BİZE BİŞEY OLDU!
24 Ocak 2026, Cumartesi 01:06
Çamlıca tepesinden “Şehitler Köprüsü”ne doğru bakıp uzun uzun düşündüm.
Şapkalı bir münafık tarafından bir köprüyle imar edildiğimize dair kandırılışımızın simgesiydi benim için 15 Temmuz’a kadar…
Sol’un taş üstüne taş koymamasını, aksine sosyal adalet çığırtkanlığı yaparken faşist bir zulümle milleti hor görmesini konu bile etmiyorum.
Evet Türkiye’nin solu varlığının sonucuyla düpedüz faşisttir.
Geçelim.
Halkın idaresini halka veriyoruz diye yıktıkları Osmanlı’dan sonra…
Ve artık çağdaşız diye kurdukları cumhuriyetten sonra…
Hiçbir zaman halka gitmediler, halka sormadılar, halk için halk adına karar verip halka zulmettiler.
Ve halk, onların karşısında kim varsa onlara oy verdi hep.
Ve onlar asla demokratik bir seçimle iktidar olamadılar.
Şimdi rezil ola ola tükeniyorlar.
Ve onları “yok” sayarak yaşıyoruz.
İşte Çamlıca tepesinden Şehitler Köprüsü’ne doğru bakarken, Menderes asılırken niye sesleri çıkmadı diye itham ettiğim geçmişimden özür diledim.
Çünkü onların “Ses verin” diyecek bir liderleri yoktu.
Hatta onların “Ses verin” demesine gerek bile olmayan gerçek bir liderleri hiç olmamıştı.
xxx
Yirmili yaşlarımda yayınlanan “Sevmek Ölmekle Başlar” kitabımda, yumruğu dünyanın beynine indirmeye hazır ve bu eylemden sonuç bekleyen haşin bir gençtim ben…
İmparatorluk mirasının ve imanımın aşkı ve gayretiyle bakıyordum hayata.
Büyümek değiştirdi beni.
12 Eylül’ü yaşarken, darbe karşıtı olabilecek yaşta ve şuurda değildim.
Anarşi vardı. Her gün gençler ölüyordu.
Komünistler ve faşistler savaşıyordu güya. Demirel ve Ecevit’in çekiştiği, Türkeş ve Erbakan’ın çırpındığı ama huzuru sağlayamadıkları ve darbe olduğu zaman, kandan ve karışıklıktan bıkmış halkın, “Dördünü de sallandıracaksın Boğaz Köprüsü’nde” fantezisi kurduğuna şahidim. Elbette öfke ile söylenen sözlerdi bunlar.
Aynı aileden hem komünist hem faşist çıkabiliyordu. Aslında bu kavramların ne olduğunu da ne kadar bildikleri şüpheliydi. Ama şüpheye rağmen birbirlerini kesecek kadar terörize olmuştu insanlar.
Kenan Evren, dindar Erzurum’da başörtüsünün saçların yemeğe dökülmemesi için keşfedildiğini söyleyecek kadar ebleh bir adamdı. Evet, ölünün arkasından konuşuyorum. İdamları anlatırken bi sağdan bi soldan asarak denge gözettik diyen bir katildi sonuçta.
Bilmem kaç bin yıllık geleneği olan Türk ordusunda bu ayarda bir adamın çavuş bile olmaması gerekirken, Genelkurmay Başkanı olabilmesi, onun yaptığı darbeden de astığı insanlardan da daha vahim bir durumdu hâlbuki.
Bu arızanın sebebini hiç tartışmadık.
xxx
Şehitler Köprüsü’ne bakarken, neden kolay kandırıldığımızı düşündüm.
Aydın diye, sanatçı diye ekmek ve itibar verdiğimiz bi dolu hain, darbeyi halâ için için alkışlıyor; bal gibi biliyoruz.
Ama vatanını ve milletini seven, vatanı ve milleti için ölebilecek kadar delikanlı herkesi, solcusu, alevisi, kürdü, sağcısı kim varsa ihtiyarı, genci, çocuğu, erkeği, kadını hepsini sevgi ve hürmetle selamlıyorum.
Çünkü kandırıldığının farkına varanların ne partisi önemli, ne inancı, ne etnik kökeni.
xxx
Şehitler Köprüsü’ne bakarken, o gün orada olmayıp, orada ölmeyip, güven tesis edildiğinde sahne alan korkakları, samimiyetsizleri düşündüm.
Darbe karşısında kıvırtan Amerika’yı, Avrupa’yı düşündüm.
Bir de yalınayak, aç karnına, ellerini semaya uzatıp bizim için dua eden Filistinli, Tunuslu, Halepli, Doğu Türkistanlı kardeşlerimizi…
xxx
Dünyanın beynine yumruk indireceğimizi zannettiğim gençlik zamanlarım geride kalmış, bi dolu rezillik karşısında sistemin uyuşturduğu bir adam olmuştum sonraları…
Ama…
Ama bana da bişey oldu.
Hepimize olduğu gibi…
Şükür ki oldu.
Şehitler Köprüsü’ne bakarken şimdi, o yumruğu indirebileceğimize inanıyorum tekrar.
Çünkü ben, eşimle, çocuğumla, komşumla, tanıdığım ve tanımadığım vatansever kardeşlerimle her an ve her şartta “şehadet” arzusuyla vatanımız için teyakkuzdayız.
Ölene kadar.
Ve sanıyorum, gazozumuza ilaç koymuşlar vakt-i zamanında…
Artık uyandık.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.
Yorumlar
Alaaddin Erdoğan
27-01-2026 12:59Tebrikler Murat kardeşim... Gönlüne kalemine sağlık... Daha düne kadar, bizi bizden olmayanların yönettiğini (istisnalar hariç), Cumhuriyet /demokrasi kılıfıyla milletin , seçim yapılmadan, tek parti ile yıllarca, faşizmle yönetildiğini dinini öğrenmekten yaşamaktan mahrum kaldığını özetin özeti olarak, vatan aşkı ile, din gayretiyle dile getirdiniz... Evet, bize bir şey oldu.. cumamız pazar oldu.. ne olduysa hep azar azar oldu.. Gazozumuza gizliden ilaç konuldu.. uyuduk... Bizden bir lider geldi, milletçe uyanmaya koyulduk.. Selam ve muhabbetle...