• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

SEYFÜDDEVLE’NİN MEZARINI BULMAYA ÇOK YAKLAŞTIK

18 Şubat 2026, Çarşamba 00:42
SEYFÜDDEVLE’NİN MEZARINI BULMAYA ÇOK YAKLAŞTIK

Tarihten bu yana bu toprakların dört bir yanına emek vermiş nice kıymetli isimler vardır. Devlet başkanları, sanatçılar, bu topraklara kanını ve canını vermiş, iz bırakmış nice özel insanlar… Bin yıllık Anadolu tarihinin dört bir köşesinde bizden olan, kanımızdan ve canımızdan olan bu insanların çoğunu bugün hatırlamıyoruz bile. Ne izlerini biliyoruz ne mezarlarını biliyoruz. Bilmediğimizin farkında bile değiliz. Oysa bu topraklar, nice büyük hatırayı ve büyük insanı bağrında saklar.

Türkiye’nin bin yıl önceki tarihinde en önemli başkentlerinden birisi Diyarbakır Silvan’dır. Bugünkü adı Silvan, tarihteki meşhur adı ise Meyyâfârikîn’dir. Binlerce yıllık adı Meyyâfârikîn olan bu şehir, bir dönem ticaretin kalbinin attığı, İpek Yolu’nun geçtiği, dünyanın dört bir yanından paraların tedavül edildiği bir merkezdi. Herkes burada bulunmak, burada ticaret yapmak, burada bir dükkân sahibi olmak isterdi. Nice hükümdarın yönetim merkeziydi. Saraylar buradaydı. Hükümdarlar ölürken mezarlarının da burada olmasını vasiyet ederdi.

Hamdanilerin ünlü hükümdarı Seyfüddevle de ölürken Silvan’a defnedilmeyi vasiyet etti. Cenazesi Halep’ten buraya getirildi. Mervanilerin hükümdarları burada yaşadı, burada hüküm sürdü ve buraya defnedildi. Anadolu Selçuklu hükümdarları, Kılıç Arslanlar ve Süleyman Şahlar bu topraklara geldi. Harzemşah hükümdarı Celaleddin Harzemşah burada mücadele verdi, burada öldü ve buraya defnedildi. Meyyâfârikîn, hükümdarların, komutanların ve devlet adamlarının merkeziydi.

Şehir surları tarihte övülen, düşmana korku veren, aşılması zor surlardı. Moğollar birçok şehri birkaç günde alırken Meyyâfârikîn kapılarında 2,5 yıl beklediler. Şehre giremediler. Bu surlar Anadolu’daki kalelerin gücünü göstermesi açısından da önemliydi. Kapılar ve burçlar savunmanın en kritik noktalarıydı. Kapıların yanında muhkem burçlar bulunurdu. Bu şehir de dünyanın en meşhur surlarına sahipti.

Tarihçi İbnü’l-Ezrak’ın aktardığına göre şehirde “Bâbü’l-Gam ve’l-Ferah” yani “Keder ve Sevinç Kapısı” vardı. Kapının üzerinde biri mutlu, biri üzgün iki insan figürü bulunurdu. Bu kapıdan girildikten sonra sağ tarafta Seyfüddevle’nin sarayı yer alırdı. Sarayın adı Kasrü’l-Atîk, yani “Eski Saray”dı. Seyfüddevle, vefatından sonra annesinin ve kız kardeşinin yanına, sarayının bahçesine defnedildi.

Zamanla savaşlar, istilalar ve yıkımlar bu yapıları tahrip etti. Hülagû istilası sırasında şehir büyük zarar gördü. Saraylar yıkıldı, yapılar harap oldu. Bugün görülen bazı yapılar, o sarayın birebir hali değil; daha sonraki dönemlerde yıkıntılar üzerine yapılan ve restore edilen yapılardır. Yine de sur taşları, duvarlar ve kalıntılar geçmişin izlerini taşır.

Saray denildiğinde bugünkü büyük ve gösterişli saraylar anlaşılmamalıdır. O dönemin sarayları burçların üzerinde, cumbalı, daha mütevazı yapılardı. Hükümdarlar burada yaşar, devlet işlerini buradan yürütürdü. Yüklükler açılır, döşekler serilir, gece yatılır, sabah kaldırılırdı. Günlük hayat bu sadelik içinde sürerdi.

Bölgede yaşayan yerel halkın aktardığı bilgiler de dikkat çekicidir. Bu alanlar uzun süre bahçe olarak kullanılmış, sebze ekilip biçilirken mezarlara rastlandığı söylenmiştir. Bu nedenle bölgede arkeolojik kazı yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Çünkü Seyfüddevle’nin ve ailesinin mezarlarının burada olma ihtimali yüksektir.

Seyfüddevle yalnızca bir hükümdar değil, aynı zamanda ilim ve sanat hamisiydi. Sarayında tarihçiler, şairler, astronomlar, tabipler bulunurdu. Halep ve Meyyâfârikîn onun döneminde birer kültür merkezi hâline gelmişti. Abbasi Devleti zayıflarken ortaya çıkan Hamdaniler, geniş bir coğrafyada hâkimiyet kurdu. Seyfüddevle 916 yılında doğdu, gençlik yıllarını bu şehirde geçirdi ve önemli askerî başarılara imza attı.

Hayatının büyük kısmı savaş meydanlarında geçti. 20 yaşından 51 yaşına kadar at sırtında mücadele etti. Doğu Roma İmparatorluğu’na karşı seferler düzenledi. Fatimilerle, Ermeni krallıklarıyla ve Bizans’la savaştı. 51 yıllık ömrünün 30 yılı at sırtında geçti. 967 yılında vefat etti ve vasiyeti gereği Meyyâfârikîn’e getirilerek sarayının bahçesine defnedildi.

Onunla ilgili en dikkat çekici vasiyetlerinden biri, savaşlardan döndüğünde kıyafetlerindeki tozları biriktirmesiydi. Her sefer dönüşü üzerindeki tozları bir yaygı üzerinde siler, o tozları toplatır ve biriktirirdi. “Ben öldüğüm zaman bu tozlardan bir kerpiç tuğla yapın ve mezarımın başına koyun” demişti. Bu, onun hayatını mücadeleye ve inancına adadığının bir ifadesiydi.

Ancak Moğol istilası sırasında şehir büyük bir yıkıma uğradı. Uzun süren kuşatma, açlık ve katliamlar yaşandı. Şehre girildiğinde neredeyse kimse kalmamıştı. Yapılar yıkıldı, mezarlar kayboldu, hatıralar silindi. Seyfüddevle’nin mezarı ve o vasiyet ettiği tuğla da bu yıkımda yok oldu.

Bugün bu topraklarda onun mezarının yeri kesin olarak bilinmemektedir. Ancak tarihî kaynaklar, annesi ve kız kardeşiyle birlikte sarayının bahçesine defnedildiğini söyler. Bu nedenle bu alanda yapılacak ilmî çalışmalar ve kazılar büyük önem taşır. Bulunamasa bile sembolik bir mezar yapılması, hatırasının yaşatılması gerektiği dile getirilmektedir.

Meyyâfârikîn, tarih boyunca Türklerin, Kürtlerin ve Arapların birlikte yaşadığı bir coğrafya olmuştur. Bu şehir, farklı halkların ve kültürlerin ortak mirasını taşır. Bu mirası tanımak, korumak ve gelecek nesillere aktarmak bir sorumluluktur.

Bugün geriye kalan surlar, taş duvarlar ve restore edilmiş yapılar geçmişin sessiz tanıklarıdır. Bu şehirde nice ezanlar okundu, nice hükümdarlar yaşadı, nice hatıralar birikti. Bin yıl önce yaşamış bir hükümdarın izini sürmek, yalnızca bir mezarı aramak değil; bir medeniyet hafızasını hatırlamaktır.

Seyfüddevle’nin annesinin, kız kardeşinin ve bu toprakların savunmasında şehit düşmüş nice insanın hatırası bu şehirde saklıdır. Bu hatıraları bilmek, hatırlamak ve yaşatmak, tarihe karşı bir vefa borcudur.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.