• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

BATI’NIN DERDİ

18 Mayıs 2026, Pazartesi 18:30
BATI’NIN DERDİ

Batı’nın derdi önce demokrasi idi. Bu sistem kanla ve dehşetle de kurulsa fark etmezdi. Demokrasi devrimi ekonomik bir ivme de yakaladı. Makine devrimi makinenin değil, kol gücünün zaferi idi. Çünkü her ne kadar işgücü kapasitesi azalsa da kol gücü işçileri hiçe sayılan hayatları ve ağır şartlı çalışmalarıyla çok can kaybına uğruyorlardı. Burjuvazi, yeni gelişen işçi sınıfına munis gibi görünürken, sermaye sayesinde emeğe de hükmetmeyi başardı. Feodal sistemin köleleri için yine bir şey değişmemişti. Şimdi de global sermayenin kölesi olmuşlardı. Bu emek ile sermaye dengesizliği, sonunda komünizm sistemine kadar dayandı. Belki sistem tam Batı’yı etkilemedi ama Batı’dan kaynaklanan Marksizm, evvela Çarlık Rusya’yı etkisi altına alsa bile, zaruri sendikalaşma sermaye sınıfı için en az komünizm kadar sıkıntılıydı.

Osmanlıda şartlar böyle değildi. Batı, Türk Osmanlı gibi düşünmüyordu. Osmanlı Makyavelist olamazdı. Bu siyasette her şey mübahtı. Niccolo Machievelli’ye göre insanlar verdikleri sözü tutmayan beş para etmez mahluklardı. O hâlde amaç için insandan vazgeçilecekti. Hâlbuki İslam’da insan Rabb’imizin yarattığı en mükemmel varlıktı. Hukûk-ı ibâd (kulların hakkı) İslamiyet’in temellerindendi. Bu gayrimüslimler için de aynıydı.

Batı denen medeniyetsiz karışım, Makyavelist-kapitalist-sosyalist, burjuvazi ve en mühimmi de antihümanist sistemin Greko-Latin devşirmesi bir anlamsız topluluktur. Çünkü bu temel unsurlarla hümanist (insancıl) olunamazdı. Dünyayı devre mülk gibi paylaşmak için iki cihan harbi yapıldı. Milyonlarca insan öldü. Olsun, sonunda dengeler kurulmuş ve iki büyük blok oluşmuştu. Kapitalist sistem büyücü, komünist sistem halkını kendisine âşık eden cellat gibi hüküm sürmeye başladı. Para, reklam ve sınırsız tüketimin önünde durulamayacağı için kapitalizm, mutlaka komünizmi bitirecekti. Rusya bunun en açık örneğidir. 

Osmanlıda 1831‘deki ilk resmî gazete Takvim-i Vekâyi’den sonra serbest basına geçildi. Öyle ki Osmanlıda ilk gazeteleri yabancılar çıkardılar. Mesela Bulletin de Nouvelle,1795’te Pera’da (Beyoğlu) Fransız elçi Verninac Saint-Maur tarafından çıkarıldı. 1800’de Mısır’da Arapça al-Tanbîh, General Jacques François Menois tarafından kuruldu. Dikkat edilirse bizde gazetecilik yabancılar tarafından başlatıldı: Tabii ki amaç haber değil, fitneydi. Ana hedef Osmanlıyı yıkmaktı.

Osmanlının münbit toprakları vardı; kıtalar arası denizlere hâkimdi, stratejik boğazları vardı. Bir de son zamanlarda buna neft (petrol) eklenince sırtlanlar gemi azıya aldı. Bu nimetler medeni(!) Batı’nın olmalıydı. Bu devlet mutlaka yıkılmalıydı. Dış düşmanlar surları dışarıdan döverek bu metin kalayı yıkamıyorlardı. Kapıyı içten birileri açmalıydı. Onu da buldular. Yeni Osmanlılar Cemiyeti basınla, Jön Türkler Avrupa destekli provokasyonlarla ve nihayet Alparslan Türkeş’in “komitacı” dediği İttihâd ve Terakkî darbeyle yıkılışa giden yolu açmıştı.

Görünüşte legal (kanuni) bir parti olan İTC (İttihâd ve Terakkî Cemiyeti) sonrasında siyasi cinayetlerin kol gezdiği, kin ve şiddetin kokusunun sindiği Selânik merkezli bir ihtilal fırkasıydı. İTC’nin idaresi bu mübarek topraklara bir kara bulut gibi çöktü. Bu aralarda monte edilen dinî-siyasi platform, Mısır ekolü devreye sokularak gözle görülür bir ivme kazandırıldı. Bu hareket de uluslararası Mason teşkilâtları tarafından destekleniyordu.

İTC’liler mücadeleci şahsiyetleri ile taraftar kitleleri oluşturdular. M. Abduh ve CEfgani’nin başını çektiği “yalnız Kur’ân’a dayalı ve ilhamını sadece ondan alan reformist İslam anlayışı, rejim muhalifi daha doğrusu Abdülhamid düşmanı olan aydınların dikkatini çekiyordu. Bu teşkilatlar sadece Osmanlıyı yıkmadılar, dünya Müslümanlarının da hayatlarını kararttılar.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.