• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

SULAR ALTINDA KALAN TARİH

30 Eylül 2026, Çarşamba 12:15
SULAR ALTINDA KALAN TARİH

Eğirdir Gölü’nün Kemer Boğazı olarak adlandırılan bölgesi, tarihte nice orduların, hükümdarların, sultanların ve imparatorların geçtiği son derece önemli bir güzergâhtı. Bugün tek parça bir göl olarak görülen Eğirdir Gölü, geçmişte böyle değildi.

Kuzeyde Hoyran Gölü, güneyde Eğirdir Gölü bulunuyordu. Bu iki gölün arasında yaklaşık 17-18 kilometrelik bir kara parçası vardı. Bu kara parçası üzerinde kuzeyden güneye doğru akan bir nehir bulunuyor, nehir Hoyran Gölü’nü Eğirdir Gölü’ne bağlıyordu.

1600’lü yıllarda sular yükseldi ve iki göl birleşti. Böylece bugün gördüğümüz tek parça Eğirdir Gölü meydana geldi.

Ramazan Topraklı’ya göre gölün geçmişteki bu yapısını bilmeden bölgenin tarihini doğru yorumlamak mümkün değil. Çünkü tarih boyunca Roma orduları, Haçlı orduları, Selçuklu orduları ve daha birçok askerî birlik, bugünkü gölün ortasında kalan bu kara parçasından geçiyordu.

İki gölü birbirine bağlayan nehrin üzerinde de bir köprü bulunuyordu.

Bu köprü, bölgenin bütün tarihî ulaşım sisteminin ana noktalarından biriydi.

İKİ GÖLÜ BİRLEŞTİREN NEHİR VE KEMER KÖPRÜ

Osmanlı vesikalarında bölgenin adı Frigos Boğazı olarak geçiyor. Maziye köyüne ait bir kayıtta “Frigos Boğazı’ndan gemi hasılatı” ifadesi bulunuyor. Bölgede kayıklara gemi, göllere ise deniz denildiği görülüyor.

Eğirdir Gölü için de geçmişte “Rum Denizi” tabirinin kullanıldığı ifade ediliyor. Ramazan Topraklı’ya göre bazı tarihçiler “Rum Denizi” ifadesini Akdeniz veya Ege Denizi olarak değerlendirdikleri için kaynaklarda anlatılan bazı tarihî hadiseleri yanlış coğrafyalara taşımışlardır.

Topraklı’nın değerlendirmesine göre kaynaklarda geçen Rum Denizi, Eğirdir Gölü’dür.

Tarihî dönemde Eğirdir Gölü’nün yaklaşık 20 kilometre uzunluğunda, 16 kilometre genişliğinde olduğu ve kuzeydeki Hoyran Gölü’nden ayrı bulunduğu ifade ediliyor.

İki gölün arasından akan nehrin üzerinde bulunan kemer köprü ise geçişlerin merkezindeydi.

Ramazan Topraklı bu köprünün büyük ihtimalle tek kemerli olduğunu düşünüyor. Bunun sebebini mühendislik açısından değerlendiriyor. Bölgenin fay hattı üzerinde bulunduğunu, bu nedenle nehrin ortasına bir köprü ayağı yerleştirmenin uygun olmayacağını, köprünün iki yakaya oturan tek kemerli bir sistemle yapılmış olabileceğini söylüyor.

Depremler meydana geldiğinde köprünün yıkılmış olabileceği ve daha sonra tekrar tekrar inşa edilmiş olabileceği üzerinde duruyor.

Topraklı’ya göre eğer bugün suyun altındaki köprü bulunabilirse, farklı dönemlere ait yıkılmış kemer tabakaları ortaya çıkarılabilir. Böylece köprünün kaç defa yıkıldığı ve kaç defa yeniden yapıldığı da anlaşılabilir.

Bölgedeki yaşlıların “Biz bu kemeri suyun altında gördük.” şeklindeki anlatımları da dikkat çekiyor.

Köprünün tam yeri bugün kesin olarak bilinmiyor. Fakat adaya yakın bir noktada bulunduğu ifade ediliyor.

GÖLÜN ALTINDA KALAN KARA PARÇASI

1600’lü yıllardan önce bu bölgeye gelindiğinde bugün sandalla geçilen yerlerde kara bulunuyordu.

Hoyran Gölü ile Eğirdir Gölü’nü birbirine bağlayan bir nehir vardı. Tarihî yol bu nehrin üzerindeki köprüden geçiyordu.

Zaman içerisinde göl sularının yükselmesiyle bu kara parçası ortadan kalktı ve iki göl birleşti.

Ramazan Topraklı, gölün tabanının aynı zamanda sürüntü maddeleriyle dolduğunu, bu nedenle bir taraftan sular yükselirken diğer taraftan gölün sığlaştığını ifade ediyor.

Son yıllarda gölün tabanında yosunlaşmanın arttığını ve su seviyesinin ciddi şekilde çekildiğini de belirtiyor.

Bölgenin karstik yapısı da ayrı bir mesele. Topraklı, göl tabanında zaman zaman çökmeler meydana gelebileceğini düşünüyor. Dağların altında çok sayıda mağara bulunduğunu ve köprünün bulunduğu alanın da böyle bir çökmeye uğramış olabileceğini değerlendiriyor.

KRAL YOLU DA BURADAN GEÇİYORDU

Bu güzergâhın tarihi çok eski dönemlere kadar uzanıyor.

Ramazan Topraklı’nın değerlendirmesine göre burayı kullanan en eski isimlerden biri Lidya Kralı Krezüs’tü.

Krezüs ordusuyla bölgeye geldiğinde nehri geçmekte zorlandı. Herodot’un anlatımına göre ordunun içinde bulunan Tales, nehrin bir kısmının yönünü değiştirerek geçişin kolaylaştırılmasını önerdi.

Nehir iki kola ayrıldı ve ordunun geçişi kolaylaştırıldı.

Meşhur Kral Yolu da bu bölgeden geçiyordu. Sardes’ten başlayıp doğuya uzanan bu büyük tarihî güzergâhın Kelene üzerinden geçtiği biliniyordu.

Topraklı, Herodot’un verdiği mesafeleri coğrafya üzerinde karşılaştırarak Kral Yolu’nun bu bölgeden geçtiğini savunuyor.

Lidyalılardan sonra Persler de bu yolu kullandı.

Perslerin yol sistemini geliştirdiği, güzergâhlara mesafe taşları koyduğu anlatılıyor. Bugün Dinar’a bağlı Çapalı köyünde bu dönemle ilişkilendirilen bir mesafe taşının bulunduğu ve daha sonra çeşme taşı olarak kullanıldığı ifade ediliyor.

KEMER KÖPRÜYÜ ROMALILAR MI YAPTI?

Perslerden sonra bölge Roma hâkimiyetine girdi.

Ramazan Topraklı’ya göre bölgedeki meşhur kemer köprüyü ilk defa Romalılar inşa etmiş olabilir.

Bunun dayanaklarından biri Strabon’un bölge için kullandığı “Apameia Kibotos” adıdır. Topraklı, “Kibotos” kelimesini kemerle ilişkilendiriyor ve burada eski dönemden itibaren kemerli bir geçişin bulunduğunu düşünüyor.

Köprü daha sonraki yüzyıllarda da defalarca yeniden yapılmış olmalıdır.

Osmanlı kayıtlarında köprünün sürekli harap olmaya meyilli olduğu belirtiliyor. Köprünün tamiri için de vakıf kurulduğu ifade ediliyor.

Terzi Yakup ve başka bir hayırseverin köprünün küçük tamirlerinde kullanılmak üzere para vakfettiği, bu kaydın 1530 yılında Kanuni Sultan Süleyman döneminde görüldüğü aktarılıyor.

Yani bu köprü yalnızca antik çağın değil, Osmanlı döneminin de aktif olarak kullanılan ulaşım yapılarından biriydi.

HAÇLILAR DA BU GÜZERGÂHTAN GEÇTİ

Bölge, Haçlı Seferleri sırasında da büyük askerî hareketlere sahne oldu.

Birinci Haçlı Seferi’nde Haçlılar İznik’i ve ardından Eskişehir’i aldıktan sonra Afyon üzerinden bu bölgeye geldiler.

Kaynaklarda Haçlı askerlerinin nehirden su içtikleri ve bunun ardından çok sayıda askerin öldüğü anlatılıyor. Daha sonra sağ kalanların Yalvaç tarafına ilerlediği belirtiliyor.

Bu tarihten itibaren bölge uzun yıllar Türklerle Bizans arasında mücadele sahası oldu.

Ramazan Topraklı’ya göre Anadolu Selçuklu sultanları da batıya yönelik akınlarında bu köprü ve güzergâhı defalarca kullandılar.

Nehir üzerinde yalnızca taş kemer köprü de yoktu. Gerektiğinde tahta köprüler kurulabiliyordu. Kayıkların yan yana bağlandığı, üzerlerine kalın kalasların yerleştirildiği geçici köprülerle orduların karşı tarafa geçirildiği anlatılıyor.

ROMEN DİYOJEN DE BU YOLDAN GEÇTİ

Bölgeden geçen en dikkat çekici isimlerden biri Bizans İmparatoru Romen Diyojen’di.

Ramazan Topraklı, Romen Diyojen’in doğu seferlerinde bu güzergâhı birkaç defa kullandığını ifade ediyor.

1068 ve 1069 seferlerinde buradan geçti. 1071 yılında Malazgirt’e giderken de aynı yolu kullandı.

Ordusunu nehirden geçirdikten sonra yakınlardaki taşlık arazide ordugâh kurduğu anlatılıyor.

Daha sonra Malazgirt’te Sultan Alparslan’a yenildi.

Fakat Romen Diyojen’in bu coğrafyayla hikâyesi burada bitmedi.

Malazgirt’ten sonra imparatorluğu elinden alınmış, taht iddiasından vazgeçmiş ve keşiş olmayı kabul etmiş bir kişi olarak yine bu güzergâhtan geçtiği ifade ediliyor.

Bir zamanlar ordusunun önünde yürüdüğü yollardan bu defa mağlup, reddedilmiş ve katır sırtında ilerleyen eski bir imparator olarak geçti.

Bu da bölgenin tanıklık ettiği en dramatik tarihî hadiselerden biridir.

MENDERES, EL-BATTAL, SANGARİOS…

İki gölü birbirine bağlayan nehrin tarih boyunca birçok adı olduğu belirtiliyor.

Bunlardan en önemlisi Menderes.

Ramazan Topraklı, kaynaklarda geçen bu Menderes’in Büyük Menderes ya da Küçük Menderes olmadığını, Hoyran ile Eğirdir gölleri arasındaki bu nehir olduğunu savunuyor.

Nehrin bir başka adı El-Battal’dır. Bu ismin Battal Gazi’nin bölgedeki mücadelelerinden geldiğini ifade ediyor.

Bazı kaynaklarda Halis ve Sangarios isimleri de geçiyor.

Bölgedeki köprü ise bazı kaynaklarda Zompos Köprüsü olarak anılıyor.

Topraklı için Zompos Köprüsü’nün geçtiği metinler çok önemlidir. Çünkü bir kaynakta bu köprünün Sangarios’un kaynaklarına yakın olduğunun belirtilmesi, onun bölgeyle yaptığı eşleştirmede önemli bir delil olarak değerlendiriliyor.

KÖPRÜDEN KİMLER GEÇTİ?

Bu tarihî güzergâhtan geçtiği ifade edilen isimlerin listesi oldukça uzun.

Krezüs geçti.

Persler geçti.

Roma orduları geçti.

Bizans imparatorları geçti.

Romen Diyojen geçti.

Haçlı orduları geçti.

Selçuklu sultanları ve Türkmen kuvvetleri geçti.

Battal Gazi’nin ve bölgedeki Arap akınlarının hatıraları bu coğrafyada yaşadı.

Hasan bin Kahtaba ve Abbasi kuvvetlerinin de bölgede mücadele ettiği anlatılıyor.

Mu‘tasım’ın Uluborlu ve Amorium seferleri de bu bölgenin askerî tarihinin önemli parçalarından biri olarak değerlendiriliyor.

Osmanlı döneminde de güzergâh önemini tamamen kaybetmedi. Bazı Osmanlı komutanlarının bu hattı kullandığına dair kayıtların bulunduğu ifade ediliyor.

Kısacası bu geçit, yüzyıllar boyunca doğu ile batı arasındaki büyük askerî ve ticari hareketliliğin merkezlerinden biri oldu.

TARİH BUGÜN SUYUN ALTINDA

Bugün Kemer Boğazı’na bakıldığında tek parça bir göl görülüyor.

Fakat bu manzara, bölgenin eski tarihini gizliyor.

Bir zamanlar burada kara vardı.

Bir nehir vardı.

Nehrin üzerinde bir kemer köprü bulunuyordu.

Ve nice kral, imparator, sultan, komutan ve ordu bu köprüden geçti.

Bugün o yolun büyük bölümü suyun altında.

Kemer köprünün kendisi de henüz tam olarak ortaya çıkarılmış değil.

Fakat tarihî metinler, Osmanlı kayıtları, yer adları, bölgenin coğrafyası ve halkın hafızası bir araya getirildiğinde burada çok büyük bir tarihî ulaşım hattının bulunduğu görülüyor.

Ramazan Topraklı’nın ifadesiyle, bu köprünün ortaya çıkarılması yalnızca bir taş yapının bulunması anlamına gelmeyecek. Aynı zamanda Anadolu tarihinin birçok önemli hadisesinin geçtiği güzergâhı da yeniden görünür hale getirecek.

Eğirdir Gölü’nün suları bugün bu yolu örtüyor olabilir.

Ama altında binlerce yıllık bir tarih yatıyor.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.