• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

“LİSAN-I HÂL, LİSAN-I KÂLDEN ENTAKTIR.”

05 Nisan 2026, Pazar 12:02
“LİSAN-I HÂL, LİSAN-I KÂLDEN ENTAKTIR.”

Gerçek şu ki…

Yani insanın hâli, sözünden daha yüksek sesle konuşur.

Çocuklar kulaklarıyla değil, gözleriyle büyürler. Gençler nasihat dinlemez aslında; hayatı seyrederler. Bir baba dürüstlükten bahsedip en küçük menfaatte doğruluktan sapıyorsa, çocuğunun zihninde söz değil, o küçük kayma yer eder. Bir öğretmen kitap sevgisini anlatıp eline hiç kitap almıyorsa, öğrencinin hafızasında kalan cümleler değil, o boş masadır. Bir büyük sabrı öğütleyip öfkesine yeniliyorsa, genç sabrın tanımını değil, bağırışın tonunu öğrenir.

İşte dram burada başlar.

Büyükler konuşur, çocuklar bakar. Büyükler öğüt verir, gençler ölçer. Aradaki mesafe açıldıkça güven incelir. Çünkü insan, özellikle genç insan, tutarsızlığı hemen hisseder. Söylenenle yapılan arasındaki çatlak büyüdükçe saygı sessizce çekilir. O zaman evlerde nasihat çok, tesir az olur.

Oysa gençlik örnek ister. Canlı, somut, yürüyen bir örnek. “Çalışkan ol” demek kolaydır; gece ışığı sönmeyen bir emeği göstermek zordur. “Ahlâklı ol” demek kolaydır; haksızlık karşısında bedel ödemeyi göze almak zordur. “Mütevazı ol” demek kolaydır; makamı varken sade kalabilmek zordur.

Bugün birçok gencin içindeki kırgınlık biraz da buradan gelir. Büyük idealler anlatılır ama küçük hesaplar yapılır. Fedakârlık övülür ama konfor terk edilmez. Samimiyet konuşulur ama gösteriş sevilir. Genç zihin bu çelişkiyi görür ve ya susar ya uzaklaşır. Uzaklaşırken de sadece kişiden değil, değerden de uzaklaşır.

Bir çocuğun gözünde baba kahramandır. Bir öğrencinin gözünde öğretmen pusuladır. Bir gencin gözünde büyükler istikamettir. Eğer pusula şaşarsa, gemi yönünü kaybeder. Eğer kahraman düşerse, güven sarsılır. İşte o zaman kelimeler ne kadar süslü olursa olsun, içi boş bir yankı gibi kalır.

Asıl acı olan şudur: Büyükler çoğu zaman bunun farkında değildir. “Ben söyledim ya” derler. Oysa çocuk, “gösterdin mi?” diye sorar içinden. Çünkü lisan-ı hâl, yani yaşanan hayat, en yüksek sestir. Samimiyet bağırmaz ama hissedilir. Çelişki saklanmaz ama sezilir.

Belki de yeniden başlamanın yolu buradan geçer. Daha az konuşup daha çok yaşamak… Daha az öğüt verip daha çok örnek olmak… Çocuğumuza bırakacağımız en büyük miras; banka hesabı değil, tutarlı bir hayattır. Gençlere vereceğimiz en güçlü mesaj; kürsüden değil, karakterden yükselendir.

Unutmamalıyız ki bir nesil, büyüklerinin gölgesinde büyür. O gölge serinse huzur verir, karanlıksa ürkütür. Biz nasıl bir gölge bırakıyoruz?

Çünkü söz uçar denir; ama hâl kalır.

…Ve çocuklar, en çok kalan şeyi miras alır.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.