• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

İNGİLİZ SİYASETİNİN HİNT ALT KITASINDAKİ İZLERİ VE İSLAM DÜNYASINDA MODERNİST DÖNÜŞÜM

13 Şubat 2026, Cuma 01:07
İNGİLİZ SİYASETİNİN HİNT ALT KITASINDAKİ İZLERİ VE İSLAM DÜNYASINDA MODERNİST DÖNÜŞÜM

İslam dünyasının 19. yüzyılda başlayan işgal süreci, Birinci Dünya Savaşı ile zirveye ulaşmış; Müslüman toplumlar İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin gibi güçlerin asimilasyon politikalarına maruz kalmıştır. Ancak İngiliz sömürgeciliği, diğerlerinden farklı olarak sadece toprakları ve elitleri değil, toplumun zihnini ve dindarlık algısını hedef almıştır. İngiliz kültürünün özellikle Hint alt kıtasında uyguladığı reformist yaklaşım, İslam dünyasının son 150 yıllık modernizasyon, ıslah ve ihya çabalarının ana eksenini oluşturmuştur.

Yüzyıllarca Müslümanların hüküm sürdüğü Hindistan’da İngilizlerin sağladığı askeri ve kültürel üstünlük, Müslüman alim ve münevverleri derin bir sorgulama sürecine itmiştir. Bu dönemde İngiliz oryantalistlerin stratejik müdahaleleri, ortaya çıkan fikri akımları kendi çıkarları doğrultusunda dönüştürmeyi başarmıştır. Sultan Alemgir Şah döneminde Ehl-i Sünnet’in muhkem kalesi olan Hindistan, sömürgeciliğin etkisiyle adeta bir "fikrî değişim laboratuvarına" dönüşmüştür.

Hint alt kıtasında filizlenen bu yeni din anlayışının Hicaz ve Mısır’a sıçraması tesadüf değildir; çünkü her iki bölge de aynı merkezden, yani Londra’dan yönlendirilmiştir. Cemaleddin Afgânî ve Muhammed Abduh’un buluşması, bu küresel etkileşimin adeta sembolü olmuştur. Mısır kökenli modernist görüşlerin Hint menşeli reformist akımlarla benzerliği, işgalin "aynı elden" çıkmış olmasının bir sonucudur. Hilafet merkezi İstanbul ise bu fikri dalgaya karşı Sultan II. Abdülhamid dönemine kadar direnmiş; Müceddidî-Hâlidî tasavvuf anlayışı, geleneksel Sünni kaleyi büyük ölçüde muhafaza etmiştir.

Meşrutiyet ile birlikte ulaşım ve iletişim imkanlarının artması, küresel fikir akımlarının İstanbul surlarını aşmasına neden olmuştur. Cumhuriyet döneminde ise dini eğitim amacıyla Mısır ve Pakistan/Hindistan bölgelerine giden öğrencilerin dönüşü ve bu bölgelerdeki alimlerin eserlerinin tercüme edilmesi, geleneksel dokuda kalıcı değişimlere yol açmıştır. Bugün ülkemizde ve İslam coğrafyasında yaşanan "gelenek-modernite" kavgası, aslında 150 yıl önce Hint alt kıtasında temelleri atılan bu İngiliz etkili reform anlayışının bir tezahürüdür.

İngiliz politikalarının Hint alt kıtasında başlattığı bu dönüşüm, Müslüman toplumların "özüne dönüş" iddialarını dahi sömürgeci bir süzgeçten geçirmiştir. Günümüzde de devam eden fikri mücadelede, geleneksel Sünni anlayışın korunması; sadece bir inanç meselesi değil, aynı zamanda sömürge döneminden kalan bu yabancılaşma etkilerine karşı bir istiklal mücadelesidir.

Yorumlar

  • yorum avatar
    Osman Altıkulaç
    14-02-2026 08:51

    Hocamızdan Allah cc razı olsun. Yine çok ciddi ve toplumun daha doğrusu islâm hassasiyeti olanların kanayan yarasanın dikkat çekmişler. Bizler Kuran ve Sünneti anlamak,yaşamak ve yaşatmak yolunda ne kadar ciddi olursak özümüze dönüşümüz o oranda hızlanacaktır.Bu gayeye ulaşmamızın en kestirme yolu ise yukarıdaki makaleyi yazan hocalarımızdan ve eserlerinden en azami derecede istifade edip yaymaktan geçer. Ves-selam.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.