LAYIK OLDUĞUMUZ GİBİ YÖNETİLİYORUZ
04 Haziran 2026, Perşembe 00:17
Nasıl olacak, bu cendereden nasıl çıkacağız bilemiyorum.
Osmanlı yıkıldı, Müslüman beldelerine prangayı tam vurup onu kımıldayamaz hale getirdiler. Satılmış, hain, işbirlikçi idarecileri kurtarıcı gibi İslam ülkelerinin başına geçirip, çağdaş, ilerici, modern olacağız diye Batı değerlerini eğitimde gencecik beyinlere şırınga edip 100 yıldır milletleri uyuttular.
Zaman zaman elde edilen bazı kazanımlarla ümmeti sarhoş edip, deformasyonu bilhassa Müslüman kimlikliler üzerinden yürüttüler.
Şimdi son cümle ile ne demek istediğimi biraz daha açayım isterseniz.
M. Kemal 1924 yılından itibaren sergilediği tutumu 1919-22 arası sergilemiş olsa Kurtuluş Savaşı denilen aslında Osmanlı’dan kurtuluşun kastedildiği o hengameden başarıyla çıkabilir miydi?
Millet arkasından gider miydi?
Daha açık sormak gerekirse;
ben şeriatı ilga edeceğim,
bin yıllık alfabeyi değiştirip Latin harflerine geçeceğiz,
dergah ve zaviyeleri kapatacağım,
Kuran eğitimini, eski yazıyla öğretimi yasaklayacağım,
Bazı cami ve vakıf mallarına el koyup yok pahasına yandaşlarıma satacağım,
500 yıldır fethin kılıç hakkı Ayasofya’yı müze yapacağım,
Ezanı Arapça aslına uygun okumayı yasaklayacak, okuyanları her tür eza cefa ve ceza-i işlemi yapacağım deseydi, bazı İttihat Terakki kalıntısı mason haricinde milletin ekseriyeti arkasına takılır mıydı?
Ama 1920 TBMM’nin açılışını hatimlerle, Sahih-i Buhari okumalarıyla, Hacı Bayram’da Cuma kılıp akabinde dualarla açan, Sivas Kongresi hitamında Sultan Vahdettin’e bağlılığın şahikasına çıkan M.Kemal ne yazık 2. Meclis teşekkülünden sonra Hilafeti ve saltanatı ilga edip yukarıda saydıklarımı da yapan kişi.
Hilafetin ilgası ile ilgili kanun teklifini Şeyh Savfeti Efendiye, Cumhuriyetin ilanı ve 101 pare top atışı yapılması teklifini Elmalılı Hamdi Yazır’a yaptırıyor.
Mareşal Fevzi Çakmak’ı 24 sene Genelkurmay Başkanı olarak tutup hem sırtını sağlama alıp, hem onun üzerinden dini referanslarla din aleyhine icraatları yaptırabildi.
Yani ağacı sapı ağaçtan olanlarla kırdı geçirdi.
İşte pragmatik ve karizmatik liderlerin halka söyledikleri ajanda bir de kendi tabi oldukları defterleri var.
O M.Kemal’i taşıyanlar ki bunların başında ilk başta arkasında duran Kazım Karabekir, 7. Ordu’yu Konya’da tutan ve her tür pisliği onun adına icra eden Refet Bele ki, bu ikisi 1926 sonrası biri soluğu Beyrut’ta almış, biri o ölene kadar burnunu oturduğu konaktan çıkaramayacak hale gelmiş.
Trakya fatihi diye anlatılan Cafer Tayyar Paşa 1928 yılında Beşiktaş’ta bir odun deposunda bekçilik yapacak kadar zillete düşmüş.
Uzun bir karanlık dönem sonrası Menderes dönemi biraz Müslümanların soluk aldığı bir zaman dilimi. Sonra yine darbeler ve Müslüman kovalayan generaller devri başlamış.
Kurslar kapatılmış, kurulan vakıflara el konulmuş.
Ama bu arada bazı kazanımlar olmuş, mesela İlahiyatlar(!) ve İmam-Hatipler açılmış.
İlk başlarda Osmanlı bakiyesi medrese eğitimli hocaların mecburen ders verdiği bu okullara müsteşriklerin zihni işgallerine uğramış ilahiyat mezunları doluşunca Ehl-i Sünnet akidesi dışında her cereyanın peşine takılan nevzuhur din alimleri(!) türemeye başlamış.
Sonra yine Müslümanların yüzünü güldürecek bir lider gelmiş.
Güzel şeyler yapmış.
Ayasofya yine açılmış.
Başörtüsüyle eğitim hakkı getirilmiş.
İnsanlar serbestçe ibadetlerini yaparken eskiden çıkarılan engeller yapılamaz olmuş.
Askeri vesayet sonlanmış.
Etrafımız ateş çemberiyken ülkemizi hep bu kaoslardan uzak tutmuş.
PKK belasını ülkeden def etmiş.
Savunma Sanayiinde inanılmaz atılımlar olmuş.
Ama bir yandan kitle partisi olacağım derken, kendine güvenen baştan beri yol yürüyenleri dışlayan, ya da ondan öyle şeyler beklemeyenleri hayrete düşürecek icraatlara imza atılmış.
6284 sayılı yasa ile aileler mağdur edilmiş, kadın cinayetleri sonlanacak derken bilakis erkekleri daha beter delirten uygulamaların kaynağı oluşmuş.
Aile ve çeşitli bakanlıklar kadın istihdamı konusunda pozitif tavır koyarken maalesef ailelerin yıkılmasının da tetikleyicisi olunmuş.
Geçmişte Erdoğan’a muhalif, onun hakkında her tür sözleri edenlerin olmadık şekilde baş tacı edildikleri, taltif edildikleri görüldükçe onu seven kitle de hayal kırıklığı baş göstermiş.
Bugün CHP iktidarında şiddetle karşı duracakları birçok uygulamayı Erdoğan iktidarı yaptı diye maalesef oy verenler, başlarına kakılacak diye eleştiremiyor bile.
Göbekten iktidara bağlı medya ve onun maaşlı mensupları, ya da inandıkları için Müslümanları incitecek uygulamaları savunanlar dışında birçok AK Parti uygulamalarını ben de dahil halkın ekseriyeti tasvip etmiyor.
Mahmut Efendi’ye atfedilen ve hak verdiğim bir görüş var.
Müntesipleri; “Efendim arkadaşlar devlette görev alsa iyi olmaz mı “ dediklerinde;
“Ne o Kemalist kanunları biz Müslüman evlatları tatbik etsin diye mi devlette görev alsınlar” der.
Rejim öyle bir aygıt ki; kimi nerede nasıl kullanacağını ona havuç vererek bir güzel beceriyor.
Batı’nın kanunlarını Müslümanlara uygulatıyor.
Tenkit edenleri de; zamanın ruhunu anlamıyor, zamanı okuyamıyor diye dışlıyor.
Yerlerine de düne kadar kendilerine küfredenleri getiriyorlar…
Rabbim hepimize layık olduğumuzu veriyor aslında…!
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.