• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

İNSANLARIN HAYIRLISI İNSANLARA FAYDALI OLANDIR

01 Mayıs 2026, Cuma 11:06
İNSANLARIN HAYIRLISI İNSANLARA FAYDALI OLANDIR

Allahü Teala insanı, önce kendine kul olmak, sonra da kullarına faydalı olmak için yaratmıştır.

Sadece kendi nefsi ve keyfi için yaşayıp, başkalarına faydası olmayan bir müslüman,

ne kadar çok ibadet yaparsa yapsın, hakiki bir müslüman olabilmesi asla mümkün değildir.

Nitekim Peygamber efendimiz hadis-i şeriflerinde:

“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydası olandır.” [Buhari],

“Kim, bir müslümanın sıkıntısını giderip, onu sevindirirse, Allahü teala, kıyamette en sıkıntılı anlarda, onu sıkıntılardan kurtarır.” [Buhari] ve

“Din kardeşine yardım edenin yardımcısı, Allahü tealadır.” [Müslim] buyuruyor.

Muhammed Masum Fârukî  (ö. 1668)  hazretleri de:

“Ömür kısadır. Sonsuz olan ahiret hayatında, insanın karşılaşacağı şeyler, dünyada yaşadığı hale bağlıdır.

Akıllı olan, ileriyi görebilen bir kimse, kısa olan dünyada, hep, ahirette iyi ve rahat yaşamaya sebep olan şeyleri yapar.

İnsanlara hizmet etmek için çalışır.

İnsanlara iyilik etmek, ahirette azaptan kurtulmaya ve Cennet nimetlerinin artmasına sebep olur.” buyuruyor.

Ancak bu müjdelere kavuşabilmek için, her bir iyiliği, herhangi bir menfaat beklemeksizin sadece rabbimizin rızasını kazanmak için yapmalıdır.

İyilik, Allah rızası için yapıldığı takdirde, kötü birine de iyilik edilse, ondan asla zarar gelmez.

Bunun için atalarımız, 

(İyilikten kötülük gelmez),

(İyilik eden iyilik bulur),

(İyilik et, denize at, balık bilmezse Hâlık bilir) sözleri ile,

İnsanlar yapılan iyiliğin kıymetini bilmeseler bile, Allah rızası için yapılan iyiliğin asla zayi olmayacağını ifade etmişlerdir.

İslam alimleri “İnsan, ihsanın, kölesidir.” buyuruyor.

Yani insan, ister istemez iyilik edene karşı sevgi duyar, kötülük edenden ise nefret eder.

Nitekim Peygamber efendimiz:

“İhsan sahibi kimseyi sevmek, insanların yaratılışında vardır.” buyurarak,

“Ya Rabbi, kötü birinin, bana iyilik etmesini nasip etme!” diye dua ederlerdi. [Deylemi]

İslam alimleri:

“Allahü tealanın size nasıl muamele etmesini istiyorsanız, Onun kullarına öyle muamele ediniz.” buyuruyor.

Allahü tealanın merhametine kavuşmak isteyen bir mü’min, herkese, hatta hayvanlara karşı da merhametli olmalıdır.

Bir keresinde Peygamber efendimiz eshabıyla sohbet ederlerken: 

“Merhametli olmayan imanlı olamaz.” buyurdu,

Eshab-ı kiram, ”Ya Resulallah, hepimiz merhametliyiz.” deyince,

“Bir arkadaşa merhamet kâfi değildir. Bütün mahlukata merhametli olmak gerekir.” buyurdu.[Taberani]

O halde bütün insanlara ve hayvanlara acımak gerekir.

Kâfire ve zalime acımak, onların kötülük etmelerini önleyip, salih bir müslüman olmaları için çalışmak demektir.

İnsanlara iyilik etmek, onların işlerini güler yüzle ve tatlı dille ve kolaylıkla yapmak, insanı Allahü tealanın sevgisine kavuşturur.

Nitekim Ubeydullah-i Ahrar hazretleri (ö.1490):

“Zikir ve murakabe, bir Müslümana hizmet yapılamadığı zamanda olur.

Birinin gönlünü alacak, onu sevindirecek bir hizmet, zikir ve murakabeden önce gelir) buyurarak, 

insanları sevindirmenin nafile ibadet yapmaktan daha sevap olduğunu ifade etmiştir.

Peygamber efendimiz de hadis-i şeriflerinde:

“Allahü tealanın farzlardan sonra en çok sevdiği iş, bir mü’mini sevindirmektir.” [Taberani] ve

 “En kıymetli amel, bir müminin sıkıntısını gidermek, borcunu ödemek veya karnını doyurmak suretiyle sevindirmektir.” [Taberani] buyuruyor.

“Veren el, alan elden hayırlıdır...” [Buharî] hadis-i şerifi gereğince, her zaman veren el olmaya çalışmalıdır.

Allah için hizmet edene, muhakkak hizmet edenler bulunur. 

Muhtaç ve yaşlılara özellikle de anne-babaya hizmet etmek ise daha çok sevaptır.

Nitekim Peygamber efendimiz hadis-i şeriflerinde:

“Bir kimse, din kardeşine yardım ettikçe, Allahü teala da ona yardım eder.” [Müslim],

“Bir genç, bir ihtiyara yaşından dolayı hürmet ederse, o genç ihtiyarlayınca, Allahü teala, ona hizmet edecek gençler yaratır.” [Tirmizi],

“Dul ve yoksullara hizmet eden, fî-sebîlillah cihad eden gibidir.” [Buharî] ve

“Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun” [Müslim] buyuruyor.

Başkaları kötülük etse de, iyiler zümresine dahil olmak için hep iyilik etmelidir.

Nitekim atalarımız,

“İyiliğe iyilik, her kişinin kârı,

Kötülüğe iyilik, er kişinin kârı” diyerek,

hakiki bir mü’min olmanın, kötülük edene de iyilik yapmakla mümkün olacağını ifade etmişlerdir.

Hakiki müslüman, kendi rahatını, Allahü tealanın kullarının rahatı için terk eden kişidir.

Bu nedenle, insanların ihtiyaçlarını karşılamak, kimseye muhtaç olmamak, İslam ilimlerini yaymak ve bunları yapanlara yardım etmek için çok çalışıp, mal-mülk sahibi olmak çok sevaptır.

Nitekim Peygamber efendimiz hadis-i şeriflerinde:

“Bazı kimseler, başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak, onlara yardımcı olmak için yaratılmıştır. İhtiyaç sahipleri bunlara başvurur. Bunlar için ahirette azap korkusu olmaz.” [Taberani],

“Paranızı önce kendi ihtiyaçlarınıza, artarsa çoluk çocuğunuzun ihtiyaçlarına sarf edin! Bundan da artarsa akrabalarınıza yardım edin!” [Müslim],

“Yalnız şu iki kimseye gıpta edilmelidir:

Biri, Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse, diğeri, Allah’ın kendisine verdiği ilimle amel eden ve onu başkalarına öğreten kimse.” [Buharî] ve

“Allahü teala, bazılarına çok nimet vermiştir. Bunları, herkese faydalı olmak için yaratmıştır. Bu nimetleri dağıtırlarsa, azalmaz, dağıtmazlarsa bunlardan alıp, başkalarına verir.” [Taberani] buyuruyor.

İnsanlara hizmet, onları dünyada ve ahirette huzura kavuşturmak demektir.

Bunun da tek yolu, Allahü tealanın gösterdiği saadet yolu, yani İslamiyet’tir.

O halde, insanlığa en büyük hizmet, İslam’a hizmet ile olur.

Konuyla ilgili olarak İmam-ı Rabbani (ö. 1624)  hazretleri Mektûbât kitabının 1.cilt 193. Mektubunda buyuruyor ki:

Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını, sözlerini yaymak için, keramet sahibi olmak, alim olmak şart değildir.

Her müslümanın bunu yapmak için uğraşması gerekir. Fırsatı kaçırmamalıdır.

Kıyamette her müslümana bunu soracaklar, "İslam’a niçin hizmet etmedin?" diyeceklerdir.

Dine hizmet için uğraşmayanlara, din bilgilerini yayan kurumlara, kimselere yardım etmeyenlere, çok azap yapılacaktır.

Özür, bahane kabul edilmeyecektir.

Peygamberler, insanların en üstünleri, en kıymetlileri iken, hiç rahat oturmadı.

Allahü tealanın dinini, seadet-i ebediyye yolunu yaymak için, gece gündüz uğraştılar.

Bizim de, Ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını, sözlerini yaymamız ve kâfirlerin, düşmanların, müslümanlara iftira ve eziyet edenlerin, kötü, alçak, yalancı olduklarını, gençlere, dostlara bildirmemiz gerekir.

Bu yolda malı ile, kuvveti ile, mesleği ile çalışmayanlar, azaptan kurtulamayacaklardır.

Bu yolda çalışırken, sıkıntı çekmeyi büyük saadet, büyük kazanç bilmelidir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.