• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

KİBİR HASTALIĞI VE BİR HİÇ OLDUĞUNU ANLAMAK

02 Ocak 2026, Cuma 00:20
KİBİR HASTALIĞI VE BİR HİÇ OLDUĞUNU ANLAMAK

Kibir, kendisini başkalarından üstün görmek demektir.

Oysa, insan bir hiç olup, üstünlük kabul ettiği bütün nimetlerin gerçek sahibi Allahü tealadır.

İnsanları yaratan, yetiştiren ve koruyan,

kıyamette hesaba çekip, sonsuz azap yapacak olan,

ancak sonsuz kudret sahibi, benzeri ve ortağı olmayan,

tek hakim ve kadir-i mutlak olan Allahü tealadır.

İnsan, Rabbine karşı aşağılığını, acizliğini, her an izhar etmek mecburiyetindedir.

Bunun için, daima tevazu üzere olmalıdır.

Nitekim İmam-ı Zeynelabidin hazretleri;

“Kibir sahipleri benim çok garibime gidiyor.

Kendilerinin bir damladan meydana geldikleri, sonra da çürümüş, kokmuş leş olacaklarını bildikleri halde yine de kibirlenirler;

Bunlar neyine güvenirler!” buyuruyor.

Evliyânın büyüklerinden Abdullah el-Baltacî hazretleri de:

“Müslüman, kibirlenmeyip tevazu sahibi olmalıdır.

O, hiç yok idi, sonra bir şey yapamayan, hareket edemeyen bebek oldu. Şimdi de, her an hasta olmak ve ölüm korkusundadır.

Nihayet ölecek, leş olacak, böceklere yem olacak, kabir azabı çekecek, sonra diriltilip kıyamet sıkıntılarını çekecektir.

Cehennemde sonsuz yanmak korkusu içinde yaşayan kimseye tekebbür mü yakışır, tevazu mu?” buyuruyor.

İblisin, ilmine ve ibadetine rağmen, Allahü tealanın emrine karşı gelip ebedi melun olması, kibri sebebiyledir. [A’raf 11-13] 

Allahü teala bize, nimetlerini bazı kullarından daha fazla vermişse, bunu bir ilahi lütuf olarak görmelidir.

Zira nimetlerin çokluğu, kibirlenmeyi değil, nimetlerin gerçek sahibi olan Allahü tealaya daha fazla şükretmeyi gerekli kılar.

Allahü teala bir hadis-i kudside: (Azamet ve kibriya bana mahsustur. Bu iki sıfatta, bana ortak olmak isteyenlere, çok acı azap ederim) [Müslim] ve

Kur’an-ı kerimde: (Allahü teala, kibirli olanları elbette sevmez!) [Nahl,23] buyuruyor.

Bizden daha az lutfa ermiş birini hor ve önemsiz görmek, sadece ona değil, aynı zamanda Allahü tealaya saygısızlıktır.

Ancak Peygamber efendimiz:

"Kibirliye karşı kibir, sadakadır."  [Münâvî]  buyuruyor.

Zira bu tekebbür, kendini yüksek göstermek için değil, ona ders vermek ve gafletten uyandırmak içindir.

İnsanoğlu, nefsinin esiri olunca, her şeyi yapacağını, her şeye sahip olacağını zanneder.

Ölümü unutup hiç ölmeyecekmiş gibi hareket eder.

Halbuki insan, ne kadar arzu etse de, Allahü tealanın takdirinden başkası olmaz.

O, kullarına, nimetlerini farklı miktar ve şekillerde vermek suretiyle, onların sabır ve şükür derecelerini imtihan etmektedir.

Kibirli olmanın bir çok alameti vardır. Bunlardan bazıları;

Doğru sözü kabul etmeyip münakaşa etmek,

kusurunu, kabahatini bildirenlere teşekkür etmemek,

kullanılmış elbisesini tekrar giymeyi istememek,

fakirlerin davetine gitmeyip, zenginlerin davetine gitmek,

evinin işini yapmamak,

evine lazım olan şeyleri satın alıp evine getirmemektir.

Nitekim Abdullah bin Selam hazretleri;

Sırtında odun demeti taşıyordu. Bunu görenler, “O kadar çok malın, paran var iken, niçin bu zahmeti çekiyorsun” dediklerinde,

“Nefsimi kibirden kurtarmak için” cevabını vermiştir.

Allahü tealanın sevgili kulu olmak, ancak O’nun mutlak kudreti karşısında kendisinin bir hiç olduğunu anlamakla mümkündür.

Nitekim Ebu Süleyman Darani hazretleri; 

“Bütün insanlar, beni olduğumdan daha aşağılamak isteseler, bunu başaramazlar.

Çünkü ben, herkesin düşünebileceğinden daha aşağı olduğumu biliyorum.” Buyuruyor.

Asla unutulmamalıdır ki,

Mal-mülk, makam-mevki, gençlik ve güzellik gibi nimetlerin gerçek sahibi Allahü tealadır ve hepsi birer emanettir.

Bunun için:

Mal-ü mülke olma mağrur, deme var mı ben gibi?

Bir muhalif yel eser, savurur harman gibi!

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.