• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

HÜRREM SULTAN KANUNİ'NİN KEYİF KÖLESİ MİYDİ?

15 Nisan 2026, Çarşamba 00:46
HÜRREM SULTAN KANUNİ'NİN KEYİF KÖLESİ MİYDİ?

Bosna Hersek çok enteresan bir coğrafyadır. Devletin adı Bosna Hersek. Neden böyle? Çünkü ülke ikiye ayrılıyor. Bosna ve Hersek olarak iki ayrı coğrafyadan oluşuyor. Ve Bosna ile Hersek’i ayıran devasa bir dağ kütlesi var. Bu dağ kütlesinin içinden Hersek bölgesine geçen Ivan adında bir tünel mevcut. Tünelin bir tarafı Bosna, öbür tarafı Hersek. İki taraf arasında Coğrafya bir anda değişiyor. Hersek tarafına geçince birkaç derece daha sıcak, daha ılıman bir iklimle karşılaşılıyor. Bu coğrafi geçiş aslında anlatılacak meselenin de bir geçiş noktasıdır.

Bu makalenin yazılma sebebi, son günlerde süren bir tartışmadır. Bir hanımefendi sahnede mizah yaptığını söyleyerek tarihe mal olmuş şahsiyetler hakkında ifadeler kullanmıştır. Mizah elbette değerlidir, desteklenmelidir; fakat bilgisi olmayan bir konuda, kendini savunamayacak insanların hatırasını zedeleyecek şekilde konuşulduğunda ortaya çirkin bir manzara çıkmaktadır. Bu insanlar ölmüş insanlardır ve kendilerini savunamazlar. Bu yüzden doğruyu anlatmak bir sorumluluktur.

Günümüzde bazı kavramlar gençlerin diline yerleşmiştir. Kısa süreli, sadece cinsel birlikteliğe dayanan ilişkiler farklı isimlerle ifade edilmektedir. Bu durum, tarih boyunca farklı biçimlerde var olmuş ilişkilerin modern bir ifadesidir. Ancak burada önemli olan, bu tür kavramların tarihî şahsiyetlere uygulanarak onların hayatlarının çarpıtılmasıdır. İnsanlar kendi tercihlerini yaşayabilirler; fakat bu, geçmişte yaşamış kişileri yanlış şekilde tanımlama hakkı vermez.

Tarihte kadınların alınıp satıldığı, köleliğin var olduğu bir gerçektir. Bu kötü düzenin dünyanın çeşitli yerlerinde uzun süre devam ettiği bilinmektedir. Ancak bu gerçeklik, her tarihî yapının aynı şekilde işlediği anlamına gelmez. Özellikle Osmanlı sarayındaki yapı, çoğu zaman yanlış anlaşılmış ve basit anlatımlarla çarpıtılmıştır.

Ivan tünelinden geçilip Hersek bölgesine ulaşıldığında akla Hersekzade Ahmet Paşa gelir. Bu kişi, Hersek Dükası’nın oğludur. Babası Osmanlı’ya bağlı kalacağına dair güvence olarak oğlunu Fatih Sultan Mehmet’e emanet etmiştir. Bu çocuk sarayda zindanlara atılmamış, Enderun mektebinde eğitilmiştir. Eğitim almış, yetişmiş ve Osmanlı’ya hizmet etmiştir. Müslüman olmuş, Ahmet adını almış fakat Hersekzade lakabını taşımaya devam etmiştir. Bu durum, geçmişinin silinmediğini gösterir. Osmanlı ona yatırım yapmış, o da bu devleti benimsemiştir. Sonunda sadrazam olmuş ve önemli görevler üstlenmiştir.

Bu örnek, Osmanlı sisteminin nasıl işlediğini anlamak açısından önemlidir. Aynı şekilde saray içindeki eğitim sistemi de yanlış anlaşılmaktadır. Enderun bir okuldur. Erkekler ve kadınlar burada eğitim alır, yetiştirilir. Bu kişiler rastgele seçilmez; uzun süreçlerden geçirilirler. Aile yapıları incelenir, yetenekleri değerlendirilir ve uygun görülenler eğitime alınır. Eğitim ailede başlar, ardından farklı aşamalardan geçerek saraya ulaşır.

Saraydaki kadınlar ve erkekler, basit birer zevk unsuru değildir. Onlar eğitim almış, dil öğrenmiş, sanatla ilgilenmiş, devlet işlerinde rol almış kişilerdir. Hürrem Sultan bunun önemli örneklerinden biridir. Farklı dillerde şiirler yazmış, diplomatik mektuplaşmalar yapmış, dönemin önemli şahsiyetleriyle iletişim kurmuştur. Bu özellikler, onun sıradan bir ilişki içinde tanımlanamayacağını açıkça göstermektedir.

Osmanlı sarayında ilişkiler belirli kurallar çerçevesinde yürütülmüştür. İslam hukukunda evliliklerin ve birlikteliklerin belirli adları ve kuralları vardır. Rastgele bir araya gelip ayrılma gibi bir durum söz konusu değildir. Bir kadın çocuk sahibi olduğunda statüsü değişir ve belirli haklara sahip olur. Bu yapı, keyfi ve düzensiz bir sistem olmadığını gösterir.

Enderun’da yetişen kişiler mezun olduklarında evlendirilirlerdi. Bu evlilikler de rastgele değil, belirli bir sistem içinde yapılırdı. Sarayda yetişmiş bireyler birbirleriyle evlendirilerek güçlü bir yapı oluşturulurdu. Bu durum, onların eğitimli ve güvenilir kişiler olduğunu gösterir. Bir insan en kıymetli varlığı olan evladını, ancak güvendiği birine emanet eder. Bu da saray sisteminin niteliğini ortaya koyar.

Hürrem Sultan ve Kanuni Sultan Süleyman arasındaki ilişki de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Bu ilişkiyi basit ve yüzeysel kavramlarla açıklamak hem tarihî gerçeklere hem de bu kişilerin hatırasına saygısızlıktır. Aynı durum diğer tarihî şahsiyetler için de geçerlidir. İnsanların değer verdiği kişileri basit esprilere konu etmek, toplum önünde saygınlık kaybına yol açar.

Osmanlı’da kölelik ve cariyelik kavramları vardı; ancak bu kavramlar modern algıyla birebir örtüşmez. Saraydaki birçok kişi zengin, eğitimli ve etkili bireylerdi. Afrika kökenli birçok insanın İstanbul’da önemli yapılar inşa ettirdiği, büyük servetlere sahip olduğu bilinmektedir. Bu durum, onların basit birer köle olarak görülmediğini gösterir.

Tarihî olaylara ve kişilere yaklaşırken dikkatli olunmalıdır. Yüzeysel bilgilerle yapılan yorumlar, gerçeği yansıtmaz. Özellikle sanat ve mizah adı altında yapılan çarpıtmalar, toplumda yanlış algılar oluşturur. Herkesin değer verdiği, kutsal kabul ettiği kişiler olabilir. Bu kişilere saygı göstermek, ortak bir sorumluluktur.

Sonuç olarak, Osmanlı sarayındaki yapı karmaşık, sistemli ve belirli kurallara dayanan bir yapıdır. Bu yapıyı basit kavramlarla açıklamak mümkün değildir. Hürrem Sultan gibi tarihî şahsiyetleri yanlış ifadelerle tanımlamak hem tarih bilincine hem de toplumsal değerlere zarar verir. Tarihi anlamaya çalışmak, doğru kaynaklara dayanmak ve saygılı bir dil kullanmak gerekmektedir. Ancak bu şekilde geçmişten doğru dersler çıkarılabilir ve sağlıklı bir tarih bilinci oluşturulabilir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.