• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

ÇANAKKALE’DE UNUTULAN CEPHE: TEKKE KOYU GERÇEĞİ

11 Mart 2026, Çarşamba 01:01
ÇANAKKALE’DE UNUTULAN CEPHE: TEKKE KOYU GERÇEĞİ

Seddülbahir, Ertuğrul Koyu: Burası Çanakkale Kara Savaşı’nın çok önemli bir çıkartma noktası. Gelibolu Yarımadası’nın bu köşesinde bulunan koylar, 25 Nisan 1915 günü başlayan kara savaşlarının en çetin sahnelerine tanıklık etmiştir. Buradaki Tekke Koy'u itilaf güçlerinin Gelibolu Kara Savaşı’nda ilk çıkartma yaptığı yer ve aynı zamanda en son ayrıldığı noktadır. Bu yönüyle Tekke Koyu büyük bir önem arz eder.

Çanakkale Savaşı Ocak ayında başladığında İngilizler bu açıklara gelmiş ve Seddülbahir Kalesi’ni bombalamışlardı. Mermilerden biri kale cephaneliğini patlatınca kale daha 1915’in Ocak ayında harap olmuştu ve bu yüzden buraya Harap Kale ismi verilmişti. Nihayetinde Osmanlı’nın 350 yıllık eski bir savunma sistemiydi fakat yine de Seddülbahir düşmanın ilk çıkartma bölgesiydi.

25 ve 26 Nisan tarihlerinde düşman kuvvetleri bu koylara yaklaşık on bin asker çıkarmıştı. Buna karşılık sahildeki beş koyu koruyan Osmanlı askerlerinin sayısı bin bile değildi. Tekke Koyu ve Ertuğrul Koyu’nu yalnızca 250 asker korumaya çalışıyordu. 12. Piyade Bölüğü tarafından korunmaya çalışılan bu sahillerde, sayı bakımından büyük bir eşitsizlik bulunmasına rağmen destansı bir mücadele yaşandı.

Tekke Koyu adını arkasındaki tekke yapılarından alır. Zamanında burada tarikat ehli mutasavvıfların bulunduğu ve talebe yetiştirilen bir tekke vardı. Tepelerde bugün bile mezar taşları ve yapı kalıntıları görülebilmektedir. Sekiz dilimli Kadiri sarıklı mezar taşları, burada yaşamış dervişleri ve şeyhleri hatırlatır.

Bu mezarlar ve yapı kalıntıları, burada bir tekkenin bulunduğunu açıkça gösterir. Çalıların arasında görülen taş temeller, bir zamanlar burada bir bina olduğunu ortaya koyar. Otlar temizlense ve küçük bir kazı yapılsa binanın bütün plan şemasını çıkarmak mümkündür. Bu nedenle Tekke Koyu yalnızca bir savaş alanı değil, aynı zamanda Osmanlı döneminin manevi hayatına da tanıklık eden bir yerdir.

Ancak bu kadar önemli bir yer olmasına rağmen Tekke Koyu uzun süre ihmal edilmiş durumdadır. Yol bozuk olduğu için gezi otobüsleri ile değil ancak küçük araçlarla ulaşım sağlanabilir. Yaz aylarında piknikçiler ve denize girmeye gelenler dışında burayı ziyaret eden pek az kişi vardır. Oysa burası Çanakkale savaşlarının en ibret verici sahnelerinden birinin yaşandığı yerdir.

Koy yaklaşık üç yüz metre uzunluğunda ve en geniş yeri kırk metre civarındadır. Günümüzde insanlar burada yüzmekte ve denizin tadını çıkarıyor. Elbette insanlar denize girip, eğlenebilir, fakat 1915 yılının 25 ve 26 Nisan günlerinde bu dar koyda yaşanan trajediyi çoğu kişi ne yazık ki bilmiyor.

Dalgalar ve rüzgârın aşındırmasıyla sahilde zaman zaman savaş kalıntıları ortaya çıkmıştır. Son yıllarda kumların altından İngilizlere ait çıkartma tekneleri bulunmuştur. Bir yıl önce tamamen kumla kaplı olan bir teknenin, dalgaların aşındırmasıyla ortaya çıktığı görülmüştür. Bugün suyun içinde duran bu demir kalıntılar, yüz yıldan fazla zamandır bu koyda yaşananları sessizce anlatır.

Bu tekneler, itilaf kuvvetlerinin Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmak için kullandıkları araçlardı. Düşman kuvvetleri 25 Nisan 1915 sabahı bu sahillere çıkartma yaparak yarımadanın burnunu ele geçirmek istiyordu. Planları Kirte tepesini alıp İstanbul’a doğru ilerlemekti. Ancak karşılarında sayıca az olmalarına rağmen büyük bir kararlılıkla direnen Osmanlı askerleri vardı.

Osmanlı savunmasını bölgede 5. Ordu yürütüyordu. 9. Tümenin 3. Taburuna bağlı 12. Piyade Bölüğü Tekke Koyu ve Ertuğrul Koyu’nu koruyordu. Bu iki koyu savunan asker sayısı toplamda yalnızca 250 kişiydi. Buna karşılık İngiliz kuvvetleri binlerce askerle sahile çıkmaya çalışıyordu.

25 Nisan sabahı düşman gemileri saatlerce kıyıyı top ateşine tuttu. Burada yaşayan bir böcek bile kalmadığını düşündüler. Ardından çıkartma botlarıyla kıyıya yaklaşmaya başladılar. Ancak askerler başlarını gösterdikleri anda vurulmaya başladılar. Öğle oldu, ikindi oldu, akşam oldu fakat sahile çıkan askerlerin çoğu vurularak denize düştü.

O gün karaya çıkarılan yaklaşık üç bin askerin iki bini burada öldürüldü. İngiliz hatıratlarında bu olay “İngiliz tarihinin en kanlı çıkartmalarından biri” olarak kaydedildi. Havadan yapılan gözlemlerde kıyıdan elli metre içeriye kadar uzanan bölgenin adeta bir kan gölüne döndüğü yazılmıştır.

Tekke Koyu aynı zamanda düşman kuvvetlerinin uzun süre ana ikmal üssü olarak kullandığı yerlerden biri olmuştur. 25 Nisan’dan 9 Ocak 1916’ya kadar yaklaşık sekiz buçuk ay boyunca burada kalmışlardır. Bu süre boyunca teknelerini batırarak dalga kıran bir liman oluşturmuşlar ve sahili ikmal noktası haline getirmişlerdir.

Ancak bütün bu hazırlıklara rağmen Çanakkale’yi geçmeyi başaramadılar. Osmanlı askerlerinin direnişi karşısında ilerleyemediler ve sonunda çekilmek zorunda kaldılar. Çanakkale’deki son askerlerini de 9 Ocak 1916’da yine bu koydan tahliye ettiler.

Tekke Koyu, Gelibolu Yarımadası’nın en önemli fakat en az bilinen savaş alanlarından biridir. Düşman kuvvetlerinin ilk çıktığı ve en son ayrıldığı yer olması, buraya ayrı bir tarihî anlam kazandırır. Buna rağmen yıllarca yeterince tanıtılmamış ve korunmamıştır.

Oysa burada hem savaşın izleri hem de Osmanlı dönemine ait manevi yapıların kalıntıları bulunur. Kumların altından çıkan çıkartma tekneleri, sahilde bulunan savaş kalıntıları ve tepelerdeki tekke haziresi bu bölgenin ne kadar zengin bir tarih barındırdığını gösterir.

Bu nedenle Tekke Koyu’nun hak ettiği değeri görmesi büyük önem taşır. Burada yapılacak araştırmalar ve düzenlemelerle savaşın izleri ortaya çıkarılmalı, bilgilendirme levhaları ve müze düzenlemeleriyle ziyaretçilere anlatılmalıdır. İnsanlar bu koyda denize girebilir, vakit geçirebilir; fakat aynı zamanda burada yaşanan büyük mücadeleyi de öğrenmelidir.

Çanakkale Savaşı yalnızca bir askeri zafer değil, aynı zamanda büyük bir fedakârlığın ve direnişin hikâyesidir. Tekke Koyu ise bu hikâyenin en çarpıcı sahnelerinden birine ev sahipliği yapmıştır. Bir avuç askerin, kendilerinden kat kat üstün kuvvetlere karşı durduğu bu sahil, Çanakkale ruhunun en somut örneklerinden biridir.

Bugün dalgaların arasında görülen paslı demirler, kumların altından çıkan tekneler ve sessiz tepelerdeki mezar taşları bize aynı şeyi hatırlatır. Bu sahillerde verilen mücadele sayesinde Çanakkale geçilmemiştir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.