• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

MİSYONERLER NASIL İĞFAL ETTİ-3 -İTC'nin Gafleti

21 Mayıs 2026, Perşembe 11:44
MİSYONERLER NASIL İĞFAL ETTİ-3 -İTC'nin Gafleti

2. bölümde misyonerlik çalışmalarına Osmanlı'nın zaman zaman engeller koymasından bahsetmiştik. Daha doğrusu Osmanlı Devleti ilk başlarda sağlık alanındaki çalışmaları dolaysıyla göz yumduğu misyonerlerin faaliyetlerinin aslında devleti parçalamaya ve sömürgeleştirmeye yönelik olduğunu anladıktan sonra çeşitli engeller, sansürler, koşullar koymaya çalışmıştır.

Lakin daha önce de bahsettiğimiz siyasi ve idari nedenlerden dolayı bu konuda tam bir irade beyanı mümkün olmamıştır.

Robert Kolej arazisi alınıp bina için ruhsat alımında hep engeller çıkarılmış, 2 yıl boyunca ertelenmek zorunda kalınmıştır.

İşte o günlerde zırhlı savaş gemisi pazarlamak üzere İstanbul'da bulunan Amerikalı Amiral'den Cyrus Hamlin yardım ister. Amiral sadaret makamında bulunan Ali Paşa'ya durumu açar.

"Aman der, bu konu netameli bana hiç bahsetmeyin"

"Hmm " der Amerikalı Amiral.

"O zaman ben Yunanlıların istediği 2 zırhlı için onay vereyim"

Yerinden zıplar Ali Paşa.

"Aman aman siz onlara zırhlı vermeyin ben okul için ruhsatı verdiririm."

Yani imtiyazların nasıl alındığına güzel bir örnektir. Ali Paşa o iki zırhlıya ses çıkarmasaydı hatta 10 zırhlı satsaydılar Yunanlılara da Robert Kolejin yapımına engel olaydı.

1868 Nizamnamesiyle misyoner faaliyetlerini bir disiplin içerisine almak istenmiş olsa da bunda çok başarılı olunamamıştır.

Bilhassa Sultan Abdülhamid Han döneminde sansür daha da arttırılmıştır.

İstanbul'a yurt dışından gelen her tür kitap, evrak ve broşür incelenmeden sahiplerine verilmemiştir. Amerikan okullarında okutulan her kitap yasaklanmamış, Türklük ve İslamiyet aleyhtarı yayınlara yasak getirilmiştir.

Seyyar kitap satıcıları ki, bunlar kalabalık çarşı ve pazarda satış yapan elemanlardı her türlü faaliyetleri takip edilmiş, kimlerin bunları finanse ettiği tespit edilip raporlanmış, yine dini eserlerin Müslümanlar arasında satışına engel olunmuştur.

Bible House binası ki İstanbul'un en merkezi yerinde Rıza paşa yokuşu ya da Fincancılar yokuşundadır.

Abdülhamid Han döneminde burada bir odanın ibadethane olarak kullanıldığı ihbarı yapıldığında baskın yapılıp bu odaya mühür vurularak men edilmiştir. Ayrıca İslam aleyhtarı yayınlar da toplatılmış ve imha edilmiştir.

Yine Sultan misyoner okul ve derneklerinde kullanılmak üzere yurt dışından getirilen telefonlara el koydurmuş bunları kullanmalarına engel olmuştur. Hatta umumi mahallerdeki telefonlarla görüşme yapmalarına da engel olunmuştur.

Lakin bütün bu yasaklamalar ne yazık ki İttihat ve Terakki iktidarında yani 1908 yılından itibaren kaldırılmış, misyonerlerin önü sonuna kadar açılmıştır.

1822-1908 arası Osmanlı topraklarına giren veya basılan toplam yayın 900 milyon sayfa iken, İTC döneminde bu sayı kat be kat artmıştır.

Bible House binasında ibadete izin verilmezken ve vergiye tabilerken 1909'dan sonra orada bir şapel açılmış ve vergiden muaf tutulmuştur.

Sultan Abdülhamid Han'ın Dante'nin piyesine karşı verdiği ültimatomu da kullanan misyonerler; onun sansürcü yanını hem ülkemizde etkili oldukları okul ve mahfillerde hem de dışarda kullanarak aleyhinde tezvirat yapmışlardır.

İttihat ve Terakki yöneticileri 10 yıla kalmadan ülkeyi bir savaş içine sokarak fiilen işgal ettirmekle kalmamışlar, misyonerlerin önünü açarak memleketin kültürel sahada işgal edilmesine sebebiyet vermişlerdir.

(devam edeceğiz)

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.