• DOLAR
    41.27
  • EURO
    48.66
  • ALTIN
    4850.3
  • BIST
    10.449
  • BTC
    112074.59$
Deneme Reklam

KALP HUZURUYLA MUTLU OLABİLMEK

02 Ekim 2026, Cuma 00:30
KALP HUZURUYLA MUTLU OLABİLMEK

Her insan mutlu olmayı arzu eder.

Ama herkes mutlu olamaz.

Bunun sebebi mutluluğu yanlış yerde aramaktır.

Birçok insan sadece nefsânî arzularını tatmin etmekle mutlu olabileceklerini zannediyor.

Halbuki hakiki mutluluk kalbin huzura ermesiyle, o da, feyz-i ilâhînin yani Allahü tealanın sevgisinin kalbe yerleşmesiyle elde edilir.

İnsan, bu kalıcı ve derin huzura ancak yaratıcısını zikrederek, O'na sığınarak ulaşabilir.

Nitekim Allahü teala Kur’ân-ı kerîmde:

"Kalpler ancak Allah'ı anmakla (zikirle) huzur bulur" (Ra’d 28) buyuruyor.

İnsan, ruh ve bedenden ibaret bir varlıktır.

Bedenin yemeğe, suya ve dinlenmeye ihtiyacı olduğu gibi;

Ruhun da imana, ibadete, güzel ahlaka ve huzura ihtiyacı vardır.

Kalbin ve ruhun gıdası;

Allahü tealayı anmak, haramlardan sakınarak O’na kulluk etmek ve insanları incitmeden yaşamaktır.

İnsanın mesleğinde ve günlük hayatında yorgunluk, huzursuzluk ve bezginlik hissetmesinin asıl sebebi bu manevi ihtiyaçların ihmal edilmesidir.

Zira nefsânî mutluluk geçicidir ve sürdürülmesi zordur.

Kalbin huzuru ise, kalıcı ve süreklidir.

Mutluluğu nefsânî arzularda arayan insan, işler ters gittiğinde bunalıma girmekte;

Kalp huzuruna eren kimse ise, Rabbine olan teslimiyetle sıkıntılar karşısında asla ümitsizliğe düşmediği gibi O’na olan yakınlığı da artmaktadır.

Günümüzde teknolojinin ilerlemesiyle imkânlar artarak insanlar geçmişe göre daha rahat yaşamakta;

Fakat buna rağmen huzursuzluk ve yalnızlık da her geçen gün artmaktadır.

Çünkü kalbin sadece dünya ile tatmin olması mümkün değildir.

Dünya malı arttıkça insanın istekleri de artar.

Çünkü dünyaya gönül bağlayan insanın nefsi doyumsuzdur.

Birini elde edince diğerinin peşine düşer.

Böylece ömrü, bitmek bilmeyen bir koşuşturma içinde geçip gider.

Lüks eşyalar, yüksek makamlar ve insanların övgüsü geçici bir mutluluk verse de;

Kalbi huzurlu değildir, sürekli kendini bir boşlukta hisseder.

Çünkü kalp, yaratılışı itibarıyla Allah’a yönelmek ister.

İnsan Rabbinden uzaklaştıkça dışı mamur olsa da iç dünyası hep haraptır.

Maalesef günümüzde bazı kimseler, hoyratça ekran başında vakit geçirirken;

Söz konusu namaz olduğunda, insafsızca türlü bahaneler ileri sürebilmektedir.

Oysa namaz, insanın ruhunu dinlendiren en büyük manevi lezzettir.

Kul dua ile Rabbine sığınmakta;

Kur'ân-ı kerim okuyarak da O’nunla iletişime geçerek kalp gerçek huzura kavuşmaktadır.

Helâl lokma yemek, kul hakkından sakınmak ve insanlara iyilik etmek de kalbin huzurunu artırmakta;

Günahlar ise kalbi karartıp iç huzuru azaltmaktadır.

Nitekim insanın çözemediği manevi bunalımların asıl sebebi, işlediği günahlar ve gaflet içinde geçirdiği zamandır.

Mümin, dünyanın geçici olup, bir imtihandan ibaret olduğunu unutmamalıdır.

Burada kusursuz rahatlık aramak bir malihülyadır.

Nitekim şiirde;

"Yüzüğünde ne yazılıydı bilsen Süleyman'ın:

Sakın aldanma, yoktur vefâsı dünyanın!" dediği gibi,

İslam alimleri de:

“Dünyada rahatlık arayan ahmaktır.” buyuruyor.

Zira müslümanın rahatlığı rahatsızlığındadır.

Çünkü ihtiyaçsızlıktan azgınlık doğar.

Azgınlık da, kişinin dünya ve ahiret felaketine sebep olur.

Her insanın bir derdi ve imtihanı vardır.

Önemli olan, bu sıkıntılar içinde Rabbini unutmamaktır.

İnsan Allah’a yöneldikçe sabrı ve iç huzuru artar.

Bu nedenle her gün ibadete, tefekküre, istiğfara ve nefis muhasebesine vakit ayırmalıdır.

Asıl saadet;

Temiz bir kalp, huzurlu bir vicdan, faydalı bir ömür ve Allahü tealanın rızasına uygun yaşanan bir hayattır.

Allahü tealayı hatırlatan her şey bir zikirdir. Bunun için;

Zikir et zikir, bedende iken cânın,
Kalp temizliği zikri iledir Rahmân’ın.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.