ANADOLU'YA GİREN TÜRKLER, İSLAMİYET'İ NE KADAR BİLİYORDU?
11 Şubat 2026, Çarşamba 01:57
Bu yazıda çok önemli bir şeye değineceğiz: Türkler nasıl Müslüman oldu, Türklerin Müslümanlığı nasıldı, Türklerin bu coğrafyada ortaya koyduğu detaylar nelerdi?
Kuteybe bin Müslim bir Emevi komutanı, Haccac’ın sınıf arkadaşı ve Horasan valisi. Türkistan dediğimiz, Buhara ve Semerkant’ın bulunduğu coğrafyaları Emeviler adına ele geçiren kişidir. O coğrafyada orduyla, asker gücüyle hakimiyet kurdu. Adam savaştı, üstün geldi ve bizim oradaki atalarımızla savaştı. O zaman Türkler İslamiyet’i bilmiyordu. Peygamber Efendimiz “sallallahu aleyhi ve sellem” vefat edeli daha 30–40 sene olmuştu.
Kuteybe bin Müslim oraları alırken şöyle astı, böyle kesti, böyle zulmetti diye anlatan bir ekip var. “Zorla Müslüman olduysak çıkalım o zaman İslamiyetten” diyenler var. Şamanist mi olalım, Budist mi olalım, Maniheist mi olalım diye soruyorlar. Bunların derdi başka. Kuteybe bin Müslim’i sert şekilde eleştirenlerin Cengiz Han’a hayranlık duyduğunu görüyoruz. Cengiz Han Moğol. Yeryüzünde Türklere en çok zarar veren insan Cengiz Han’dır. En büyük zulümleri yapan kişi odur. Buna rağmen onu başbuğ diye ananlar var.
Timur söz konusu olduğunda ise insanlar ondan nefretle bahsediyor. Halbuki konu Türklükse Timur’u da sevmek gerekir. Timur, Moğol istilası sonrası Orta Asya’da İslam’ı yeniden canlandırdı. Yüzlerce medrese ve dev külliye yaptırdı. Cengiz Han’ın yıktığı yerleri yeniden ayağa kaldırdı ve bir ihya dönemi başlattı.
Bir başka mesele de Mevlana’ya yönelik düşmanlık. Moğollar Anadolu’ya geldiğinde Anadolu Selçuklu’yu zayıflattı. Kösedağ Savaşı’yla işimizi bitirdi. Moğolların Anadolu’ya gelmesine Doğu Roma ve Hristiyan Avrupa sevindi. Mevlana ve Selçuklu alimleri Moğolları Müslüman yapmak için uğraştı. Moğollar geri dönmedi, aramızda kaldı ve bizden biri oldu. Mevlana bu rolü üstlendiği için bazıları ona düşmanlık besliyor.
Konumuza geri dönersek, gençler “Türkler nasıl Müslüman oldu” diye soruyor. Türkler kimsenin zoruyla Müslüman olmadı. Türkler İslamiyeti dünyaya yayan kişiler oldu. İslamiyet Mekke’de nazil oldu ama dünyaya Orta Asya’dan yayıldı.
Kars’taki Harakani Külliyesi’nde bulunan Hasan el Harakani 1015–1030 arasında Selçukluların Anadolu’ya keşif ve fetih sürecinde önemli bir rol üstlenmiştir. Selçuk Bey Cent şehrinden çıktı. Aral Gölü’nün kenarında bulunan bu şehir bugün ortada yok. Selçuk Bey Müslüman olduktan sonra bağımsızlığını ilan etti. Oğulları ve torunları Büyük Selçuklu’yu devlet haline getirdi fakat Tuğrul ve Çağrı Bey döneminde devlet küçüldü ve Karahanlılar ile Gazneliler arasında sıkışıp kaldı.
Tuğrul Bey, Çağrı Bey’e yeni bir yurt bulmayı önerdi. Çağrı Bey küçük bir birlikle Anadolu’yu keşfe geldi. İran üzerinden Kars’a girdi, Erzurum’a ve Van Gölü havzasına kadar ilerledi. Yazın Kars cennet, Erzurum cennet, Van Gölü’nün kenarı cennettir. Bu bölgeyi yurt edinmeye karar verdiler.
Çağrı Bey yalnız gelmedi, yanında Hasan el Harakani vardı. Hasan el Harakani Nakşibendiliğin önemli isimlerindendir. Yıllarca insanlar “Türkler çobandı, otlak aramaya geldi” söylemini anlattı ama birçok kişi bu söylemi doğru bulmaz. İnsanlar “Türkler koyun için, otlak için buraya gelir mi?” diye sorar. Bazıları Türkleri cahil ve yarı şamanist olarak tanımlar. Pek çok kişi bu topraklara gelen binlerce alime yönelik bu sözleri eleştirir.
Hasan el Harakani 1033 yılında Romalılarla yapılan savaşta şehit düştü. Kabri Kars’tadır. 1000 yıl önce bu topraklara Çağrı Bey ile birlikte geldi. Çağrı Bey Alparslan’ın babasıdır. Alparslan’a önce Muhammed adını verdiler, oğlu Sencer’e Ahmet adını verdiler. Selçuklular Peygamber “sallallahu aleyhi ve sellem”e büyük sevgi duydu.
Tasavvuf geleneğinde Hasan el Harakani önemli bir yer tutar. İnsanlar onun tasavvufi etkisinin ölümünden sonra da sürdüğüne inanmaktadır. Bu gönül insanları Anadolu’yu Müslüman Türklerle yoğurdu. Hasan el Harakani bilmediği topraklara geldi ve burada kaldı; insanlar bunu bir fedakarlık olarak anlatır.
Orta Asya’ya seyahat edenler İslam’ın ana kaynaklarını orada güçlü şekilde görürler. Sahabeler Emevi dönemindeki baskılar yüzünden Orta Asya’ya göç ettiler. Bu göç bir kırılma noktası oluşturdu ve Sahabeler Emevilerin ulaşamayacağı yerlere gitti.
Kusam bin Abbas Peygamberimizi “sallallahu aleyhi ve sellem” gören ve ona son dokunan sahabelerden biri oldu; kabri Semerkant’tadır. İnsanlar bunu sahabelerin Orta Asya’ya gittiğine delil saymaktadır. Müslüman Türkler İslam’ı ana kaynağından öğrendi. Sahabe ile tanışan Türkler dini hayatlarında sünnete bağlı kaldı.
Toplum namazın sünnetlerini, tesbihatı ve Kur’an’a saygıyı güçlü şekilde yaşattı, sünneti bir davranış olarak gördü ve Peygamber gibi yaşamaya önem gösterdiler. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde insanlar teravih namazını, kandil gecelerini ve toplu ibadet geleneğini yaygınlaştırdı.
İmam Buhari, Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud Orta Asya’dan çıktı. Bu alimler hadisleri topladı ve Buhara ile Tirmiz gibi şehirlerde yetişti. İnsanlar bunu sahabe etkisiyle açıklar. İmam Maturidi Semerkant’ta medfundur. Selçuklular Anadolu’ya gelirken İslam’ı biliyordu ve güçlü bir dini altyapı taşıyordu.
İnsanlar Kırgızistan’da sahabe mezarları bulmaktadır. Sad bin Ebu Vakkas’ın kabri Çin’dedir. Sahabeler dünyanın dört yanına yayılıdır. Seyyid ve şerif soyları Orta Asya’dan Anadolu’ya geldi. Hasan el Harakani de seyyiddir ve bu silsileye mensuptur.
Hasan el Harakani 1015’te geldi, 1033’te şehit düştü. İnsanlar kabrini gizledi. Alparslan 1064’te Ani’yi fethetti, naaşı çıkarıp bugünkü yerine defnetti ve üzerine türbe yaptırdı. Daha sonra Hristiyanlar bölgeye hakim oldu, türbeyi yıktı ve yerini unutturdu.
Lala Mustafa Paşa 1579’da bölgeyi fethetti. Rüyasında Hasan el Harakani’yi gördü ve kabrinin yerini öğrendi. Kabri açanlar naaşın bozulmadığını gördü. Lala Mustafa Paşa türbe ve cami yaptırdı.
Lala Mustafa Paşa Bosnalıdır. Buna rağmen Anadolu ve Ortadoğu’da çok sayıda eser yaptırdı. Kars’ta 17 eser inşa ettirdi, Erzurum ve başka şehirlerde külliyeler kurdu. Osmanlı paşaları Anadolu’yu ihmal etmediler.
Hasan el Harakani Harakan’da doğdu. Bayezid Bistami’nin çevresinde yetişti, büyük bir alim oldu ve bilmediği topraklara İslam’ı anlatmak için gelip bu toprakların Müslüman Türk yurdu olmasına katkı sağladı. Lala Mustafa Paşa da aynı şekilde uzak diyarlardan geldi ve bu topraklara emek verdi.
İnsanlar bu yerlere tarih boyunca sevgiyle geldi ve bu büyük zatlara muhabbet duydular. Cennette onlarla birlikte olmayı temenni ettiler. Kalplerinde nice dilek ve korku taşıdılar. Ruhları için dua ettiler.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.