• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

DİNDE REFORMCULAR VE MEVDÛDİ

27 Mart 2026, Cuma 10:30
DİNDE REFORMCULAR VE MEVDÛDİ

Ebü’l-A’la Mevdûdi, 1903’de Hindistan / Haydarabad’da doğdu. 1979’da Amerika’da öldü. Pakistan’da defnedildi.

İbni Teymiyye’nin fikirlerine saplanan Mevdûdi, gazeteci olarak hayatına devam etti.

Cem’iyyet gazetesindeki seri yazıları, 1927’de el-Cihâd fi’l-İslam adıyla kitap haline getirildi.

İhtilal fikirleri yayan bu kitap, Hasan el-Bennâ’nın (ö.1949) düşüncelerine tesir ederek Mısır’da devlete karşı gelmesine ve öldürülmesine sebep oldu.

Mevdûdi’nin ilmi kifayetsizliği ve ihtilalci fikirleri, böyle sayısız müslümanları, maddi ve manevi ölüme sürükledi.

Oysa hiçbir İslam alimi, siyasete karışmamış, ihtilali hatırından bile geçirmemiştir.

Milleti ilimle ve nasihatle irşat etmişler, İslamiyetin ihtilal ile değil, ilimle, adalet ve ahlakla yayılacağını bildirmişlerdir.

Mevdûdi, 1941’de Lahor’da, siyasi düşüncelerini İslamiyet gibi göstererek Cema’at-ül İslamiyye adında bir İslam fırkası kurdu.

İhtilalci fikirleri sebebiyle birkaç defa hapse girip, çıktı.

İnsan hakları ve adalet ismi altında ihtilal çıkartarak Keşmir’de karışıklıklara yol açtı.

Hindliler bundan faydalanarak Keşmir’e saldırdı. Hükümet korkunç ve güç durumlarla karşılaştı.

Bunlarla da yetinmeyip, el altından Suudi Arabistan ile iş birliği yaptı.

Mezhebsizliği bütün İslam ülkelerine yaymak için kurulmuş olan Medine’deki Vehhâbi istişare heyetine üye oldu.

Fakat (Bir zalime yardım edene, Allahü teala o zalimi musallat eder.) hadis-i şerifi tecelli ederek, yanaşmak istediği kimseler tarafından yine hapsedildi.

Karaşi medresesinin müdürü Muhammed Yûsüf Benûri (ö.1977),

El-üstâdu’l-mevdûdi kitabında, Mevdûdi’nin ehliyetsiz ve mezhebsiz olduğunu uzun anlatmaktadır.

Bu kitap Arapça olup, İstanbul’da basılmıştır. Kitabın 7.sayfasından itibaren özetle:

“Mevdûdi, Niyaz Fetihpûri isminde bir mülhidi katip yaptı. Bunun sapık fikirleri ile bozuldu. Bunun yardımı ile, çeşitli dergilere yazılar vererek geçimini sağladı.

Zamanla fikirleri yayılmaya başlayınca, ileriyi gören ilim adamlarında tereddütler hasıl oldu.

Kitaplarına karşı ilk reddiye yazan Şeyh Münâzır Ahsenü’l-Geylânî oldu.

Bu zat, Abdülmâcid Deryâbâdî’nin (ö.1977) çıkardığı, Sıdk-ul-cedîd mecmuasında, (Yeni bir harici) başlığı ile ilk reddiyesini yazdı.

Sonra, Seyyid Süleyman En-Nedvî (ö.1953) ve Hüseyin Ahmed El-Medenî (ö.1957), Mevdûdi’ye reddiyeler yazdılar.

Mevdûdi’nin sapıtmasına sebep, din bilgilerini ehlinden öğrenmedi. Arabi ilimlerde maharet kazanamadı.

Hakiki din alimlerinin sohbetlerine kavuşamadı.

İngilizce ve Arabi lisanlarını, okumakta, yazmakta ve konuşmakta başarılı olamadı.

Kitaplarının hepsini Urdu lisanında yazmış olup, talebesi Şeyh Mes’ûd Âlim En-Nedvî tarafından Arabîye tercüme edilmiştir.

Üzerlerinde Mevdûdi ismi yazılı olduğundan, okuyanlar, Mevdûdi’nin Arabi olarak yazdığını zan etmektedirler.

Mevdûdi bir din adamı değildir. Bir siyaset adamıdır. Urdu dilinde akıcı bir kalemi vardır.

Fakat, kitaplarının zararı, faydalarından büyüktür. Bilhassa Urdu dilinde neşrettiği kitaplarında, Eshab-ı kirama dil uzatmaktadır.

Halife Hz. Osman’ı lekelemekte ve selef-i sâlihîne hakaret etmektedir.

İslamiyetin ıstılahlarını ve ayet-i kerimeleri değiştirmektedir.

Bütün yazıları, mevki ve koltuk kapmak arzusunu açıkça göstermektedir.

Vehhabilerin kurmuş olduğu Rabıtâtü’l-alemi’l-islami teşkilatı, Mevdûdi’yi sevmekte ve kitaplarını Arabî olarak dünyaya yaymaktadır.

Pakistan’daki din adamlarından Muhammed Zekeriyya Kandehlevî de (ö.1983), önceleri Mevdûdi’nin yazılarını beğeniyordu.

Sonra sapıklığını, dalaletini anlayınca, kendisine nasihat mektubu yazdı ve onun bozuk fikirlerini bildiren bir risale neşretti.

Hindistan’da, her fırka ve mezhebden alimler, 1 Ağustos 1951 günü, toplanarak,

Mevdûdi’nin ve kurmuş olduğu El-Cema’at-ül-İslamiyye’nin müslimanları helake ve dalalete sürüklediğine karar verip bu fetvayı kitap ve gazetelerle neşrettiler.” diyor. (El-üstâdu’l-mevdûdi S.7)

Ayrıca Pakistan alimleri de, Mevdûdi’nin dâl ve mudıl (kendi sapmış ve başkalarını saptırmakta) olduğuna karar vermiş ve bu karar,

Ravalpindi şehrinde Ahbâru’l-cem’ıyye’de 22 Şubat 1976’da yeniden neşredilmiştir.

El-meclisü’l-âlemi li-sıyâneti’l-islam cemiyetinin 1988’de Pakistan’ın Karaçi şehrinde çıkardığı Eş-şakîkân kitabında ise:

“Mevdûdi’nin kurduğu Cema’at-i islamiyye mecmualarında:

Humeyni’nin Kur’an-ı kerime hakaret eden,

Peygamberleri küçülten ve

Ehl-i sünnet müslümanların, yahudiden ve hıristiyandan daha kötü olduklarını bildiren yazıları ve

Humeyni’ye methiyeler yer almaktadır.

Bütün bunlar, Mevdûdi’nin de, râfizî olduğunu göstermektedir.” diyor. (Eş-şakîkân)

Mevdûdi, İslam’ın bütün ana prensiplerini kendi mantığı ile çözmeye kalkışarak ehl-i sünnet alimlerinin yolundan ayrılmıştır.

Kitapları incelendiğinde, kendi mantığını ve düşüncelerini, İslamiyet olarak yayma çabasında olduğu kolayca anlaşılmaktadır.

İslam’ın hilafet müessesesine de, kendi hayaline göre şekil vermekte, halifelerin hemen hepsine hadsizce hücum etmektedir.

Nitekim İstanbul’daki yüksek İslam Enstitüsü eski müdürlerinden ve öğretim üyelerinden Ahmed Davudoğlu hoca da (ö.1983),

Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri kitabında,

Mevdûdi bir filozoftur, şaşırabilir.” diyor.

İslam alimlerinin kitaplarını okuyup anlayacak seviyede olmayan cahiller ise, onu bir alim ve mücahid sanmaktadır.

Mezhebsizler, Muhammed Abduh’un, Mevdûdi’nin, Seyyid Kutub’un ve râfizî babalarından Humeyni’nin propagandalarını yapmakta,

Onların İslamiyete aykırı yazılarını bir kahramanlık ve mücadele olarak tanıtmaktadırlar.

Mevdûdi’nin İslamda İhya Hareketleri isimli kitabındaki ve diğer dinde reformcuların,

İslamiyete uymayan bozuk ve zararlı görüşlerine, ehli sünnet alimlerinin vermiş oldukları cevapları daha detaylı öğrenmek için,

Hakikat Kitabevi yayınlarından;

FÂİDELİ BİLGİLER kitabını mutlaka okumalıdır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.