MİLLETİ ÖTEKİLEŞTİREN KİM?
25 Aralık 2025, Perşembe 00:30
Toplumun büyük bir kısmı Osmanlı dönemini biraz özlemle, biraz hüzünle yad ederken aynı zamanda gurur da duyar. Çünkü zamanının, o günün şartlarının en adil, en insani yönetim modelini inşaa etmişti. Eksikleri yok muydu, elbette vardı. Ama üç kıtada milyonlarca km karede, bugün hükümferma olduğu topraklar üzerinde 50’den fazla irili ufaklı devletin kurulduğu bir imparatorlukta aksayan yönler olduğu gibi, fevri davranan idareciler, halka zulüm eden devlet adamları da çıkmıştır. Ama 622 senelik bir imparatorlukta gelmiş geçmiş milyonlarca idarecinin içinde belki onlu veya siz deyin yüzlü sayılarla ifade edilebilir.
Kötülük devletin en üst katmanından en uç birimine kadar mücessem halde asla olmamıştır.
Hele hele aynı dönem dünya da veya etrafında yaşayan memleketlerin yaşadığı insanlık dışı davranışları, zalimlerin halkları sömürdüğü durumlarla asla kıyas kabul etmez.
Tanzimat ve Batı özentisi yeni aydın ve bürokratlarımızla başlayan çürüme, İmparatorluğu kurtarma gayesiyle masonik bir yapı içinden neşvü nema bulan İttihat Terakki ile organize bir yapıya dönüştü. Balkan ve cihan harpleriyle milletin gariban evlatları cephelerde şehit olur, geride kalanları açlıkla boğuşurken, iktidarı devralan İttihat ve Terakki’nin B takımı yeni cumhuriyeti kurdular.
Öncelikle hakimiyetlerini pekiştirebilmek için Anadolu şehirlerinde Padişah yanlısı yaftasıyla binlerce insanı astılar. Kendi iktidarlarına karşı olan kim varsa yok ettiler, mallarına çöreklendiler.
Sonra din adamlarına ve dine savaş açtılar. Dini sosyal hayattan silmek, protestan bir İslam tipini inşaa etmek için (sadece ben de Müslümanım diyen bir prototip) her türlü zulmü uygulamaktan kaçınmadılar.
1000 yıldır İslam şeraitine uygun yaşayan, evlenen, boşanan, miras taksimi yapan, öşür veren insanlara Batı tipi bir hayatı yaşama mecburiyeti getirdiler.
Yeni Cumhuriyet şeriat özlemi duyuyor diye astı insanları.
Sonra düzmece suikastla kendine rakip olabilecekleri, iflah olmaz İttihat ve Terakki fedailerini, malına çökmek istedikleri Yakubi Sabetayistleri, geçmişte kendisini iktidara taşıyan Karabekir, Bele gibi komutanlar olmak üzere bir sürü muhtemel rakiplerini astı, hapsetti, ya da ülkeyi terk etmek zorunda bıraktılar.
Olmadı Komünistleri katlettiler ya da cezaevine attırdılar.
Olmadı Doğulu aşiret ağalarını sürgüne yollayıp, 1950’ye kadar 16 defa doğuda halkı sindirmek, baskılamak amacıyla askeri operasyonlar yapıp cezalandırdılar.
Tekke ve zaviyeleri kapatmak yetmedi, geride kalan ne varsa toplamak adına, genç asteğmen Kubilayı kurban verip ülke genelinde dindar avına çıktılar.
Menemende olan hadise için Türkiye’nin her yerinden din adamlarını yargılayıp kimini astılar, kimini hapsettiler, kimini de sürdüler.
Milliyetçileri de eksik bırakmadılar, onları da tabutluklara tıktılar.
2. Cihan harbini bahane edip Ermeni ve Rum tüccara varlık vergisi koyup, Aşkale’de sürgüne tabi tuttular.
Anlayacağınız yeni cumhuriyetin sürmediği, katletmediği, ceza vermediği neredeyse hiçbir kesim kalmadı.
Asırlarca kendi şeraitleriyle yaşamış toplumlara Batı tipi yeni hak/hukuk/ticaret dayatmasını jakoben bir tavırla yaptılar.
İmparatorluk bakiyesi, yani çeşitli dinlere mensup, değişik milletlere ait insanları tek tip insan olmaya mecbur ettiler.
Bin yıllık alfabesini değiştirip bir gecede milleti cahil ettiler.
Mabedlerini kapattılar, sattılar, bazıları milletin hiç tasvip etmediği işler için kullanıldı. Millet bunlara şahit oldukça kahroldu.
Lakin korkudan kimse sesini çıkaramadı.
Sözün özü şu:
1923’te kurulan cumhuriyet kendi halkının ekseriyetine fiziki ve psikolojik şiddet uygulamıştır.
Kendi halkının ekseriyetini ötekileştirmiştir.
Bugün yaşanan problemlerin altında yatan en önemli sebep devlet eliyle uygulanan bu ötekileştirmedir.
600 sene Osmanlı ondan önceki Selçuklu dönemlerinde olmayan Kürt ayrılıkçı hareketleri iyi incelendiğinde altında yatan neden genç cumhuriyet kadrolarının ulus devlet inşaa edeceğiz diye yaptıkları yatar.
Ulu-l emre itaat düsturu olan bir halkı, ordusuna ve devlet adamlarına güvenmemeye, uzak durmaya iten sebep aynı kadroların jakoben faşist tutumlarında yatar.
7 yaşına kadar kendi dili haricinde konuşmamış Kürt bebesine okulda andını mecbur tutar bir de Türkçeyi düzgün öğrenemiyor diye cetvelle parmak uçlarını kızartırsanız o çocuğu, bu toprakları bölmek parçalamak isteyenlerin kucağına elinizle itmiş olursunuz.
Hep şikayet ettik, bir de Osmanlı bu konularda ne yapmış, bir sonraki yazımızda ona bakalım.
Sağlıcakla kalınız efendim.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.