• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

ŞERİAT ve GAYR-İ MÜSLİMLER

22 Haziran 2026, Pazartesi 10:57
ŞERİAT ve GAYR-İ MÜSLİMLER

Osmanlı mülkünde yaşayan bütün tebaa Müslim veyâ gayr-i Müslim, zimmî (Osmanlı mülkünde yerleşik olan gayr-i Müslümler) veyâ müste’menler (Osmanlı mülkünde sâkin olmayıp çeşitli vesîlelerle gelen gayr-i Müslimler) hep şer’î hukûkun te’mînâtındaydılar.

Orta Çağ’da hattâ Yeni Çağ’da bile Müslümanlara çeşitli zulümler eden ve yaşama hakkı bile tanımayan, onları evlerinden ve yurtlarından edip câmi ve mezarlarını tahrîb eden Batı dünyâsı, İslâm hukûku karşısında nasıl mücrim duruma düştüğünü hiç düşünmüş müdür? İşte İslâm âleminin büyük müftüsü Ebussuûd Efendi’nin fetvâlarından örneklerle açıklayalım:

419. mes’ele: Kiliseye gitmeyen kâfirin, kiliseye giden kâfir üzerinde şehâdeti kabul müdür?

El-cevâb: Olmaz. (Burada Hristiyan da olsa o dîne nasıl saygılı davranılmıştır; dikkat çekici)

421. mes’ele: Fâsık ve fâcir Müslümân’ın (açıktan günah işleyen) zimmî üzerinde şehâdeti kabûl olur mu?

El-cevâb: Fısk ve fücûru açıkça biliniyorsa olmaz. (Günahkâr bir kişi Müslüman da olsa bir kâfire -aleyhte- şâhitlik edemez.)

427. mes’ele: Yahûdî bir kişi işi için İstanbul’da Galata’ya gidince Hristiyan biri “Onun üzerinde hakkım vardı, Galata Kâdîsı’na gidelim” dediğinde “Benim kâdîlığım İstanbul Kâdîlığıdır, ona gidelim” deme hakkı var mıdır?

El-cevâb: Hakkı vardır. (Düşünün bir gayr-i Müslim bölge kâdîsını seçme hakkına bile sâhiptir.)

429. mes’ele: Gayr-i Müslim bir kişi şer’î mecliste hanımını üç talak ile boşasa “Bizim dînimizde boş olmaz” dese yine aynı hanımı alabilir mi?

El-cevâb: Karısı mürâfaa ederse, (yâni kararı tekrar görüşmek isterse, meselâ aynı kocaya dönmek istemezse) kadın lehine karar verilir.

441. mes’ele: Bir Müslüman kâfirin ağzına ve dînine sövse ne lâzım gelir?

El-cevâb: Ta’zîr gerekir. (Hâkimin takdîr edeceği bir cezâ, para veyâ hapis cezâsı verilir.)

442. mes’ele: Bir Müslüman kâfirin dînine îmânına cimâ lafzı (sin kefle) sövse, ne lâzım gelir?

El-cevâb: Semâvî dinlere söven kâfir olur. (M. Ertuğrul Düzdağ, Şeyhülislâm Ebussuûd Efendi Fetvâları Işığında 16. Asır Türk Hayâtı, Enderun Kitabevi, ss. 99-100, 1972, İstanbul)

HÜKÜM SİZLERE KALMIŞ

İslâmiyette had, ta’zîr, sirkat ve îdam gibi cezâlar, duyguları tatmîn etmek için değil; insanların can ve mal emniyetini koruyup kendilerini huzurlu hissetmeleri içindir. Aksi takdirde kapılarımızda otomatik sinyal cihazları, çelik kapılı çift kilitli aparatlar, caddelere adeseler, câmileri bile 24 saat gözlem altına alan kameralar koymak mecbûriyetinde kalırsınız.

Zinâdan taşlanarak öldürme (recm) Osmanlıda altıyüz senede sadece bir defa uygulanmıştır. Sebep gâyet açıktır: Bu konunun şâhitliği imkânsız denecek kadar zordur.

Hırsızlık olayları da caydırıcı cezâlar olduğu için son derece azdır. Kırsal alan eşkıyâları yakalandıklarında zâten îdâm edilirdi.

İşte bir tarafta Batı’nın evrensel insan haklarına dayalı medenî(!) hukûku; diğer yanda kelle kol kesen diye târif ettiğiniz İslâm hukuku! Acaba hangisi daha medenî, hangisi insan haklarına daha saygılı?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.