• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

YAHUDİ MÜEZZİN

19 Mart 2026, Perşembe 05:42
YAHUDİ MÜEZZİN

1930’lu yıllarda İran Hemedan’lı genç Yahudi George Hemedani Fransız sömürgesi olan Çad’a gider. Orada iş ararken N’Djamine şehrinde yeni yapılmış olan büyük camiye müezzin aradıklarını duyar. İşsizlikten bunalan Yahudi George kendisinin Müslüman olduğunu söyleyerek müezzinliğe talip olur.

Ve yıllar yılları kovalar. Müslüman bir kadınla evlenip yedi çocuğu olur. O arada Yahudi müezzin George servet edinmeye başlar. Sayısız daire, sinema, arazi sahibi olur. Yeterince mala mülke kavuşunca 1943 yılında aslında Yahudi olduğunu söyleyip cemaati bırakır. Çad’ın en önemli mevzusu haline gelir. Ama kimse de bir şey yapamaz zira, ülkeyi yönetenlerin hepsiyle George Hemedani’nin çıkar ilişkisi vardır. Ve Hemedani servetine servet katarak Çad’daki hayatına devam eder.

Bu olay Çad’ın bağımsızlığını kazanıp İsrail’in oraya maslahatgüzar tayin etmesiyle ortaya çıkar. Bazı belgeler üzerindeki gizlilik kararının kaldırılması sonrası maslahatgüzarın İsrail merkeze yolladığı “Çad’daki tek Yahudi’yi buldum” başlıklı mektubu İsrail’de yayın yapan Ahronot Gazetesinden öğreniyoruz.

George Hemedani’nin (Hamdani) daha sonra ne olup olmadığı hakkında bilgi yok.

İran’ın dini liderleri ve komuta kademesinin İsrail tarafından keklik avlar gibi avlanması herkesin kafasını karıştırdı. Bu kadar güvenlik açığı çok normal olarak kabul edilmedi.

Ama şunu unutmayalım MOSSAD ajanlarının en çok faaliyette bulundukları ülkelerden biri İran.

İran Devrimi öncesi yaklaşık 200 bin olan ve ağırlıklı olarak Tahran ve Şiraz şehirlerinde yaşayan Yahudi nufüs devrim sonrası 15 bin civarında tahmin ediliyor.

Gerçi Yahudi cemaatinin ne kadar Meclis’te bir sandalye ile temsili varsa da devlette kritik görev alamazlar. MOSSAD için istihbarat toplayacağı kaynak Yahudi cemaati değil, rejim muhalifleri, para ile satın alınabilecek kadar karakteri bozuk, zaafları tespit edilen yüksek kademe memurlardır.

Bir MOSSAD yöneticisin sözleri çok manidardır.

“Bizim İran’da yaptıklarımızı hayal bile edemezsiniz, bir gün açıklanmasına izin verilse şaşırır kalırsınız” mealindedir.

12 gün savaşında ve şimdi süren savaşta İran’ın yaşadığı şoku yarın olması muhtemel bir Türkiye İsrail gerginliği ve savaşında bizim yaşamayacağımızı kim iddia edebilir.

Bizdeki Yahudi nüfus daha az İran’dan.

Ama bizim bir handikapımız var.

Dönmeler, yani Sabetayistler. Bunlar her ne kadar Türk ismi alsalar da kalplerinde sakladıkları Yahudi inancı. Ve yeryüzündeki tek Yahudi devleti için ellerinden geleni artlarına koymayacaklarından kim şüphe edebilir?

Bugün TÜSİAD ülke ekonomisinin %80’inden fazlasına hükmediyor.

25 sene öncesine kadar askeri komuta kademesine, MİT’e, yargı ve devletin bütün bürokrasisinin en kritik yerlerine bunlar sızmamış mıydı?

Basın yayın hayatına hiç girmiyorum.

1912 Selanik’in elden gitmesiyle öncelikle ülkeye getirilenler Sabetayistlerdi. Osmanlı Selanik’inin gariban Müslüman Türkleri 1923 mübadele anlaşmasıyla getirildi. Çokları mübadeleyle bunlar geldi sanır. Onlar zaten Selanik ve civardaki şehirlerin merkezlerinde yaşarlardı. Öncelikle onlar göçtü Anadolu’ya. Mübadelede bunlara ayrıca geniş haklar verildi.

Çok sayıda Türk vatandaşının İsrail’de askerlik yaptıklarını kendi boşboğazlıkları veya övünmeleri sayesinde öğreniyoruz.

Yarın muhtemel bir savaşta bunlar, bırak kritik yerleri istihbarat etmeyi, fiilen kurşun sıkar bize.

100 yıldır beynen Batı’nın devşirip İslam’a, Osmanlıya düşman ettikleri, para ve makamla devşirilenleri, tehdit ve şantajla boyun eğdirilenleri saymıyorum bile…

Umarım devletimizi yönetenler saydıklarımı düşünüyor ve ona göre tedbirler paketi hazırlıyorlardır.

Yahudi müezzin, Topal Molla’lar bu ülkede 200 yıldır cirit atıyor…

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.