KOLA VE ŞEKER
26 Nisan 2026, Pazar 11:29
Modern dünyanın en masum görünen ama belki de en tehlikeli tuzaklarından biri de şekerli ve gazlı içecekler. Mesela kola; kafein, şeker ve tadı sayesinde bağımlılık yapıyor. “Sindirime yardımcı olması” gibi kulağa hoş gelen bir özelliği var; ama gerçekte, bedeni fark etmeden daha fazla yemeğe teşvik ediyor. Çünkü kola, mideyi genişletip sindirimi hızlandırarak aslında doymamızı geciktiriyor. Böylece normalde daha az yemekle doyacak bedeni, kolayca kandırabiliyoruz. Üstüne bir de kafeinle dopamin sistemini canlı tutuyor. Sonuç? Nefis, “Daha fazla ye, daha fazla iç!” diye bağırıp duruyor.
Aşırı lezzetli yemeklere gelirsek… Evet, burada da bir tuzak var. Aşırı lezzet, başka yemeklerden alınacak zevki de baltalıyor. Birkaç gün daha sade yemekler yesen, damak tadın yeniden düzenleniyor; ama gün içinde sürekli tatlı ya da çok yağlı besinler tüketirsen, o eski basit lezzetler gözünde âdeta sönük kalıyor. Bu açıdan en tehlikelisi şeker gibi görünüyor. Zira şeker, beynin dopamin sistemini doğrudan etkiliyor. Yani kokain beyne ne yapıyorsa, şeker de onun biraz seyreltilmişini yapıyor.1
Ayda bir yediğin pasta seni mutlu eder, hatta ara sıra canın sıkıldığında aklına gelebilir. Haftada bir yemeye başladığında keyif miktarı düşer ama “Üzüldüğümde bir pasta olsa?” diye düşünmeye başlarsın. Günde bir yediğinde ise artık mutluluk değil, alışkanlık hâline gelir. Tatlı olmadan geçirdiğin bir gün mutsuzluk kaynağına döner. Yani istediğin her şeye sürekli sahip olmak, zannettiğin kadar mutlu etmiyor. Aksine sürekli daha fazlasını talep edip doyumsuzluk döngüsüne giriyorsun. Her istediği şeye sahip olduğu halde bir türlü mutlu olamayan şımarık çocukları gözünün önüne getir. Ne demek istediğimi daha iyi anlarsın.
İnsanoğlu, yemek yememeyi veya doyduktan sonra da yemeyi tercih eden bildiğimiz tek canlıdır. Diğer canlılarda da yemek yemenin biyolojisi benzer olsa da yemekten aldığı zevki psikolojik durumları için kullanıp obez olan sadece biziz. Bir de bizimle çok fazla vakit geçiren bazı evcil hayvanlar.
Obezite de beyindeki ödül mekanizması ile alakalı gibi görünüyor.2 Hastalık kaynaklı olanlar dışında obezitenin temel sebebi kontrolsüz yeme isteğidir. Yani, aslında beynin ödül merkezinin istismar edilmesi söz konusudur. Faydalı işlerden salgılatılamayan mutluluk hormonları için yemeklerde kısayol aranmaktadır. Beyindeki ödül mekanizmasının yemekle bu kadar güçlü bir bağlantı kurmasının sebeplerinden biri, yemeğin insanlık tarihi boyunca kıt bir kaynak olması ve bu nedenle onu tüketmek için ödül mekanizmasının devreye girmesi olabilir. Ancak günümüzde bu mekanizma, fazla ve sağlıksız yiyecek tüketimine yol açıyor. Çünkü modern dünyanın imtihanı, yokluk imtihanı değil tokluk imtihanıdır.
Yemek konusunda kontrol sağlamak, hiç yememekten daha zor bir görevdir. İlk lokmayla birlikte mide ve beyin kimyasal tepkimelere maruz kalır. Bu tepkimelerin ortasında iradeyle, dur demek büyük bir öz disiplin gerektirir. Sofradan doymadan kalkmak sünneti, nefsimize ağır gelir. Ancak bu bize büyük bir irade gücü kazandırır. Bu yüzden nefs terbiyesinde bu tür antrenmanlar kritik rol oynar.
Şu ana kadar yemekle ilgili anlattıklarımdan tatlı, lezzet veya keyif karşıtı olduğumu düşünme. Elbette lezzetli yemekler de tüketeceğiz, tatlı da yiyeceğiz. Ancak bunların beynimize, psikolojimize ve nefsimize ne gibi etkileri olduğunu anlamalıyız ki ölçülü bir şekilde tüketebilelim. Bir gün can sıkıntısını gidermek için yenilecek şekerli bir gıda seni mahvetmez. Uzunca bir süre dopamini yanlış yerlerden salgılatmak ise yavaş yavaş felakete sürükler. Nefse hitap eden çeşitli gıdalara bu denli kolay ulaşmaya alışık değiliz. Modern dünyamızın nefsimize hazırladığı en masum görünen ama herkesi etkileyen bu hilelere karşı uyanık olmalıyız.
1 ASLAN, S., & KÖKSAL, E. (2021). MADDE BAĞIMLILIĞI VE ŞEKER BAĞIMLILIĞI İLİŞKİSİ. EJONS International Journal on Mathematic, Engi neering and Natural Sciences, 5(19).
2 Kenny, P. J. (2011). Reward mechanisms in obesity: new insights and fu ture directions. Neuron, 69(4), 664-679.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.