MİLLİ OLAMAYAN MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞIMIZ
14 Mayıs 2026, Perşembe 10:23
Milli Eğitim Bakanlığı müfredatta bazı tanımları değiştirdi.
Haçlı Seferleri-Haçlı Saldırıları
Orta Asya-Türkistan
Ege Denizi-Adalar Denizi
Coğrafi Keşifler-Sömürgeciliğin Başlangıcı
Hani yıllar önce kullanılan bir slogan vardı, yetmez ama evet. Bu kadarcık yetmez ama devamının gelmesi için iyi oldu diyelim.
Eğitimciler kendilerinden başkasının bu konu üzerinde söz sarfetmesinden pek hoşlanmazlar, her meslek erbabının sahiplendiği gibi ama yıllarca dirsek çürütmüş, okuyan yazan biri olarak bazen bizim de fikirlerimizi beyan etme özgürlüğümüz olduğunu düşünerek iki kelam edeyim.
Efendim Osmanlı'nın en düşkün zamanı imparatorluğun her yanını sarmış olan misyoner okulları cumhuriyetin ilanıyla neredeyse bir elin parmakları mesabesine düşmesinin sebebi hikmeti, J.Dewey ve sonrası gelen 11 komisyonun belirlediği doğrultuda seküler, batılı eğitimin devlet eliyle ikame edilmesi sebebiyledir.
Yani genç cumhuriyetin açtığı okullar maalesef misyoner okullarının misyonunu adeta devralmıştır.
2.Cihan harbi sonrası Marshall yardımıyla kurulan 8 komisyondan biri de MEB'de kurulmuş, Fullbright komisyonu ile de tüy dikilmiştir.
Eğitim tamamen kurucunun deyimiyle " Batılı gibi düşünen, davranan, giyinen ve yaşayan" prototipler üretmeye başlamıştır.
Kendi tarihine küfreden, dinine gericilik diyen, kendi kültürünü küçümseyen nesiller yetiştirmiştir.
Batılı gibi davranmak, yaşamak sanki bir marifet gibi beyinlere yerleştirilmiş, modern olmak, çağdaş olmak lanse edilmiştir.
Batı normları eğitimde, sanatta, sinema ve edebiyatta bütün terimleriyle beyinlere nakış nakış işlenmiştir.
1400 yıllık İslam müktesabatı ve medeniyeti tu kaka edilerek dili iğdiş edilmiş, kendi adlandırmaları ve anlamlandırmaları yerine Batılı terimler inşa edilmiştir.
Alfabesinin değiştirilmesi ise bu kültür kıyımının en büyük dönüm noktası olmuştur. Zengin bir kelime haznesine sahip 100 yıl öncesi insanının yerine bugün üniversitelisi bile 300 kelime ile hayatını idame ettirir hale gelmiştir.
Dünyada sömürge okulları dışında hiçbir yerde olmayan "yabancı dille " bilhassa İngilizce eğitim ülkemizde sanki bile isteye özendirilmiş, teşvik edilmiştir.
Maalesef 1950 yılında yıkılan tek parti CHP iktidarından bu yana gelen hiçbir iktidar MEB'de köklü bir değişikliğe gidememiş, adeta etrafından dolanarak eften püften tali konularla halkın nabzına şerbet vermiştir.
Müfredatta en ufak değişiklik yapmaya kalkışanlara dünya dar edilmeye çalışılmıştır.
Yusuf Tekin'e ki yaptığı çok köklü değişiklikler olmamasına rağmen, TÜSİAD gibi bu ülkenin kanını emen sözde iş adamı kuruluşu ilk karşı çıkanlardan olmuştur. Ulan sana ne, sen üretimine, karına baksana!
Onlarda biliyor ki, 100 yıldır, ikame edilen, inandıkları ve alıştıkları düzenin sürebilmesi için o eğitim kurumlarına dokunulmaması, aynı prototip öğrenci yetiştirmesini sürdürmeli.
Yani CHP iktidara gelemese bile fikri iktidarını okullar eliyle yürüttüğü için, Batılı, Çağdaş, ilerici(!) tipolojilerin yetiştirildiği bu kurumlar aynen varlıklarını korumalı, onların 100 sene önce misyoner okullarını kapatırken verdikleri sözü yerine getirebilmeliler.
Aslında bazı değişikler yapmaya kalkan genç kaymakama 95 sene önce M.Kemal'in söylediği söz bugünde devam ediyor gibi.
"Çocuk sen yol yap, köprü yap, bu işlere kalkışma..."
AK Parti iktidarı 24 yıldır çok işler yaptı.
Savunma Sanayiinde yaptığını dost düşman bile kabul ediyor. (İçimizdeki düşmanlar değil tabi)
Yollar, köprüler, fabrikalar yaptı.
PKK ile mücadele, Fetö terör örgütü ile baş etme, etrafımız alevler içindeyken sağ salim kalabilme konularda çok çok güzel idare etti, güzel işler yaptı.
Ama maalesef eğitimde "köklü " ve kronik (milli ve yerli) meselemize dair bir şey yapmadı, yapamadı.
Ama yukarıdaki 4 madde bile bir "şey" en azından…
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.