• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

OSMANİYE’DE BAYRAMIN GELMEDİĞİ EVLER

02 Haziran 2026, Salı 00:51
OSMANİYE’DE BAYRAMIN GELMEDİĞİ EVLER

Takvimler bayramı gösteriyor.

Çocuklar yeni elbiselerini giyiyor, sofralar hazırlanıyor, kapılar çalınıyor, büyüklerin elleri öpülüyor. Televizyon ekranlarında bayram sevinci var. Şehir meydanlarında bayram telaşı var ama Osmaniye'nin bazı köylerinde bayram hâlâ gelmedi.

Çünkü bayramın gelebilmesi için önce başlarını sokacakları bir EVLERİNİN olması gerekir.

Bir insan için EV, dört duvardan ibaret değildir. İnsan bazen bunu ancak kaybettiğinde anlar. Evin içinde yıllar vardır. Hatıralar vardır. Çocuk sesleri vardır. Duvarlara sinmiş dualar vardır. Ocağın sıcaklığı, kapının gıcırtısı, bahçedeki ağacın gölgesi vardır.

DEPREM BUNLARIN HEPSİNİ BİR SABAH VAKTİ ALDI GÖTÜRDÜ.

Aradan aylar geçti.

Sonra yıllar geçmeye başladı fakat umutlu bekleyiş bitmedi.

Osmaniye'nin bazı köylerinde insanlar hâlâ kendi evlerinin anahtarını bekliyor.

BEKLEMEK...

BELKİ DE DEPREMZEDELERİN EN AĞIR YÜKÜ BUDUR.

Çünkü enkazın altında kalan bina çıkarılır.

Yıkılan yol yapılır.

Kırılan cam değiştirilir.

Ama BELİRSİZLİK insanın içine yerleşir.

Her sabah aynı soruyla uyanmak yorucudur:

"ACABA BU AY TESLİM EDİLİR Mİ?"

Sonra o ay geçer.

Bir sonraki ay gelir.

Sonra bir mevsim daha geçer ve insanlar yeniden beklemeye devam eder.

Bu noktada artık bazı soruları yüksek sesle sormak gerekiyor.

OSMANİYE'DE BAZI KÖY EVLERİ NEDEN HÂLÂ TAMAMLANAMADI?

Hangi engeller bu süreci yavaşlatıyor?

Niçin vatandaş düzenli ve açık bilgi alamıyor?

Neden teslim tarihleri sürekli değişiyor?

Elbette böylesine büyük bir felaketin yaralarını sarmak kolay değildir.

Kimse bir düğmeye basıp binlerce konutu bir gecede ortaya çıkaramaz ancak vatandaşın itirazı inşaatın zorluğuna değil, sürecin ağırlaşmasına ve belirsizleşmesine yöneliktir.

İnsanlar olağanüstü bir şey beklemiyor.

SADECE SÖZ VERİLEN TAKVİMİN İŞLEMESİNİ BEKLİYOR.

İşte burada Osmaniye Valiliği'nin, ilgili kurumların ve yüklenici firmaların kendilerine şu soruyu sorması gerekiyor:

"BİZ BU İNSANLARIN YERİNDE OLSAYDIK NE HİSSEDERDİK?"

Bir bayram sabahı konteynerden çıkıp bayram namazına gitmek nasıl bir duygudur?

Kış boyunca yağmur sesini teneke çatıda dinlemek nasıl bir duygudur?

Torununu ziyarete gelen misafirine oturacak düzgün bir oda gösterememek nasıl bir duygudur?

Rakamlarla konuşulduğunda bu soruların cevabı yoktur ama vicdanla bakıldığında cevap çok açıktır.

Çünkü deprem yalnızca bina yıkmamıştır.

İnsanların düzenini de yıkmıştır.

İşte bu yüzden yapılan her GECİKME yalnızca teknik bir GECİKME değildir.

Aynı zamanda insanî bir gecikmedir.

Bir başka mesele de köylerin görünmez hâle gelmesidir.

Şehir merkezlerinde yükselen binalar daha kolay fark edilir.

Kameralar oralara döner.

Ziyaretler oralarda yapılır fakat köylerde yaşayan insanlar bazen unutulduklarını düşünmeye başlar.

Bu düşünce doğru olsun ya da olmasın, oluşmuş olması bile başlı başına bir problemdir.

Devlet yalnızca hizmet üretmez.

Aynı zamanda GÜVEN üretir.

GÜVEN ise vatandaşın kendisini unutulmamış hissetmesiyle oluşur.

Bugün Osmaniye'nin bazı köylerinde insanların en çok ihtiyaç duyduğu şey beton değil, GÜVENDİR.

Çünkü güven varsa insan biraz daha SABREDER.

Ama güven sarsıldığında beklemek daha ağır gelir.

Peki, ne yapılmalı?

Her şeyden önce SESSİZLİK sona ermeli…

KURUMLAR vatandaşın karşısına çıkmalı…

Her köy için ayrı İLERLEME RAPORLARI yayımlanmalı…

İnsanlar iş makinelerinin ne zaman geleceğini, elektrik hattının ne zaman çekileceğini, anahtarların ne zaman teslim edileceğini BİLMELİDİR.

BELİRSİZLİK bilgiyle yenilir.

İkinci olarak GECİKEN PROJELER için olağanüstü çalışma programları hazırlanmalıdır. Nasıl ki deprem olağanüstü bir felaket idi ise çözüm süreci de OLAĞANÜSTÜ bir hassasiyetle yürütülmelidir.

Üçüncü olarak YÖNETİCİLER masa başından daha fazla sahaya çıkmalıdır çünkü bazen bir köylünün anlattığı beş dakikalık bir sıkıntı, onlarca rapordan daha öğretici olabilir.

VE SON OLARAK şu gerçeği hiç kimse UNUTMAMALIDIR:

Bir deprem konutu yalnızca betonarme bir yapı değildir.

O ev; yeniden başlayan HAYAT demektir.

Yeniden kurulan AİLE DÜZENİ demektir.

Çocuğun geleceğe UMUTLA bakması demektir.

Yaşlının ömrünün son yıllarını HUZUR içinde geçirmesi demektir.

Bugün Osmaniye'nin bazı köylerinde insanlar devletlerinden YENİ VAATLER değil, TAMAMLANMIŞ SÖZLER bekliyor çünkü depremden sonra geçen her gün, takvimden düşen sıradan bir gün değildir.

Bir ÇOCUĞUN çocukluğundan, bir ANNENİN sabrından ve bir BABANIN umudundan eksilen ZAMANDIR.

Bayramlar gelir geçer ama insanın kendi evine kavuştuğu gün, işte o gün bu masum insanlar için mutluluk dolu bir BAYRAMDIR.

Osmaniye'nin bazı köylerinde bekleyen insanlar için de en büyük temennimiz budur: Önümüzdeki günlerin sabahında kapılar; konteynerlerden değil, yeniden kurulan yuvalardan açılsın.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Vysel Algül
    03-06-2026 07:28

    ???

  • yorum avatar
    harun onur
    02-06-2026 16:02

    Mustafa Hocam, inşallah bu mesajlarınız ilgili yerlere ulaşır. Dilinize, gönlünüze, kaleminize sağlık. Teşekkür ederiz.

  • yorum avatar
    Özcan BAYAR
    02-06-2026 15:12

    Güzel ifadeler, güzel yorumlar. Ellerinize sağlık, çok yerinde ve temiz duygularla ifade etmişsiniz...

  • yorum avatar
    osman gül
    02-06-2026 07:17

    Eyvallah hocam. Ağzına sağlık. Allah razı olsun.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.