DİP DALGASI…
02 Mayıs 2026, Cumartesi 00:54
Hayat inişli çıkışlı…
Ömür boyu kendi senaryolarımızı yazıyoruz bıkıp usanmadan fakat bakıyoruz ki yazılmış bir senaryonun oyuncularıyız.
Yani…
Teslim olamamak sancısı midemizi deliyor; anlayamıyoruz.
Anladığımızı zannettiğimiz zamanlarda bile…
Şaşkınlıklarım ve bunun sonucunda bulduğum hakikatler aslında o kadar bilinen ve benden öncekilerin de bulup veciz olarak ifade ettiği hakikatler ki… Hep dudak bükmüştüm… Bükmüştük…
Şimdi “Gerçekten öyleymiş” diye ben de takla attırıp ifade etsem genel olarak doğrulara temas eden ama sıkıcı bir yazı dayatmış olurum diye çekiniyorum.
“Sen çekilmez bir ihtiyar olacaksın/ oldun” serzenişleri çoğalırken “Durun yahu…” filan diyecek takatim yok.
Öyle oluyorum. Oldum.
Hayatın küreklerini boşa çektiğini fark edince insan “çekilmez” oluyor demek ki…
Xxx
Dibi bulmak hep bir ümit pompalar “Artık yavaş yavaş da olsa yukarı doğru çıkma vaktidir” diye…
İşte o çekilmez cümlelerden birini iliştiriyorum; elimde değil: “Dipsiz bir kuyunun içinde geçiyor maceramız!”
Dolayısıyla her daim şükür gerekiyor çünkü insanlık gerçeği olarak zamanın genlerine nakşedilmiş bir hakikat duruyor karşımızda: “Beterin beteri var!”
“Bundan daha kötü ne olabilir?” ağlayışı/ sızlanışı beyhudedir.
Yaşar ve görürsün.
Ve elbette Allah korusun.
Xxx
Konumuz dip…
Biz milliyetçi- muhafazakâr- dindar -ne derseniz deyin- kesimin Menderes, Demirel, Erbakan, Özal kervanındaki en karizmatik lideri ve dahi en heyecan verici, en çok ümit pompalayan ve duyguları laik- çağdaşlar tarafından bastırılmış Müslümanların içlerinde mahpus nefesini açığa çıkaran fevkalade “Reis”i Recep Tayyip Erdoğan’ı anlamaya çalışırken de dibe doğru süzülüşümüz hız kesmiyor.
Necdet Sezer’in Ecevit’in başına anayasa fırlattığı hengamda memleket için üzülüyorduk ama benim bir işim ve o işe sevdam vardı. Diriydim…
Muhteşem Reis’in Türkiye’de iş tuttuğu günlerden beri onun karizmasına ve enerjisine ayak uyduramayışımızdan olsa gerek, dibe doğru sürüklenmeye devam ediyoruz.
Bir ara heyecan yapmadan emeklilik vasatında serin sulara sırtüstü uzanıp ve hareketsiz kalıp nefes alıp vermekle iktifa edebilirim diye düşünmüştüm…
Dolar çıktı ve sonra güya indi, emeklilik o bitkisel hayata bile fayda etmez oldu.
Tamam ayak uydurayım; benim de Reis’im olsun. Öyle zaten diyerekten…
Ama ne zaman niyetlensem “Ya Allah Bismillah” diye mutlaka dizlerimin bağına kasteden bir “kancıklık” yayılıyor ortaya…
Velakin Reis şerbetli ve dualı adam…
Bir yandan biz merakla dibi bulup ayaklarımızı zemine vurmanın ve tekrar yukarı doğru çıkabilmenin hayalini yaşıyoruz.
Yani memleket dip yaparken o zamanlar biz dibi bulmamıştık, Reis vatanı- milleti kurtarırken dibini bulmanın telaşındayız; kafam çok karışık!
Xxx
Dip te ne var? Bilmiyoruz.
Olanda “hayır” vardır. İnanıyoruz.
Mesela din bezirganı sahtekâr allameler de dibi buluyorlar; buna şükür… Kimi yurt dışına gitmekten bahsediyor bir zamanların Fazıl Say’ı gibi, bu ülke yaşanmaz olmuş hurafecilerden. Dümbük Kur’an-ı Kerim’e hakaret ederken milletin nefes borusunu sıkmıyor sanki…
Diğeri Fatih’e, Kanuni’ye, hastalara ve nihayet topyekûn ülkemize sövüyor; çağdaş bilim adamı diye arkadaşı İlber aynı kazuratın farklı renklerini yayarak yanına oturuyordu utanıp sıkılmadan ve Reis o İlber’i komisyonlarına alıyordu pek bi adam diye…
Amaaaan…
Milletvekili adaylarına içimiz kalkmıştı.
Bakanlar Kurulu ile şenleniriz dedik.
Ters köşeye yattık.
Komisyonlar önemli dedik.
Dibi bulduk.
Komisyonlar komisyon değil gazino, reality show tadında…
Neymiş, hepsi Reisçiymiş!
İslamoğlu denen Fetö yalayıcısı da 15 Temmuz’dan sonra nöbete çıkıp Reis’çi olmuştu. Reis’çi olanlar şimdi memlekete geçirmekle meşgul. Son tweetiyle Azeri ateisti referans alıp Araplara ve Türklere çakarak düşünce özgürlüğünün güzel ülkemde tahammülü zor bir çıtaya yükseldiğini sergiliyor…
Sonuçta her malın müşterisi var.
Var ama pazarda her malı satamazsın; ortalığı kokutamazsın…
Eğer ortalığa etmek niyetindeysen yapamazsın; git hangi köprü altı müsaitse müşterinle orada buluş, milleti rahatsız etme! demeli birileri.
Zabıta limon satanın peşinde ama din satana, Atatürk satana, Teksas satana kimse bir şey demiyor.
Xxx
Dipten kurtulmanın veya dipte “hayır” bulmanın bir kapısı da Allah’ın kullarını “hakikat”e çağıran cemaatlerdi…
Cemaatler var fakat cemaatlerin tepesi karışık. Cami cinayetleri, Avustralya trafik kazaları, hain yengeler- gelinler, devşirilmiş şehzadeler, sekiz silindir mercedesli/ korumalı kollamalı şeyhler…
Cemaatler var ama kafası kesilmiş horoz gibi çırpınıyor hepsi…
Xxx
Bir zamanlar Liberal Demokrat Parti’nin acayip ve garayip bir başkanı vardı Besim Tibuk amca hani…
“İktidar olup Ankara’ya gidince sifonu çekeceğim” diyordu…
Bi dip problemimiz var bi de sifon problemimiz anlaşılan…
Çözemediğimiz bu dayanılmaz koku giderek artıyor…
Dibe doğru çektikçe bizi hayat…
Çünkü Haliç’in, Kurbağalı Dere’nin dibiyle Ege’nin Akdeniz’in dibi bir olmasa gerek…
Ve Allah her şeyin olduğu gibi dibin de hayırlısını versin.
Xxx
Çok mu tuhaf oldu…
E dip dalgası…
Dipli dalga…
Dalgalı dip.
İdare edin.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.