• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

MİNİ ETEKLE MODERN OLMAK!

12 Şubat 2026, Perşembe 01:35
MİNİ ETEKLE MODERN OLMAK!

Bazen sosyal medyada rastlıyorum. Birileri 1930-40’lardan bir fotoğraf paylaşıyor. Takım elbiseli kravatlı fötr şapkalı beyler, tayyörlü diz altı etekli, ascott yarışlarına giden İngiliz leydileri gibi tüylü şapkalı hanımlar..

Altında bir sürü yorum.

“Ne kadar şıklar”

“Bir şunların çağdaşlığına bakın bir de şimdikilerin gericiliğine”

“Ayy ne kadar moderen…”

Sanırsın bu yorumları yapanların dedesi Bafra Koşu köyünden Arnavut Kemal değil de Kont Georgo, ebesi Kara Fadik değil de sanki Leydi Suzanne…

Eskiden o yorumların altına verip veriştiriyordum da artık kavgayı, çekişmeyi kafam almıyor, engeli basıp geçiyorum.

Lakin; bu bahsettiğim kitle öyle azımsanacak bir kitle değil.

Hatta kendini muhafazakar/mütedeyyin diye niteleyenlerde bile bu tiplemeler fazlasıyla var.

Tanzimatla başlayan Batı’ya öykünme beynimize öyle işlemiş ki modern/çağdaş/ilerici kelimelerine öyle anlam yüklemişiz ki; bizden olan, tarihimizden, kültürümüzden ve dinimizden olanları gerici/yobaz/çağdışı diye yaftalıyoruz.

Cumhuriyetle birlikte bir de kılık kıyafet bazlı Batılılaşma hamlesi devlet doktrini hale gelince ister istemez okula giden her bireyde bu şablon yerleştiriliyor. İlkokul seviyesinde bırakmış birileri içinde eğitimli görünmenin, çağdaş ve modern olmanın gereği gibi algılanıyor.

Okulda, dairede, fabrikada velhasıl hayatın her alanında moderniteyi kılık kıyafete bağladığınızda ister istemez bunu hayatın olmazsa olmaz kuralı kabul eden, kendi gibi giyinmeyenlere yaşam hakkı tanımayan faşist bir model ortaya çıkıyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki kılık kıyafet kanununun faşizan bir baskıyla uygulaması, daha sonra hafifletilse bile toplumun sözde eğitimli bir kesiminin olmazsa olmaz doktrini haline geldi. Okullarda, kışlalarda ve resmi kurumlarda yıllarca bunu faşizan bir şekilde uyguladılar.

Özal ve bugün de Erdoğan iktidarları döneminde bilhassa alan bulan ve kılık kıyafetle batılı olmayı “aşağılık kompleksinin“ bir yansıması olarak görüp öyle bir modernleşmeyi kabul etmeyen insan sayısı arttı.

Okullarda, kışlalarda, resmi kurumlarda kılık kıyafetle ilgili kanunun esnetilmesi, kendilerini cumhuriyetin ve rejimin sahibi gören faşist asker eskileri, üniversite artıkları ve laikçi yellozları çileden çıkarmaya başladı.

Sokaklarda, cafelerde velhasıl hayatın her alanında kendileri gibi yaşamayan, giyinmeyen insanlara karşı şiddete varan eylemlerde, hakaretlerde bulunmaya başladılar.

Bütün bunlar aslında hayatımızı şablonlara göre yaşayışımızdan kaynaklanır. Aile, eğitim, sosyal hayatımız bizim şablonlarımızı belirler.

Ama şablonlara sahip olmak bir başkasının hayatına mütecaviz olmayı gerektirmez. Saygı görmek isteyen başkalarına saygı göstermek zorundadır.

Cumhuriyetin günahlarından biri de kılık kıyafet kanunuyla belli bir kılıkta olmayı dikte edip, bu toprakların binlerce yıllık giyim kültürünü sadece gösteri amaçlı kullanabilmeye izin vermesidir.

Ne mini etek giymekle modern, ne şalvar giymekle gerici olunur.

Bu memleketin çocuklarına artık bu tür şablonlar çizerek enerjisini beyhude yere harcatmayın.

NOT: Benim yazımın yayınlandığı gün Perşembe. O haftaki yazımı teslim ettikten sonra kafanızda gelecek yazıyla ilgili bir şeyler uçuşmaya başlar, sonra bir fikirde karar kılarsınız. Karar kılmak yetmez onu nasıl sunacağınızla ilgili sancılı süreç başlar. Bir şeyler yerli yerine oturunca yazmaya başlarsınız.

Ben de yukarıdaki yazıyı yazdıktan sonra akşama doğru sosyal medya da tevafuken İyi Parti kurucularından bir ipsiz’in şalvarlı yazmalı Mihalgazi Belediye başkanı hanımefendiye ettiği yakışıksız sözleri gördüm.

Kendilerini milliyetçi diye konumlandıran bir partinin kurucularından biri bu toprakların kahir ekseriyeti kadınlarının giydiği kıyafeti küçümsemesi, aşağılamaya çalışması gerçekten anlaşılır bir şey değil.

Bize yüzyıldır doktrine edilen yukarıda bahsettiğim yüklemelerin sonucu. Büyük ihtimal o şahsın annesi ya da anneannesi de benzer bir kıyafet giyiyordu.

Ama tosbağa kabuğundan çıkmış kabuğunu beğenmemiş misali aşağılık kompleksi bütün hücrelerini sarmış bir amip tepkisiyle o sözleri edebiliyor.

Cumhuriyeti kurduğuyla övünen partinin mensupları dinime, kendini milliyetçi addeden partinin mensupları bu milletin kültürüne düşman ve biz hala oturup “nerede hata yaptık” da tarihine, dinine, kültürüne düşman nesiller yetiştirdik demiyor.

Aliya İzzetbegoviç ne demişti:

“Düşmana yenildiğinizde değil, düşmana benzeyince kaybedilir”

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.