İSLAM’IN İÇİNDEKİ TRUVA ATLARI: MODERNİSTLER
25 Haziran 2026, Perşembe 11:34
Benimde mensubu olmakla şerefyab olduğum Türk milleti bin yılı aşkındır İslam’ı Batı’da ve Doğu’da en güzel şekilde temsil etmiş, zamanının değil günümüzün bile gıbta edeceği bir medeniyetin mimarı olmuştur.
1000 yıl İslam toplumu karşısında ezilen, gerileyen ve yenilen Batı nihayetinde sömürgelerden elde ettiği zenginlikle kilisenin zorba baskısını kırmış, sanayi devrimini gerçekleştirmiştir.
Muhteşem geçmişiyle övünen ve bunun mirasını yiyen Osmanlı gerekli adımları atamamış ve Batı karşısında gerilemeye başlamıştır.
Misyonerleriyle Müslümanları dinlerinden döndürmeyi başaramayan öncülüğünü Protestanların yaptığı Hristiyan devletler, müsteşrikler eliyle İslam toplumlarını zehirlemeye, içeriden İslam’ı tahrif edecek metodlar geliştirmeye başladılar.
Bu arada bayraktarlığını Osmanlı devletinin yaptığı o dönemin İslam toplumları içerisinde geri kalmışlığın nedenleri üzerinde kafa yormaya başlayanlar çeşitli sonuçlara ulaştılar.
Bazı devlet ve ilim adamları batılı değerlerin esas alınarak toplumun yeniden inşasını ileri sürdüler. Bazıları asırlar boyu Kuran-ı Kerim’in yanlış yorumlandığını savunarak çağın gereklerine göre yeniden yorumlamak gerektiğini, kapalı olduğunu iddia ettikleri içtihat kapısının açılmasını ileri sürdüler.
Halbuki peygamber efendimizden itibaren Emeviler, Abbasiler ve son olarak Osmanlı dönemlerinde ilimde Müslümanlar zirveye çıkmış, çağlarının çok çok ilerisinde olmuşlarken rehberleri yanlış yorumlandığı iddia ettikleri Kuran-ı Kerim’di.
Ayrıca bazı yönleriyle hüsnü kabul gösterilecek bir görüş olarak kabul edilse bile Kuranı doğru anlama, sahih İslam’a dönüş ve “Asrın idrakine söyletme “ amacını güdenlerin çıkış yerleri ne yazık ki İngiliz Valilerin yönettiği Hindistan ve Mısır’dır.
Yalnız Kuran diyen Seyyid Ahmed Han, Seyyid Emir Ali Hindistan’da, Cemaleddin Efgani, Muhammed Abduh ve Muhammed Zeyd Mısır’da bu işlerin öncülüğünü ve bayraktarlığını yapmıştır.
Cemaledddin Efgani’nin Paris ve Londra’da Urvet-ül Vuska’ları yayınlaması, yaşaması, sonra Mısır’da İskoç Mason locasını açması ki kendisin sadık adamlarından Muhammed Mahzumi Paşa’nın onun İskoç ritindeki konuşmalarını yazdığı eser Kaynak yayınlarınca yayınlanmıştır.
Muhammed Abduh’un yine Mısır Müftüsü olması İngiliz valileri yönettiği döneme rastlar.
Gerek Hindistan menşeli Kuraniyyun hareketi ve gerekse İslam reformu iddiasındaki Mısır menşeli hareketlerin daha sonra gelen takipçileri işi daha akademik ve metodolojisi olan sistematik bir harekete döndürmüştür.
Bunu yaparken yine Batı merkezli İslam araştırma merkezlerinin, Üniversitelerin sonsuz kaynak aktarımı ve mali desteklerini görmekteyiz.
İslam modernizminin önde gelen çağdaş isimleri Fazlurrahman, Muhammed Arkoun, Nasr Hamid Ebu Zeyd ve Hasen Hanefi gibi isimler olmuştur.
Bunlar Kuran’da geçen peygamberlikle ilgili ya da melek, cin gibi deney dışı varlıklardan bahseden ayetleri inkar ya da tevile kalkışmışlar, günlük hayatla ilgili emir ve yasakları mesela miras taksimi, had cezaları gibi hususları Batı düşüncesinin ve ahlakının normlarına göre yorumlamak gerektiğini iddia etmişlerdir.
Fazlurrahman, Roger Graudy, Muhammed Arkoun ve Hasen Hanefi gibi bilhassa bizim ülkemizde Ankara İlahiyatta çok etkili olmuş şahsiyetler Kuran-ı Kerim’in tarihselci yorumlamışlar ve günümüzde de maalesef çok sayıda savunucuları vardır.
Günümüz İslam dünyasında ve bilhassa ülkemiz İlahiyat fakültelerinde çok sayıda insanı etkileyen bu şahsiyetler, Batılı devletlerin kendilerine sağladıkları kürsülerden Kuran ve sünnetin Batı normlarıyla yeniden yorumlanmasını, dolaysıyla 1400 yıllık İslam medeniyetinin değerlerinin yerini Hristiyanlık temelli bir kültürün ve ahlakın almasını savunmaktadırlar.
Fazlurrahman, Diyobend medresesi bir babadan ilk eğitimini almış, 10 yaşında hıfzını tamamlamış biriyken daha sonra Durham Üniversitesinde başlamış, Kanada McGill ve Chicago Üniversitelerinde İslam modernizmi çalışmalarını yürütmüştür. İslam Modernizmi alanında onu etkileyen iki Hristiyan akademisyen Hamilton Gibb ve W.C.Smith’dir.
Nasr Hamid Ebu Zeyd Leiden Üniversitesinde, Muhammed Arkoun ise Sorbon ve çeşitli Fransız üniversitelerinde bu yöndeki çalışmalarını yürütmüştür.
Batı’nın bu ve benzerlerine kollarını açarken sadece ilmi bir gaye güdüldüğünü sanmak safdillik değil, apaçık aptallık olur.
Maalesef bunların içinde Fazlurrahman ülkemiz İlahiyatında en fazla tesir bırakan ve halen takipçilerinin etkili yerlerde olduğu bir şahsiyettir.
Hristiyan dünyası beslediği, finanse ettiği, titr vererek taltif ettiği Truva atlarıyla İslam’ı içeriden yıkmayı amaçlamış, bu konuda epey mesafe kat etmiştir.
Türkiye’deki reformist ve İslam modernistlerine ilişkin yazımızı sonraki haftaya bırakalım.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.