• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

BİR MÜRŞİD-İ KÂMİLİ TANIMAK

05 Haziran 2026, Cuma 09:44
BİR MÜRŞİD-İ KÂMİLİ TANIMAK

Tasavvuf, nefsi kötülüklerden arındırarak Allahü tealaya yakınlaşma yoludur.

Bu yolda, insanların meşrebine göre farklı tarikatlar ortaya çıkmışsa da hedef aynıdır.

Hepsinin ortak gayesi, imanı kuvvetlendirmek ve İslamiyet’e uymakta kolaylık elde etmektir.

Yoksa, evliyalık makamına yükselip, kimsenin görmediği şeyleri görmek ve keramet sahibi olmak değildir.

Zira en büyük keramet, istikamettir.

Yani Peygamber efendimizin gösterdiği nurlu yoldan kıl ucu kadar ayrılmamaktır.

Evliyalığın bütün üstünlükleri, İslamiyet’e uymakla elde edilir. 

Evliyalıkta sona varanların kalbine doğan keşif ve ilhamlar da,

Ehl-i sünnet alimlerinin Kitap ve sünnetten anlayıp bildirdikleri bilgilere uygundur. 

Evliyalık derecelerinin sonu, kulluk makamıdır ki, bunun üstünde hiçbir makam yoktur.

Vilâyet-i hâssa ise, Peygamber efendimize mahsus olan bir vilayet makamıdır.

Ümmetinden, ona tam tabi olan evliya da bu makama kavuşabilir.

Bu vilayette nefis, Allahü tealadan razı olmuştur. Allahü teala da ondan razıdır.

Ancak bir Veli, evliyalık yolunda ne kadar yükselirse yükselsin, hiçbir Peygamberin derecesine ulaşamaz.

Bu yolda ilerleyebilmek için Mürşid denilen bir rehbere ihtiyaç vardır.

Mürşid, Resulullahın mübarek kalbinden çıkıp, mürşidlerinin kalbleri vasıtası ile, kendi kalbine gelen ilahi feyizleri neşreden bir vasıtadır.

O, kendi mürşidinden aldığı feyizleri ve marifetleri, mürid denilen talebesinin kalbine akıtır.

Maksat, Allahü tealanın sevgisini onun kalbine yerleştirmektir.

Mürşidin sözleri, halleri ve ibadetleri hep İslamiyet’e uygundur.

Ondan feyiz alabilmek için onu çok sevmeli ve her halinde onu örnek almalıdır.

Mürid, mürşidine olan muhabbeti ve tabiiyeti nisbetinde ondan feyiz alarak kemale gelir.

Mürşid aramaktan maksat, İslamiyeti öğrenmektir. Onlardan görerek, İslamiyet’e uymakta kolaylık elde etmektir.

Yoksa, istediğini yapıp, mürşidin eteğine yapışarak azaptan kurtulacağını sanmak, tam bir hayale kapılmaktır.

Zira kıyamette Allahü tealanın izni olmadan kimse, kimseye şefaat edemeyecektir.

İzin alan da razı olduğuna şefaat edecektir.

Allah dostlarını razı etmek de ancak İslamiyet’e uymakla mümkündür.

İslamiyet, Mürşid denilen hakiki alimlerin sözlerinden ve hallerinden öğrenilir.

Mürşid bulunamadığında ise, bir mürşidin kitabından öğrenilir.

Mürşidin sohbeti veya kitabı, en büyük nimet olup, saadet-i ebediyyeye sebeptir.

Konuyla ilgili olarak, Silsile-i Aliyye denilen mürşid-i kamillerden,

Mazhar-ı Cân-ı Cânân hazretleri (ö.1781):

“Bütün kazançlarıma, mürşidlerimi çok sevmekle kavuştum. Saadetin anahtarı, Allahü tealanın sevdiklerini sevmektir.”,

Alî Râmîtenî hazretleri (ö.1321):

“Allah adamlarının kalpleri, Hakkın nazargâhıdır. O kalplere girmiş olanlara da, o nazardan nasip erişir.” ve

İmam-ı Rabbânî hazretleri de (ö.1624):

“Bir mürşid-i kâmili tanıyıp sevmek, Allahü tealanın en büyük nimetlerindendir.

Bu büyüklere düşmanlık etmek veya onları incitmek ise, sonsuz felaketlere sebep olur.” buyuruyor.

Fârisî beyt tercümesi:

Hakkın ve hak adamlarının yardımı olmadan,

Melek de olsa, kurtulamaz yüz karalığından.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.