CUMUM FETİH MESCİDİ ESKİ HALİ İLE YENİDEN İHYA EDİLDİ
04 Şubat 2026, Çarşamba 01:27
Cumum, Medine ile Mekke arasında yer alır. Peygamber Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem bu bölgeden birçok kez geçmiştir. Mekke’den Medine’ye hicret ederken buradan geçmişti. Hudeybiye barış anlaşması için 628 yılında Medine’den Mekke’ye giderken buradan geçmişti. Hudeybiye sonrası dönüşte yine buradan geçmişti. 630 yılında Mekke’nin fethi sırasında da bu güzergâh kullanıldı ve fetihten önceki sondan bir önceki gece burada konaklandı. Peygamberimizin çadırını kurduğu yer olarak bilinen bu bölge, bu hatıralar sebebiyle önem taşır.
Cumum da 1500 yıl önce bugünkü evlerin ve sokakların bulunmadığını düşünmek gerekir. Burası o dönemde büyük ölçüde boş bir alandı. Belki küçük bir yerleşim vardı, fakat Cumum yine Cumum’du. Mekke’nin fethinden iki gün önce, şehre girmeden sondan bir önceki gece burada geçirildi. Bugün Cumum'da beyaz bir cami görülür. 1997 yılında yenilenmiş olan bu yapı Mescidü’l Fetih olarak bilinir. Son yıllarda tarihi eserlerle ilgili yapılan çalışmalar dikkat çeker. Eski fotoğraflarda bembeyaz ve tarihi hüviyetinden uzak bir hâli olan mescit, bugün orijinal görüntüsüne yaklaştırılmıştır. Pencereleri, kapıları ve taş dokusu eski hâlini yansıtacak biçimde düzenlenmiştir.
Geçmişte birçok tarihi eser modernleştirilerek yenilenmişti. Bu anlayış Osmanlı döneminde de görülmüştü. Gelibolu’da Süleyman Paşa’nın camisinin ilk hâli korunmamış, sonraki dönemlerde farklı üsluplarla yeniden yapılmıştı. Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı bazı camilerde de benzer değişiklikler yaşanmıştı. Bu uygulamalar kötü niyetle yapılmadı; modernleştirme düşüncesiyle gerçekleştirildi. Fakat tarihi eserlerin tarihi hâliyle korunması daha uygun olur. Son dönemde Suudi Arabistan’da tarihi eserlerin orijinal görüntüsüyle korunması yönünde bir anlayışın hâkim olduğu görülür. Fetih Mescidi de 1997’deki modern hâlinden önceki görünümüne döndürülmüş ve koruma altına alınmıştır.
Taif’te Hazreti Ali Camii’nin restore edilmesi, Addas’ın mescidinde sıvaların sökülerek özgün hâlin ortaya çıkarılması, Akabe Mescidi çevresinde yapılan çalışmalar bu anlayışın örnekleri arasındadır. Restorasyonlarda alttaki tarihi malzeme incelenir, orijinal doku ortaya çıkarılır. Fetih Mescidi’nin ismi Fetih Suresi’nin burada nazil olmasından gelmez. Fetih Suresi, Hudeybiye Barış Anlaşması’ndan sonra, Cumum’dan Medine yönüne doğru gidildiğinde Usfan Vadisi’ne 16 km kala bulunan Kural Gamim bölgesinde nazil olmuştur. Bu caminin bulunduğu yerde nazil olmamıştır.
Mescidin eski döneminde giriş kapısının üzerinde kitabe bulunurdu. Bu kitabelerde, Peygamber Efendimizin Mekke’nin fethi sırasında burada bulunduğu ve konakladığı ifade edilirdi. Cumum şehrinin içinde kalan bu mescit, zamanla şehrin ortasında kalmış tarihi bir yapı hâline gelmiştir. Çevresindeki yapılar temizlenmekte, etrafının park ve bahçe yapılması planlanmaktadır. Tarihle modernitenin bir araya getirildiği, fakat yapının eski taş hâline döndürüldüğü bir düzenleme söz konusudur.
Cumum, Mekke’ye yaklaşık 30 km uzaklıktadır. Hudeybiye de Mekke’ye 30 km mesafededir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem 622 yılında hicret ederken Hazreti Ebubekir ile birlikte buradan geçti. 628 yılında hac niyetiyle Medine’den Mekke’ye doğru hareket edildiğinde yine bu yol kullanıldı. Hudeybiye’de izin verilmediği için hac yapılamadı ve barış anlaşması imzalandı. Dönüşte Kural Gamim’de Fetih Suresi nazil oldu. 630 yılında Mekke’nin fethi sırasında İslam ordusu 10.000 sahabeyle bu güzergâhtan geldi. Şehre girmeden önceki sondan bir önceki gece burada geçirildi. Son gece ise Tuğva kuyusunun bulunduğu yerde geçirildi. O dönemde burada cami ve evler yoktu; bir çadır kuruldu ve burada namaz kılındı.
Bu mescitler, o hatıralar unutulmasın diye yapılmıştır. Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem namaz kıldığı, istirahat ettiği yerler sahabe tarafından ziyaret edilmiş, buralarda namaz kılınmıştır. Ömer bin Abdülaziz Medine valisiyken bu hatıra mekânlarının mescitleştirilmesine önem vermiştir. Bu yaklaşım sayesinde bu yerler unutulmamıştır.
Mescidin içi erken dönem İslam mimarisini yansıtır. Üç nefli bir yapı görülür. Erken İslam camileri enine doğru genişleyen plan şemasına sahiptir. İlk cami Kuba Mescidi’dir. Peygamber Efendimiz hicret sırasında Kuba’da dört gün kalmış ve burada namaz kılınan bir mescit yapılmıştır. İlk Mescid-i Nebevi de benzer ölçekteydi. Bu mescitte görülen yapı, o dönemin cami anlayışını hatırlatır. Üst örtüler hurma ağacı gövdeleri ve dallarıyla yapılırdı; bugün ahşapla o havayı yansıtan süslemeler yapılmıştır. Taş doku ön plandadır.
Erken dönem camilerinin enine genişlemesinin iki sebebi vardır. Ön safta durmanın faziletli oluşu ve Peygamber Efendimize yakın olma arzusu. Ön saf uzadıkça daha çok kişi ön safta yer alabilir. Herkes Peygamberimize yakın namaz kılmak isterdi. Bu anlayış mimariye yansımıştır.
Tarihi eserleri restore ederken orijinaline sadık kalmak gerekir. Sonradan eklenen barok, gotik ya da dönemin modasına uygun unsurlar tarihi kimliği değiştirebilir. Bursa Ulu Camii’nde ve bazı diğer yapılarda bu tür müdahaleler görülmüştür. Oysa her eser kendi döneminin ruhunu yansıtmalıdır.
Bu cami, Peygamber Efendimizin çadırını kurduğu ve namaz kıldığı yer olarak bilinir. Mekke’nin fethinden iki gün önce burada gecelemiş, burada namaz kılmıştır. Bu sebeple sahabe bu yeri ziyaret etmiş, burada namaz kılmayı tercih etmiştir. Bu hatıra sebebiyle mescit yapılmıştır.
Mekke’ye gelenlerin yalnızca Mescid-i Haram çevresinde kalmayıp bu tarihî güzergâhları da ziyaret etmesi gerekir. Hudeybiye’ye, Cumum’a, bu caminin bulunduğu yere gelmek mümkündür. Bir vakit namazı burada kılmak, bu hatıraları yerinde düşünmek anlam taşır. Peygamberimizin oturduğu, kalktığı, namaz kıldığı yerleri görmek isteyenler için bu mekânlar önemlidir.
Mekke’nin fethi öncesi Madik Vadisi’nde 10.000 sahabeye ateş yaktırılması da bu bölgede gerçekleşmiştir. Mekke’den görülen bu ateşler, sayıca çok büyük bir ordu izlenimi vermiş, çatışma olmadan fethin gerçekleşmesine zemin hazırlamıştır. Amaç, kan dökülmemesi ve insanların Müslüman olmadan ölmemesidir. Peygamber Efendimizin affediciliği ve merhameti bu süreçte açıkça görülür.
Cumum’dan Mekke’ye doğru ilerleyen bu güzergâh, hicretin, Hudeybiye’nin ve fethin hatıralarını taşır. Bugün restore edilen Mescidü’l Fetih, bu hatıraları canlı tutan bir mekân olarak ayakta durur. Taş dokusu, kemerleri, sade yapısı ve plan şemasıyla erken dönem camilerini hatırlatır. Bu hâliyle görülmesi arzu edilir.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.