• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

MİSYONERLER NASIL İĞFAL ETTİ -1

30 Nisan 2026, Perşembe 10:20
MİSYONERLER NASIL İĞFAL ETTİ -1

Dünya eskiden de dönüyordu ama sanayi devriminden bu yana daha bir hızlı dönmeye başladı sanırım. Burada dönmeden kastım değişim elbette.

Tabi bu değişim Osmanlı'nın sahneden atılmasıyla da İslam memleketlerinin aleyhine olmaya başladı. Osmanlı varlığıyla sömürgeleşmenin önünde az çok durabilirken, onun yıkılmasıyla adeta imamesi kopmuş tespih taneleri gibi müstemlekeleşme başladı.

Sanayileşen Batı'nın İslam ülkelerinde askeri tahakkümden çok ki direnci kırabilmek için önce o şekilde girip daha sonra misyonerleri vasıtasıyla değişimi başlattılar.

Katolik misyonerlerin çalışmaları planlı ve belli bir merkezden idare edilerek yapılan çalışmalar olmadığı için çok etkili olmadı. Çeşitli mezheplere bağlı Katolik papazlar yüzyıllarca Osmanlı topraklarında bilhassa İstanbul, İzmir, Mersin, Beyrut ve İskenderiye gibi liman şehirlerinde meskun veya gemiyle seyahat eden gayri müslimlere yönelik faaliyette bulundular.

Osmanlı'nın bilhassa güçlü olduğu dönemlere denk geldikleri için çalışmaları devlet katında pek tehlike arz etmedi.

Tabi bu arada Ermeni, Rum, Beyrut Maruni, Süryani ve Nasturi patriklikleri devletin gayri müslim vatandaşları olarak kendi cemaatlerinin dini hizmetlerinin görmede, nikah, boşanma ve miras hukuku konusunda selahiyetli oldukları ve bunun karşılığında Osmanlı idari sisteminde muhatap kabul edilme hem de patriklere avanta sağlandığı için bunlar dışarıdan gelen misyonerlere pek itibar etmediler.

Ama 1820 yılında ilk olarak Amerikalı misyonerlerin Osmanlı topraklarına ayak basmasıyla işin rengi değişti. Protestan misyonerler daha önceki Katolik misyonerler gibi kendi cemaatlerine yönelik değil, çünkü o dönemlerde Osmanlı topraklarında protestan olan olmadığı için herkese karşı irşad(!) yapmayı amaçlıyorlardı. Öncelikle Osmanlı coğrafyasını tanıyabilmek için enine boyuna Rusya sınırından İran'a ve Irak Suriye dahil bütün bölgeyi enine boyuna keşfe çıktılar.

İlk olarak nasıl ve nereden başlamaları gerektiğini tespit ettiler.

Ve işe sağlıkla başladılar.

Amerikalı misyonerler Türkiye, Irak ve Suriye topraklarını, İngilizler Beyruttan aşağı Arabistan ve Mısır, Hindistan, Hollanda ve Endonezya ve Filipinler, İsveç, Danimarka gibi bazı ülke misyonerleri de Kafkaslardan Moğolistan'a kadar olan bölgede faaliyete başladılar.

Amerikalı misyonerler ülkeyi üçe böldüler.

1-Merkezi Türkiye Misyonu

2- Batı Türkiye Misyonu

3- Doğu Türkiye misyonu

Her ana misyona bağlı istasyonlar, istasyonlara bağlı küçük birimler teşekkül ettirdiler. Memleketin her köyüne, her mezrasına kadar girdiler.

Oradaki demografik yapıyı, dini ve etnik durumu, yer üstü ve yer altı zenginlikleri, hava durumuna varana kadar aylık raporlarla AFBCM Board'ın Amerika'da ki merkezine bildirdiler.

Osmanlı bu arada ne yapıyordu derseniz.

Sanayi devrimini kaçıran Osmanlı; 1820 tarihinde Mora ve Yunan savaşları, Navarin'de donanmanın yakılmasıyla elimiz ayağımız gitti. Yeniçeri ocağını lağvederek yeni bir ordu kurmak aynı dönemde. Kavalalı meselesi yine aynı günlerde. Daha sonra Osmanlı Rus savaşı.

Sonrası Kırım savaşı. Balkanlarda isyan

Cezayir'in elden çıkması. Lübnan'ın muhtariyete kavuşması.

Yani anlayacağınız Osmanlı'nın başı o kadar beladadır ki durup soluk alıp bu konularla uğraşacak hali bile yoktur.

Tabi halkın fakir ve hastalıklarla baş edecek yeterli doktor, ilaç ve tıbbı yardımı alamaması Amerikalı misyonerlere alan açılmasını sağlamıştır.

Bilhassa Doğu'da Rus misyoner ve askeri yapılarının çalışmaları karşısında, sorunların çokluğu sebebiyle başını kaldıramayan Osmanlı için o bölgelerde Amerikalı misyonerlerin çalışmasına göz yummuştur.

Bütün bu olumsuzluklara karşın Osmanlı topraklarında çalışan misyonerler müslüman halklar nezdinde pek başarılı olamamıştır. Rum ve Maruni Patriklerinin sert tutumları karşısında bu cemaatlerde de istedikleri sonucu elde edemeyen misyonerler, eğitim yönünden en geri, ekonomik olarak en zayıf toplum olan Ermeniler nezdinde çalışmalara ağırlık vermişler ve nispeten de bunlarda başarılı olmuşlardır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.