İMAN KALESİNE SIZAN TRUVA ATLARININ ÜÇ YÖNTEMİ
26 Aralık 2025, Cuma 00:20
Kitap ehlinden bir grup, "Mü'minlere indirilene günün başlangıcında inanın, sonunda da inkar edin, belki onlar (size bakarak) dönerler" dedi.(Ali İmran / 72)
İslam tarihinin ilk dönemlerinden itibaren, iman hakikatlerinin parlak nuruyla fikren baş edemeyen odaklar, Müslümanları inançlarından döndürmek için sinsi ve çok katmanlı yöntemlere başvurmuşlardır. Bu stratejilerin en tesirlisi, doğrudan cephe savaşı vermek değil; din büyüklerine iftira atmak ve temel kaynaklar üzerinde şüphe uyandırmaktır. Müslüman toplumların içerisine sızdırılan ajan provokatörler aracılığıyla yürütülen bu operasyonlar, genelde üç temel usul üzerinden icra edilmektedir.
Birinci yöntemde, deha düzeyindeki çocuklar henüz küçük yaşta tespit edilerek dini eğitim müesseselerinde maddi desteklerle yetiştirilir. Bu kişiler, toplumda söz sahibi olacak konumlara getirildikten sonra, kültürün ana kodlarını eleştirmeye ve şüphe tohumları ekmeye başlarlar. Kolektif bir iş birliği içinde, farklı görünümlerdeki diğer yapılar da bu eleştirileri destekleyerek zihni bulanıklığı derinleştirirler. Uzun yıllar süren bu süreç sonunda, geleneksel din anlayışını "uydurulan din", kendi batıl görüşlerini ise "indirilen din" olarak pazarlayan bir ekip ortaya çıkarak toplumu kendi çizgisine çekmeye çalışır.
İkinci yöntem ise ilmi düzeye ulaşmış ancak maddi veya manevi zaafları olan kişilerin devşirilmesi üzerine kuruludur. Bu kişiler lüks hayat ve makam vaatleriyle sisteme dâhil edilir ve geçmişteki mücadeleci kimlikleri birer kalkan olarak kullanılır. Kimsenin şüphe duymadığı bu figürler aracılığıyla, bozuk fikirli eserler tercüme edilerek eğitim kurumlarına sızdırılır. Özellikle yüksek lisans ve doktora düzeyindeki gençler, "beyin fırtınası" adı altında bu görüşlerle zehirlenir. Yaklaşık kırk yıllık bir süreçte, geleneksel anlayış "skolastik ve ham softalık" olarak nitelenerek itibarsızlaştırılırken; reform ve modernizasyon çabalarına "tecdit ve içtihat" kılıfıyla meşruiyet kazandırmaya çalışılır.
Üçüncü ve belki de en sofistike yöntem, seküler ailelerin başarılı çocuklarının "ihtida etmiş" süsü verilerek parlatılmasıdır. Kılık kıyafetlerinden sosyal çevrelerine kadar radikal bir değişim sergileyen bu kişiler, Müslümanların güvenini kazandıktan sonra uzun bir kuluçka dönemine girerler. Toplumun buhran yaşadığı dönemlerde aniden sahneye çıkarak, mevcut sıkıntıların kaynağının geleneksel din anlayışı olduğunu ileri sürerler. Sanat, siyaset ve fikir dünyasındaki diğer iş birlikçilerinin de desteğiyle, bu değişim "kabuğunu kırmak" olarak adlandırılır ve toplum kendi mukaddes değerlerini bizzat kendi eliyle tahrip etmeye ikna edilmeye çalışılır.
Sonuç olarak, asırlardır farklı maskelerle sahnelenen bu şüphe ve tahrif operasyonlarına karşı uyanık kalmak, sadece ilmi bir gereklilik değil, aynı zamanda bir beka meselesidir. Kökü dışarıda, dalları içeride olan bu sinsi stratejiler; kavramlarımızı dönüştürerek, öncülerimizi değersizleştirerek ve zihinlerimize nifak tohumları ekerek bizi biz yapan ruhu hedef almaktadır. Ancak bilinmelidir ki, ilahi muhafaza altındaki hakikat nuru, hangi maskeyle gelirse gelsin hiçbir batıl karanlığın boğamayacağı kadar güçlüdür; yeter ki bizler ferasetimizi kaybetmeyelim ve bin yıllık sahih mirası, "değişim" adı altında pazarlanan modern hurafelere kurban etmeyelim.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Osman Altıkulaç
27-12-2025 14:33Evvala islâmı doğru anlamak, anlatmak ,yaşamak ve yaşatmak için gecesini gündüzüne katan cümle alim,mutekffir ve duyarlı müslümanlar'dan Allah cc razı olsun. AliOsman hocamız bu konuda hakikaten örnek alınması gereken bir şahsiyettir.Konu o kadar ciddiki hakkında kitaplar yazılsa yeridir.Özet olarak şunu söylemek gerkirki ;biz dinimize,neslimize sahip çıkmazsak,sağlam kaynakları zamanında öğrenmez öz ver sahibi alimletimize sahip çıkmazsak birileri gelir bize sahte din aşısı yapar.Böylece hem dünya ve hemde ahiret saadetini kaybederiz."İlk vuran avcılar "unutulmasın.Veda hutbesinin kalbi mesabesinde olan "Size iki şey bırakıyorum onlara sımsıkı sarılırsanız asla sapıtmazsınız "H.ŞERİF i aslında konuyu çok güzel kalplere nakş ediyor. Kulağımıza küpe ,rotamıza kılavuzluk,olanlara selam olsun. Saygılarımla...
Hacı Genç
27-12-2025 12:45Ali Osman bey yüreğinize ve kaleminize sağlık. Tesbitleriniz dört dörtlük. Rabbim sizleri çıktığınız bu yolda muvaffak etsin.