• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

TAGUTA İTAAT

23 Ocak 2026, Cuma 00:30
TAGUTA İTAAT

Kur’an- Kerimde sekiz ayrı yerde zikredilen tagut kelimesini,

Ehl-i sünnet vel-cemaat alimlerinden;

İmam-ı Kurtubi hazretleri, “Tagut, put ve şeytan demektir.”,

Enes bin Malik hazretleri ise, “Tagut, Allahü tealadan başka, kendisine ibadet edilen her şeydir.” diye tanımlamışlardır.

Kendilerinin Selefi olduklarını iddia edip, İbni Teymiyye’nin yolunda giden mezhepsizler ise, tagut kelimesini çok daha farklı yorumlamışlardır.

Mesela Mevdudi’ye göre;

Tagut, ilahi olmayan hükümlere göre kararlar veren otorite demektir. (Tefhimü'l- Kur'an, İnsan Y., c. 1, s. 375)

Seyyid Kutup’a göre de;

Tagut, Allah'ın şeriatından başka bütün idare şekilleridir. Bunlara inananlar, bunlara tabi olanlar şirk ve küfür içerisindedirler. (Fi Zılali'l Kur'an, Hikmet Y., c. 3, s. 269)

Görüldüğü üzere Mevdudi ve Seyyid Kutup gibi mezhepsizler, rivayeti değil de kendi kısır akıllarını esas alarak yazdıkları tefsirlerde ayet-i kerimelere yanlış manalar vererek, cihat diye insanları hükümete karşı isyana teşvik ettiler.

Kardeşi kardeşe, düşman yaparak anarşiyi körüklediler.

Bu sapkın görüşlere aldananlar daha da ileri giderek; 

“Bugün dünya tagutla idare ediliyor.

Tagutların kanunlarına uyanlar;

milletvekili, belediye başkanı seçenler, seçilenler;

hakimler, savcılar, polisler ve bütün memurlar ve işçi olarak çalışanlar müşrik olduğu gibi,

herhangi bir iş için mahkemeye başvuranlar da müşriktir.

Tagutun idaresinden pasaport alıp yurtdışına çıkanlar,

hatta hacca gidenler de müşrik olur.

Tagutun adamlarıyla herhangi bir anlaşma yapmak da şirk olur, çünkü böyle yapmak, tagutu meşrulaştırmaktır.

Onların kanunlarına uymayıp, onlara karşı gelmek lazımdır.” diyorlar.

Bu görüşler, müslümanlar arasında fitne çıkarmayı hedefleyen kimseler tarafından, dış kaynaklı olarak enjekte edilmektedir.

Dinini ehl-i sünnet vel-cemaat alimlerinin kitaplarından öğrenen müslümanlar ise, asla bu tür oyunlara gelmez.

Zira kanuna uymak ile kanuna karşı gelmemek farklı şeylerdir.

Bir kimse kanunu beğenmiyor ama karşı da gelmiyorsa, kanuna aykırı hareket etmiş sayılmaz.

Ayrıca kanunun zorladığı işleri yapmak ikrah olup, günah olmaz.

Nitekim fıkıh kitaplarında;

İkrah, bir insanı, istemediği bir şeyi yapması için, haksız olarak zorlamak demektir. Bu durumda, zorlanan işi yapmak zaruret olur.

Baştaki amirin ve kanunların emirleri de ikrah demektir. (Redd-ül-muhtar, Dürer-ül-hükkam)

Ayrıca fıkıh kitaplarına göre;

Kafir ülkesinde çalışmak ve kafire ücret karşılığı hizmet etmek günah değildir.

Nitekim Mekke Müslümanları da Habeşistan’a hicret edip, orada gayr-i müslimlerin işlerinde çalışmışlardı.

Herhangi bir vazifeye bir zalimin geçmesini önlemek ve müslümanlara hizmet etmek için, kafir olan amirden bile vazife istemelidir.

Nitekim Yusuf aleyhisselam da, Mısır’daki kafir hükümetin maliye nazırlığı görevini yapmıştır.

İsa aleyhisselam da, kendisine iman edenlere, kafir hükümdara itaat etmelerini emretmiştir.

Çünkü 70-80 kişiyle Roma Devleti’ne ve bütün Yahudilere karşı cihat etmek, onlara karşı gelmek mümkün değildi.

Nitekim İbni Abidin’de:

(Devletin, askerce ve silahça daha üstün olan düşmana harp ilan etmesi, caiz değildir.) diyor.

Konuyla ilgili olarak İslam alimleri de buyuruyor ki,

Cihat, insanların müslüman olmalarına mani olan zalimleri ortadan kaldırarak, insanların islamiyetle şereflenmeleri için, ya da,

Müslümanların, kendilerine saldıran kafir ve zalim ordularına karşı, mallarını, canlarını ve ırzlarını korumak için savaşması demektir.

Ancak devletin izni ve kumandanın emri olmadan, başkasına saldırmak, cihat olmaz. Bu, çapulculuk ve eşkıyalık olup, büyük günahtır.

Müslüman olsun, kafir olsun, adil olsun, zalim olsun, hiçbir hükümete karşı isyan etmek, kanunlara karşı gelmek hiçbir zaman caiz değildir.

Fitne çıkarmamalı, fitne çıkaranların arasına da karışmamalıdır.

Bir müslüman, zalim idareciler sebebiyle dinine uygun yaşaması zorlaşırsa yine de karşı gelmemeli, bir İslam ülkesine hicret etmelidir.

İslam ülkesine de hicret imkanı yoksa, insan haklarına, dine, ibadete saldırmayan herhangi bir ülkeye gitmelidir. (Seadet-i Ebediyye)

Bütün bunlardan anlaşılıyor ki, cihadı devlet yapar. Milleti sulh zamanında cihada hazırlamak, yetiştirmek devletin vazifesidir.

Nitekim İbni Abidin’de;

(Devletin cihat etmesi, bunun için de, zamanın en mükemmel silahlarını yapması, milletin de devlete yardım ve itaat etmesi vaciptir.) diyor. Bu hükme göre;

Ahlakı düzeltip, fenne çok çalışmak lazım,

dine bağlı, atomla silahlı er olmak lazım!

Din bilgisi, harp gücü, ileri olmak gerek,

ikisidir ancak, millete huzur verecek.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.