• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

GAZİLER DEVLETİ

08 Haziran 2026, Pazartesi 18:39
GAZİLER DEVLETİ

Anadolu’da Türklüğü mayalandıran Anadolu Selçuklu Devleti’dir. Îran’da kurulan Büyük Selçuklu Devleti’nin devâmı olmakla birlikte Anadolu Selçukluları bu topraklara şehirleşme plânını, altyapıyı, devlet düzenini getirmişlerdir. Ne yazık ki dünyâyı kasıp kavuran Moğol belâsı Anadolu’ya da el atınca bu zâlim, gaddar, hunhar Cengiz ahfâdı Orta Asya, Mâverâünnehir, Bağdâd’daki muhteşem şehirleri, kâşâneleri, kütüphâneleri yıkıp asırlarca unutulmayan bir fâciayı bu topraklara yaşatmıştılar. Bu istîlâlara daha fazla dayanamayan Anadolu Selçukluları İlhanlı Vâlileri tarafından müstemleke gibi idâre edilmeye başlayınca, kaybolan millî ve büyük otoriteyi bağımsız Türk toplulukları ayrı ayrı temsîl etme yoluna gittiler. İşte Anadolu’da “uç beylikleri” veyâ “ucât” diye anılan beylikler dönemi böylece başlamış oldu.

Gerek Selçuklular, gerek Anadolu Beylikleri gerekse Osmanlı Devleti aynı soydan, Oğuz Ata’nın torunları kolundan gelen topluluklardı. Bu yüzden en azından ırkî bir müşterekleri bulunuyordu ve en önemlisi de hepsi Müslüman’dı. Fakat önceki Türk devletlerinde merkezî otoriteye hepsi sâhip olmak istedikleri için Osmanlılaşma kolay ve hızlı olmamıştır. “Osmanlılaşma” diyoruz, çünkü bu beylikler içinde bu otoriteyi sağlama güç ve liyâkati ancak “Kayı”nın Osmanlılarında vardı ve Moğol belâsıyla mücâdele edecek güç ve hattâ ileride müstakbel bir Orta Çağ devleti kurma kabiliyeti bu boyda mevcuttu. Selçuklunun İlhanlı hâkimiyetini kabûl ettiği zaman henüz uç beyliği bile almamış Kayıların, Moğollarla kısmî vur-kaç savaşları bu azgın kavmin bile şaşırmasına sebep oluyordu. Öyle ya koca devletlere baş eğdiren bu zâlimler topluluğu bir çadır topluluğu çobanlarla nasıl başa çıkamazdı?

Kayılar çadır kültürünün Orta Asya kaynaklı, çobanlık yapan bir topluluk idi. Başlangıçta ticâretleri yoktu. Buna şaşırmamak lâzım. Çünkü onlar gazâ erleri olup bu yola adanmış i’lâ-yı kelimetullah gâzîleri idi. Onun için Osmanlı Devleti’ne “Gâzîler Devleti” de denir. Gerek Halep’te, gerekse Pasinler’de yeterli otlak ve geniş yayılma alanları bulamadıkları için Batı’ya göçmek zorunda kaldılar. Burası Söğüt-Domaniç civârı olup Doğu Roma toprakları bitişiğinde idi. Yâni artık doğuda Moğol, batıda Roma vardı. Tekfurların imparatorluktan âdetâ bağımsız gibi yönettikleri Doğu Roma, görünüşte büyük fakat aslen zayıflamaya yüz tutmuş bir şer odağı idi. Büyük tekfurluklar devlet içinde devlet gibi yönetiliyordu. Kayı, Söğüt ve Domaniç’e gelmeden önce onları tehdîd eden hiçbir güç yoktu. Karacahisar, İznik ve özellikle Bursa kendilerinden emîn, yöneticileri refah, halkın ise zulüm içinde yaşadıkları muhkem kalelerdi. Konstantinopolis (İstanbul) belki Kızılelma’ydı, ama henüz telaffuz bile edilmiyordu.

Osmanlı Devleti kurulmadan Süleyman Şah’ın oğlu Ertuğrul’un hayâtı biraz da efsânelere dayanır. Yâni net vesîkalar yoktur. O zaman Ertuğrul Bey’in Bizans sınırlarını yurt tutması bir mâcerâ değil, hedefinin ne kadar büyük olduğunu gösterir. Kayı’nın bu akrep yuvasına yakınlaşması, Rumeli’ye yâni Batı’ya yâni “İ’lâ-yı kelimetullâh”a açılan kapıydı.

Moğolların Anadolu Selçuklularını hemen hemen etkisiz hâle düşürmesiyle Doğu Roma’yı tehdîd edecek hiçbir güç kalmamıştı. Çünkü Batı’da başka devlet yoktu. Beylikler, Doğu Roma’ya karşı tehdîd olarak görülmüyordu. Kayı, zaman zaman bir müstevlî devlet olan Cengiz ahfâdı İlhanlılarla mücadeleye başlayınca Doğu Roma kendi adına çok rahatladı. Bir küçük oba hem Moğol’la hem de Roma’yla uğraşamazdı ki!

Kayı Obası’nın Moğollara karşı mevzî’ galibiyetleri Doğu Roma’da telâş ve korkulara sebep olmaya başlamıştı bile. Öyle bir oba düşünün ki baştaki beyi, kilim dokuyan kadını, dervişi ve çocuklarıyla cihâddan başka hiçbir gayesi olmayan bir deli-velîler topluluğu. Saff Suresi'nin 13. ayetinin sırrına ermiş bir cihâd ordusu… Ovayı basan sel gibi Orta Asya’dan tâ Heleb’e oradan Anadolu’ya sonra da Doğu Roma sınırına dayan bir sel. Bir tufan... “İnanıyorsanız üstünsünüz” ilâhî düstûruna gönülden bağlı bir şehâdet âşığı mü’minler topluluğu.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.