• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

MEHTERİN SESİ: BİR MİLLETİN HAFIZASI MEHTERİN SIRRI NEDİR?

03 Mayıs 2026, Pazar 11:17
MEHTERİN SESİ: BİR MİLLETİN HAFIZASI MEHTERİN SIRRI NEDİR?

Mehter marşı… Sadece bir müzik değildir o. Davulun tok sesiyle, zurnanın yırtıcı nağmesiyle yükselen bir tarih çağrısıdır. Adımların ritme vurduğu, kalplerin aynı anda çarptığı bir diriliş hatırlatmasıdır. Çünkü mehter, bir milletin yürüyüşüdür; hem toprağa basan ayakların hem de göğe yönelen duaların sesidir.

Bir Türk ve Müslüman, mehteri duyduğunda neden heyecanlanır? Çünkü o ses, yalnızca kulağa değil, hafızaya hitap eder. Asırlardır nesilden nesile aktarılan bir ruh vardır o nağmelerde. Sadece savaş meydanlarının değil, aynı zamanda bir inancın, bir davanın, bir varoluş iddiasının yankısıdır. Mehter çaldığında insan, kendini bir ordunun içinde hisseder; yalnız olmadığını, bir tarihin devamı olduğunu anlar. O yüzden kalp hızlanır, gözler dolu dolu olur, insanın içinden bir “biz” duygusu yükselir.

Mehter ile cihat arasındaki bağ da burada gizlidir. Cihat, yalnızca kılıç kuşanmak değildir; hak için, adalet için, insanlık için verilen her türlü gayrettir. Mehter ise bu gayretin sesidir. Asker yürürken sadece bedeniyle değil, inancıyla yürüsün diye çalar. Yorgun düşen omuzları dikleştiren, korkuya karşı cesaret aşılayan bir nefes olur. Mehterin ritmi, askere şunu fısıldar: “Yalnız değilsin, arkanda bir millet, üstünde bir kader var. Yürü Mevlam seninle!”

Lakin her ses, her gönülde aynı yankıyı bulmaz. Mehtere “alerji duyanlar” meselesi de buradan doğar. Çünkü mehter, kimliktir. Kökü olanı köküne çağırır; kökünden kopanı ise rahatsız eder. Tarihiyle barışık olan için mehter bir gurur vesilesidir. Ama geçmişini yük gören, aidiyet duygusunu yitirmiş ya da bu milletin hafızasıyla mesafeli olan için o ses gürültüden ibaret kalır. Zira insan, kendine ait olanı sever; yabancılaştığına ise kulaklarını kapatır.

İrfan ehlinin nazarında mehter, sadece bir askeri bando değildir. O, bir medeniyetin ritmidir. İçinde disiplin vardır, vakar vardır, nizam vardır. Her vuruş ölçülüdür, her ses yerli yerindedir. Bu yönüyle mehter, bize sadece geçmişi hatırlatmaz; aynı zamanda nasıl bir düzen, nasıl bir duruş sahibi olmamız gerektiğini de öğretir.

Bugün mehter dinlerken coşan yürekler, aslında kendi özünü arayan yüreklerdir. Çünkü insan, ne kadar modernleşirse modernleşsin, köklerinden tamamen kopamaz. Bir davul sesi, bir zurna nağmesi… Ve bir anda asırlar aşılır. İşte mehter budur: zamanı delen, kalbi dirilten, insana kim olduğunu hatırlatan bir sestir.

Fıkıhta üç yerde çalgıya cevaz var. Harpte mehter  Ramazanda davul Düğünde def…

Ve belki de en çok bu yüzden…

Mehter başladığında, sadece kulaklar değil, kalpler ayağa kalkar.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.