]
(Kıyamet günü günahı en çok olan malayani konuşandır.) [Ebu Nasr]
Uhud’da şehit olan bir gencin annesi, (Oğlum sana Cennet müjde olsun!) dedi. Bunun üzerine Resulullah efendimiz buyurdu ki:
(Ne biliyorsun, belki malayani konuşurdu.) [Tirmizi]
Hazret-i Kab, hastalanınca, Resulullah efendimiz ziyaretine gitti. Hazret-i Kab’ın annesi, (Oğlum Cennet sana hazırdır) dedi. Peygamber efendimiz aleyhisselam da buyurdu ki:
(Ey Kab’ın annesi! Ne biliyorsun, Kab belki malayani konuşurdu.) [İbni Ebiddünya]
Peygamber efendimiz Ebu Zer hazretlerine de buyurdu ki:
(Sana bedene hafif, fakat terazide ağır [ahirette sevabı çok] olan bir amel öğreteyim! Şükür et, güzel ahlaka sahip ol ve malayaniyi terk et!) [İbni Ebiddünya]

 

Kaynaklar

  • (İsmet Emre (2021). Türk Dili, 70, 829.)
  • TDK Lügati
  • Dinimiz İslam adlı web sitesi

Yorumlar

  • yorum avatar
    Ahmet Bingöl
    20-01-2026 22:04

    Kıymetli Hocam, kaleminize ve emeğinize sağlık. Makaleniz gerçekten çok güzel olmuş, Allah razı olsun. Günlük hayatın koşturmacasında ve lüzumsuz meşgaleler arasında bizleri bir nebze de olsa uzaklaştırıp böylesine kıymetli bir içeriğe odakladığınız için çok teşekkür ederim.

  • yorum avatar
    Musa Çetiner
    20-01-2026 20:08

    Hocam kalemine eline sağlık çalışan anne babaların en büyük sıkıntısı dijital çağ çok dertliyim...

  • yorum avatar
    Osman Bey
    20-01-2026 19:44

    Teşekkür ederiz Mustafa hocam. Millet olarak kanayan bir yaramıza daha parmak basmışsınız. Malayani ile meşgul olmanın dinimize de dünyamıza da faydalı olmadığını bilmek ve bunu sevmemek, bu boş işlerden kurtulmanın ilk basamağı imiş... Rabbim bu milleti tez zamanda kurtarsın bu illetten, hayırlı işlerle meşgul etsin inşallah...

  • yorum avatar
    Ayşe Demir
    20-01-2026 19:27

    Tatil günlerini nasıl değerlendirdiğimiz üzerine bu kadar düşündüren bir makaleyi okumak gerçekten çok kıymetliydi. Günlük hayatta fark etmeden yaptığımız hataları fark ettiren, insanı kendisiyle yüzleştiren bir hakikati göstermişsiniz. Emeğinize ve kaleminize sağlık hocam.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.